1961 Anayasası gereğince Türkiye eskisinden daha büyük bir özgürlükten yararlanıyordu. Halk daha çok medeni haktan, üniversiteler daha büyük bir özerklikten ve öğrenciler daha geniş bir örgütlenme özgürlüğünden yararlanıyorlardı. Anayasanın biraz belirsiz biçimde “sosyal devlet” olarak betimlediği bir devlette işçilere grev hakkı verildi. Böyle bir ortamda sendikacılar ve entelektüeller işçilerin ve köylülerin çıkarlarını temsil eden bir parti kurdular. Bu arada 1930’larda faşist İtalya’dan alınan ceza yasası “komünist propaganda” olarak betimlenen şeye izin vermeyen kısıtlayıcı önlemler getiriyordu (kötü şöhretli 141. ve 142. maddelerle). Gene de bu muğlak özgürlük atmosferinde, statükoya yönelik sürekli bir eleştiri, sadece aynı sonucun farklı yollarını sunan iki partili konsensus dışında alternatif önerileri vardı.
Alıntı
İçinde o ceylan derisi o meşhur heybe kayboldu Nerede doğar doğmaz ayetle karşılanan çocuk İncileriyle sedefleriyle deniz alhnda kalan o kitabın haberi Karartma yapılan gecelerde ayışığının değeri Kum pusatlan vecd erinin kuşkusuz secde yiğitlerinin altında çöken develerin sayıklamaları Hurma ağaçlarının kabuklarından yapılan Sert liflerin vücutlarda savaşa hazırladığı Ölümü aşkın aydınlıkların bardağı Anneler ki içmiştir o bardaktan kireçsiz bengisuları Çocuklara miras bıraktıkları Samanyolu gökkuşağı eleğimsağma ebemkuşağı Yeni açılmış bir dergi tazeliğinde bir kıyı sabahı Yenildim diyorsun peki nedir bu pastane bu kafeterya konuşmaları Karlı dağ özlemleri Hızır çamaşırları Sefer 1. notları. Küçük kritikler. Yeni bir öykü dünyası Bir idam mahkumunu andıran grev gözcülerinde \ Devşirilen gelecek zamanın bir çağrı dosyaları Hey Taha dur sınırı geçiyorsun Bir taş var orada nereye gidiyorsun Bir on yıl daha geçti siz adanmıştınız Sıyrılmış kılıçlara değil irinli akşamlara Anneler ölümü reddededursun toprağın arabistanında Evde tuz denizi sızdırsın Kendi benliğini kıra kıra Konuklar o konuklar neden evimizi doldurdular Hep gün doğarken. Hep belli belirsiz dolmuşlar Uykudan yeni kalkmış göz oğuşturan şoförleriyle Dalarken yeni bir av duygusuyla
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Komedyen zorbalayan karanlığa ne anlatıyorduk ki??
Karşıtlıklardan oluşan "düşünce" dediğimiz eylemi gerçekleş­tiremeyen, kendi özgür, kişisel seçmesini (herhangi bir konuda) yapamayan, yaratıcılık heyecanından yoksun, soru sormaktan korkan insanlar topluluğunun hiçbir geleceği yoktur. Hiçbir mut­lu geleceği, demek istiyorum. Bir insanın kafasının içindekilerle, bilgisiyle, yeteneğiyle, ya­ratıcılığıyla, ortaya koyduklarıyla değil de, sakalıyla, bıyığıyla, giysileriyle ilgilenenlerin, bu sözlerime, değil hak vermesi, anla­ması bile olanaksızdır. Onlar için (kıllar sakal, bıyık, saç vb.) muzırdır. Mintan muzırdır. Grev muzırdır. Kitap muzırdır. Ço­ğu resimler muzırdır. Film muzırdır (eğlenceli ya da korkutucu olmadığında) . Ozgür koşuk şiir muzırdır (özgür olduğu için ) . Beethoven muzırdır, (özellikle 9. senfonisi. Korosu olduğu için: Niçin hep bir ağızdan bağırıyor bu insanlar?) Picasso'nun res­mi muzırdır.!
Sayfa 179 - Ada Yayınları·Kitabı okudu
tutuklular grev yapmaya karar verince, kamp komutanı yeniden işe başlamaya ikna etmek amacıyla onları bir araya toplamış ve "ülkenin kömüre ihtiyacı var" demişti. o zaman bir tutuklu haykırmıştı: "bizim de özgürlüğe ihtiyacımız var!"
Ev hizmetlileri grevi -şimdi ne kadar ütopik geliyor-
İlk ev hizmetlileri toplantıları, 1905'te St. Petersburg ve Moskova'da, burjuva feministlerin inisiyatifiyle yapıldı. Ev hizmetçileri bu "örgütlenme" çağrısına hevesle karşılık verdi ve ilk toplantılara çok kalabalık bir şekilde katıldılar. Ancak Kadınların Eşitliği İttifakı onları kendi arzusuna göre örgütlemeye, yani kadın işverenler ile ev işçileri arasında cennetsi, karma bir ittifak kurmaya çalışınca ev hizmetlileri, süfrajetlere sırt çevirdi ve burjuva hanımları hayal kırıklığına uğratarak "aceleyle kendi sınıflarının partisine katılmak için kendi iş sendikalarını örgütlediler." Moskova, Vladimir, Penza, Karkov ve başka bir dizi şehirde işler bu şekle bürünmüştü. Daha sağdaki bir başka siyasi kadın örgütü olan İlerici Kadın Partisi'nin ev hizmetlilerini hanımlarının denetimi altında örgütleme girişimleri de aynı akıbete uğradı. Ev hizmetlileri hareketi, feministlerin onlara çizdiği sınırları yıkıp geçti. 1905'te çıkan gazetelere bakarsanız, ev hizmetlilerinin Rusya'nın en ücra bölgelerinde bile gerçekleştirdiği doğrudan eylem haberleriyle dolu olduğunu görürsünüz. Bu eylemler ya kitlesel grevler ya da sokak gösterileri biçiminde gerçekleşiyordu. Grev yapanlar arasında aşçılar, çamaşırcılar ve hizmetçiler vardı; ayrıca mesleğe özgü grevlerin yanı sıra, tüm "ev hizmetlilerini" birleştiren grevler de yapıldı. Ev içinde çalışanların başkaldırısı hastalık gibi her yere yayılıyordu. Ev hizmetlilerinin talepleri ise genellikle 8 saatlik iş günü, asgari ücret, daha katlanılabilir yaşam koşulları (ayrı bir oda) ve işveren tarafından nazik muamele gibi şeylerden oluşuyordu.
Sayfa 84 - Yordam Kitap, Birinci Basım, Ağustos 2023
Biz cahil insanlarız, parti marti bilmeyiz pek. Bizimkisi ekmek partisi… Grev
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı