Kendi küçük hayatlarını dar kafalı küçük formüllere göre yaşayanları, bir araya toplaşmış sürüler dışında var olmayan varlıkları, yaşamlarını başkalarının düşüncelerine göre kalıplara sokanları, kölesi oldukları çocuksu kurallar nedeniyle gerçekten yaşamayı ve birey olmayı beceremeyenleri düşününce bir iki kez acı kahkahalara boğuldu...
Sayfa 302·Kitabı okudu
Edebiyat
··3 alıntı·
6 +1'leme
·
86,3bin Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yakın zamanda okudum. En sevdiğim kitaplar arasına girdi. Tabii Martin de en sevdiğim kurgu karakterler arasına 💜📚
Merube
Gönderi Sahibi
Benim de en sevdiğim kitaplardandır ☺️ Martin’in belli kısımlarında Jack London’ın hayatından parçalarda bulunmakta 🌸😇
Uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitaptı. Her fırsatta çevreme önerilim -ki üzerine konuşabileceğim insanlar bitmesin :)
Merube
Gönderi Sahibi
Benim de en sevdiğim kitaplardandır ve en sevdiğim yazarlardandır, kesinlikle önerilmeli.
Öğretmenliğimin ilk yılında okumuştum 32 yıl önce
Merube
Gönderi Sahibi
Kıdemli bir meslektaşımsınız saygılar diliyorum, en sevdiğim kitaplardandır .
Kapitalizmden sıyrılan birtakım insanlar (:
Merube
Gönderi Sahibi
Kapitalizmin köleleştirdiği insanlar ne yazık ki kabuklarını kırmadan kendi asıllarını yaşayamayacaklar..
Reklam
Kimi insanlar vardır ki, yaşamaya doğrudan değil, dolaylı yollardan temas ederler. Hayat onlar için bir şiir değil, ezberlenmiş bir formüldür; tutkuyla değil, talimatla yaşanır. Onlar için doğru ile yanlış arasındaki çizgi, ne deneyimin ateşinde yoğrulmuş bir vicdanla ne de bireysel sezgiyle çizilmiştir. Onların doğrusu, başkalarının “uygun” gördüğü, onların yanlışı, başkalarının “ayıp” dediğidir. Martin Eden işte tam bu çarpık düzeni görür, ve gördüğünde içinden gelen kahkaha, öfkenin değil, fark edişin kahkahasıdır. Yalnızca trajedilere değil, trajedinin sıradanlaşmışlığına gülmektir bu. “Dar kafalı küçük formüller” ile yaşayanlar... Onlar için hayat, baştan sona bir reçetedir. Kendileri düşünmezler; düşünceyi, başkalarının ağzından çıkan kalıplarda hazır alırlar. Cesaretle değil, konforla inşa edilmiştir hayatları. Martin, bu kalabalıkların arasından baktığında, sürü psikolojisinin tek tipliğine karşı içsel bir isyanla dolar. Her biri birer siluet gibidir; yüzleri birbirine benzer, sesleri tekdüzedir, tutkuları başkasının elinden çıkmadır. Ve ne kadar ironiktir ki, bu insanlar birey olmayı değil, birey olmamayı başarının ölçüsü sayar. Onlar için kendin olmak, tehlikeli bir sapmadır. Sorgulamak, kuralı bozmaktır; aramak, huzuru kaçırmaktır. Martin’in kahkahası bu yüzden bir nevi kutsal isyandır. Çünkü o bilir ki, özgürlük başkaldırının çocuğudur; ve başkaldırmayanın hayatı, aslında hiç yaşanmamıştır. Bu kahkaha aynı zamanda yalnızlığın da yankısıdır. Aydınlanmış bir zihnin, karanlıkta bırakılmış kalabalığa bakarken duyduğu sonsuz yabancılıktır. Bu kahkahada kibir yoktur; acı vardır. Çünkü Martin bilir ki, çoğu insan bir ömür boyu, kendisi olmadan yaşar. Ve bu, kahkahadan çok, ağlanacak bir şeydir aslında. Jack London burada, Martin Eden aracılığıyla, bireyin içsel uyanışını, toplumun çürümüş alışkanlıklarına karşı bir manifesto gibi okuyucuya sunar. Bu yalnızca bir adamın haykırışı değil, her çağın özgür düşünen ruhlarına yazılmış bir ağıttır. Sürüden sıyrılmak, özgürlüğün bedelidir. Ve bu bedeli ödeyebilenlerin kahkahası, sıradanlığı delip geçen yankılar gibi çarpar kulaklara..
Lütfen sma hastası bebeğimizle ilgili paylaştığım #180833042 bu iletiyi paylaşarak yardım eder misiniz maddi desteğe çok ihtiyacı var elinizden geldiği kadar da maddi destekte bulunabilir misiniz maddi destekte bulunursanız lütfen dekontunu gönderin 🙏🏻