Boş vermek öperken, severken boş vermek sevmelere
Sulardan ürpermek gibi dokununca,
Ya da ben kimi sarmışım böyle kollarımla
Kime söz vermişim, biraz da unutmak gibi
Denir mi, ama hiç denir mi, iş edinmişim ben
İş edinmişim öyle kimsesizliği
Öbür arkadaşlarının oldukça ilgisiz tutumu bu çocuğun şimdiden bir anlaşılmamış olduğunu düşündürttü bana. Dikkatle bakıyordum ona; gözünde, alnında, sevgiyi, yakınlığı uzaklaştıran uğursuz hava zamanından önce oluşmuştu, ama bilmem neden, benim sevgimi körüklüyordu, tanımadığım bir kardeşim olabileceği gibi tuhaf bir düşünceye kapıldım birden.
Güneş batmıştı. Görkemli gece almıştı yerini. Çocuklar ayrıldılar, her biri, ayrımında olmadan, durumlara, rastlantılara göre, yazgısını olgunlaştırmaya, yakınlarını şaşırtmaya, şana ya da onursuzluğa doğru gidiyordu.
TOMORROW WILL BE ANOTHER DAY
Belki ona gideriz yarın,
Belleksiz sevgiliye,
Poplin elli korkak çocuğa,
Duyarlığı, unutkanlığının kanı
anaya
Ona belki gideriz yarın,
Gören gözlü kör güzele,
Çılgın gülüşlü bebeğe,
Yüreği, sızlanan ruhunun göğü
yavrucağa-
Yarın gideriz belki ona,
Unutuşun türküsü, bekleyiş
tortusuna,
Esnek kokulu çiçeğe,
Kaynak bakışlı Venüs' e
Ya nasıl dönüş sonra?
Hilafeti kılıç zoruyla ele geçiren Muaviye'nin verdiği ilk hutbeyi İbn-i Kesir'den
aktaralım:
"Allah'a yemin ederim ki yönetimi ele geçirdiğim zaman bundan hiç hoşlanmadınız.
Bunu biliyorum. Hatta bu konulardaki kuruntularınızı da biliyorum: Fakat ben bu
makamı kılıcımın gücüyle elde ettim."
Nebevi siyaset tarihinde ilk defa müslümanların yönetimi 'kılıç zoruyla' elde ediliyordu.
Ardından Rasulullah'ıh kanunlaştınp Raşid Halifelerin uygulaya geldiği siyasî, ibadî,
ekonomik ve sosyal kurallar şeriatın hilafına değiştiriliyor veya terkediliyordu. Şûra'nın
yerini 'veraset' alırken emr bi'İ-ma'ruf gibi kimi farizalar suç ve fitne sayılıyordu.
Devlet-millet arasında aşılmaz duvarlar konurken bunu önleyen sünnetlerden, halkın
önünde namaz kıldırma, hutbede halkın dertlerini halletme gibi teamüller
terkediliyordu. Biat kurumu tamamen atıl hale getiriliyor, kanı, malı, ırzı haram
kılınanların kanunsuz ve keyfi bir biçimde -siyaseten- kanı, malı, ırzı helal kılmıyordu.