Kimi insanlar vardır ki, yaşamaya doğrudan değil, dolaylı yollardan temas ederler. Hayat onlar için bir şiir değil, ezberlenmiş bir formüldür; tutkuyla değil, talimatla yaşanır. Onlar için doğru ile yanlış arasındaki çizgi, ne deneyimin ateşinde yoğrulmuş bir vicdanla ne de bireysel sezgiyle çizilmiştir. Onların doğrusu, başkalarının “uygun” gördüğü, onların yanlışı, başkalarının “ayıp” dediğidir. Martin Eden işte tam bu çarpık düzeni görür, ve gördüğünde içinden gelen kahkaha, öfkenin değil, fark edişin kahkahasıdır. Yalnızca trajedilere değil, trajedinin sıradanlaşmışlığına gülmektir bu. “Dar kafalı küçük formüller” ile yaşayanlar... Onlar için hayat, baştan sona bir reçetedir. Kendileri düşünmezler; düşünceyi, başkalarının ağzından çıkan kalıplarda hazır alırlar. Cesaretle değil, konforla inşa edilmiştir hayatları. Martin, bu kalabalıkların arasından baktığında, sürü psikolojisinin tek tipliğine karşı içsel bir isyanla dolar. Her biri birer siluet gibidir; yüzleri birbirine benzer, sesleri tekdüzedir, tutkuları başkasının elinden çıkmadır. Ve ne kadar ironiktir ki, bu insanlar birey olmayı değil, birey olmamayı başarının ölçüsü sayar. Onlar için kendin olmak, tehlikeli bir sapmadır. Sorgulamak, kuralı bozmaktır; aramak, huzuru kaçırmaktır. Martin’in kahkahası bu yüzden bir nevi kutsal isyandır. Çünkü o bilir ki, özgürlük başkaldırının çocuğudur; ve başkaldırmayanın hayatı, aslında hiç yaşanmamıştır. Bu kahkaha aynı zamanda yalnızlığın da yankısıdır. Aydınlanmış bir zihnin, karanlıkta bırakılmış kalabalığa bakarken duyduğu sonsuz yabancılıktır. Bu kahkahada kibir yoktur; acı vardır. Çünkü Martin bilir ki, çoğu insan bir ömür boyu, kendisi olmadan yaşar. Ve bu, kahkahadan çok, ağlanacak bir şeydir aslında. Jack London burada, Martin Eden aracılığıyla, bireyin içsel uyanışını, toplumun çürümüş alışkanlıklarına karşı bir manifesto gibi okuyucuya sunar. Bu yalnızca bir adamın haykırışı değil, her çağın özgür düşünen ruhlarına yazılmış bir ağıttır. Sürüden sıyrılmak, özgürlüğün bedelidir. Ve bu bedeli ödeyebilenlerin kahkahası, sıradanlığı delip geçen yankılar gibi çarpar kulaklara..