O'na ibadet edebilme potansiyeline sahip olmak, insanoğluna bahşedilen muazzam bir imkân ve ikramdır. Çünkü ibadet etmeye layık görülmek, muhatap alınmaktır. O'nunla yüzleşmek, O'nunla halvet olmaktır. Kalabalıklardan sıyrılıp O'nunla bir araya gelme ve baş başa kalma liyakatini elde etmektir. İşte Yaratıcı'nın yaratılanla kurduğu bu samimi diyalog, insana verilmiş bir ayrıcalıktır. Zikrederek yani O'nu daima hatırda tutarak insan bu ayrıcalığın farkında olduğunu gösterir.
Müslüman'ın ibadeti namazla başlayıp biten bir şey değildir. Her an ubudiyet halindedir o. Helal çalışarak, adaletle hükmederek, tebessüm ederek, merhametli davranarak ve bu arada aksatmadan namaz kılarak bu kulluğunu kesintisiz olarak sürdürür. Dolayısıyla kulluğun hapsedileceği bir alandan ve zamandan söz edilemez. Bütün dünya ibadethanedir inanmışlar için. Bütün vakitler de ibadet vaktidir.