Vicdan içimize korku saldığı gibi, suçsuzsak rahatlık ve
güven verir bize. Ben kendimden söyleyebilirim ki türlü kötü
durumlarda, içimden geçeni, niyetlerimin temizliğini gizlice
kendim bildiğim, düşündüğüm için daha korkusuz adımlarla
yürümüşümdür.
Avrupalılaşalım da diyor Mustafa Kemal.
Solcular Ülkücüler'i kurulu düzenin, burjuvazinin adamı olmakla itham ediyorlar.
Sağcılar da solcuları Moskova'nın adamı olmakla itham ediyorlar.
Diyalog kurmaya yanaşmıyor hiçbiri. Kur'an'ın Arapçası'nı kimse anlamazdı, ama mukaddes
kitap diye dururdu, aynı şey şimdi Capital için sözkonusu.
İçtimaî gebelik kısaltılabilir, ama yokedilemez. Atlamalar yoktur cemiyet hayatında.
İngiliz kilisesi imanla ilgili 38 maddeye sesini çıkarmaz da, geliri ile ilgili 39. maddeye itiraz eder
diyor Marx. (Bunu kim Söyledi? diye sormuştum Çetin Altan'a. Cevabı "Moliere"
oldu.)
Bizi artık kapitalizm değil, emperyalizm ilgilendiriyor. Onu
da Lenin yazmış.
Öyleyse anlam, sosyal faaliyetlerin, bu faaliyetlerin
sadece nedensel olan fiziksel ve kimyasal süreçler gibi bazı süreçlerden ayırt edilmesini sağlayan bir
özelliği olmaktadır. -Kimyasal maddelerin karıştırılması
bir «kör» olaydır ve bütünüyle, tesis edilmiş bir takını
rolleri önceden belirlenmiş kuralIara göre ve. belirli
bir amaç doğrultusunda realize eden insanların
futbol maçından farklıdır. Kimyasal karşımın herhangi
bir sübjektif anlamı yoktur. Oysa bir futbol maçı
sübjektif niyetlerin sürükleyip götürdüğü eylemlerin
ve karşı eylemlerin bir bütününden ibarettir. Bir bütün
olarak veya bir görüntü olarak futbol maçı, -oyuna
katılanlarn anlayıp değerlendirebildiği kural ve talimatlardan
oluşan bir anlamın sahibidir. Bu genel anlamdan
habersiz olan bir seyirci, sadece, herhangi bir
mantıktan yoksun eylemlerin karmakarışık bir görüntüsü ile yüzyüze gelecektir. Aslında, her eylem,
'kendisine özgü anlamını genel anlamdan kazanır.
Aydının özelliklerinden biri soylulara karşı olmasıdır. Sulta sahibi özel bir sınıfa, feodalizme muhalif olmasıdır. Neden?
Çünkü, Orta Çağ da din, Avrupa’da aydın sınıf meydana gelince, hem soylular ve hem de Papanın seçilmesine taraftarlık
etmekteydi. Soyluların ve seçkinlerin seçimi, halkın seçimi değil. Bundan dolayı aydın; demokrasiyi, soyluların hükümetini ve
papanın dinin seçmiş olduğu soyluların aristokrasisinin yerine tercih edip ayrıca soylulara, feodallere ve feodalizmin şekline
muhalefet etmekteydiler. Bu Avrupa’da aydın ve aydının özellikleridir. Bir kez daha tekrar ettiğim özelliklerdir bunlar. Bu
benim beyan etmek istediğim konunun özüdür.