Geriye kalanların, yani uydu
ağları ya da kablolu televizyonlarıyla, ekranın iki tarafı arasında bir
simetri talep etme hakkı iddiasında bile bulunmadan baş başa kalanların
payına düşen ise salt ve su katılmamış bir seyirdir. Peki ama,
seyrettikleri nedir?
Çok, azı seyrediyor. Seyredilen o bir avuç insan ünlülerdir. Ya
politika, spor, bilim ve şov dünyasından gelirler ya da yalnızca meşhur
enformasyon uzmanlarıdırlar. Ne var ki, her nereden gelmiş olurlarsa
olsunlar, çok tarafından ve yerkürenin her köşesinden seyredilen,
seyredilme kapasitesi açısından küresel olan ünlüler dünyasını —ki bu
dünyanın ayırt edici özelliği tam olarak, seyredilir olma niteliğidir—
vitrine koyarlar. Yayındayken, hangi konuda konuşurlarsa konuşsunlar,
bütün bir hayat tarzı mesajı verirler. Bu, kendi hayatlarına, kendi
hayat tarzlarına dair bir mesajdır.