Kadınlık gücünden mahrum kalmak, kadınlar için bireysel bir tercih olmadı. Kadınlar sistemin dayatmaları karşısında, dişi güçlerini bir tarafa bırakmanın kendilerinin hayrına olacağına inandı, inandırıldı. Kadınlık olgusu seksi görünmekten, topuklu ayakkabı giyip, kırmızı ruj sürmekten ibaretmiş gibi görünmeye başlayınca pek çok kadın bu durumdan rahatsız oldu. Köprünün diğer yakasında ise ev hanımı görünümlü ama ne ev işlerinde ne iş hayatında varlık gösteren, tamamen tüketici bir grup kadın vardı. Cinsel bir obje ya da evde atıl bir nesne olarak sınıflandırılan kadın ihlal ediliyor, aciz hissediyor, kendini koruyamıyordu. Sonuçta erkek dünyası kadınları evlenilecek ve eğlenilecek kadınlar olarak ayırmıştı.
Sayfa 265·Kitabı okudu
Genetik, epigenetik, prenatal ve erken çocukluk dönemi etkileşimleri ve hayatımız boyunca yaşadığımız deneyimler de toplum ve kültürden etkilenir. Herhangi bir özellik için hangi malzemelerin ne kadar karışması gerektiği de farklılık gösterir: Örneğin, söz konusu gözlerinizin rengiyse, genetik çok önemliyken, hangi dili konuşacağınızın ve giyim tarzınızın belirlenmesinde aileniz, toplumunuz ve kültürünüz çok önemli hale gelir. Bir nesildeki hangi travmanın ne derecede bir sonraki nesli etkileyeceğine baktığımızda, bu karmaşıklık da önemlidir. Merle'ün çocukluk deneyimlerini ebeveynliğine, onu büyüten kişilerinde kendi deneyimlerini ebeveynliklerine yansıtmış olması büyük bir olasılık taşıyor. Her nesille birlikte, bizi yetiştiren nesil tarafından etkileniş biçimimize eklenen, çıkarılan, değiştirilip farklı şekilde kullanılan unsurlar vardır ama nesiller arası taklitçiliğin hızı yüksektir. Bir nesilden diğerine geçen siller arası travma gelişmekte olan travmatoloji alanının önemli unsurlarından biridir. Travmanın nesiller arası etkisine bakmak için kullanılabilecek birkaç mercek söz konusudur; en önemlilerinden biri de sosyokültüreldir. Seneler boyunca, nispeten daha yakın tarihli soykırım, etnik temizlik ya da kültürel soykırım olayları yaşamış birden çok grupla çalışma fırsatım oldu. Bunlara Kanada'daki İlk Milletler toplumları, ABD'de birden fazla Kızılderili kavmi, Afrika ve orta Avrupa'da birkaç kabile veya etnik grup dahil. Büyük ölçekli ve çok boyutlu travmatik deneyimlerinin karmaşık etkisi nadiren göz önüne alınır ve yeteri kadar araştırılmamıştır. Ancak bir milletin büyük ölçekte sistematik tacizinin bir ailenin geçmişini etkileyen ve nesiller boyu süren bir etkisi olacağı bellidir. Buna ister ABD'de Kızılderili gruplarını hedef alan yüzyıllarca sürmüş
Sayfa 397·Kitabı okuyor
Psikoloji
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
O dönemde kızlar, erkeklere tanınan eğitim olanaklarından yoksun olduğu için; grup içinde, eğitim yönünden kendisinin yetersiz olduğunu düşünen Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda, 'Kadın Eğitimi' makalesi ve Three Guineas'de bu eşitsizliği vurgulamış; feminist görüşlerini ortaya koymuştur. Örneğin, Oxford'a kadınlar ancak 1920 yılından sonra kabul edilmeye başlanmış; devlet memurluğu için sınavlara ise ancak 1926'da girebilmişlerdir. Çocukluğundan başlayarak, babasının kişiliği üzerindeki baskısını duyumsayan Virginia, yürüyüşe çıkarken onu köpeğiyle birlikte çağırmasını, babasının kendisine değer vermediği şeklinde yorumlamıştır. O dönemde, erkek çocuğu ölmeyen bir kişi öldüğünde, malları erkek kardeşine/kardeşlerine geçiyor; kızının/kızlarının miras hakkı bulunmuyordu.
Sayfa 735·Kitabı okudu
Nina on bir yaşında, maceraperest bir kız çocuğudur. Postacı olan babası, bir gün eve gizemli “Çözüm Bakanlığı”na gönderilmiş bir mektup getirir. Nina bu mektubu okumaktan kendini alamaz ve babasının çantasından mektubu ödünç alır. Mektup okulda zorbalığa uğrayan dokuz yaşındaki Ruben tarafından yazılmıştır. Nina ve en iyi arkadaşı Alfa, Çözüm Bakanlığı diye bir yer olmadığı için Ruben‘e yardım etmeye karar verirler. Ne var ki Ruben ve yaşlı komşusu sayesinde yanıldıklarını anlarlar: bir zamanlar çözüm bakanlığı diye bir bir yer gerçekten de var olmuştur! Üstelik üç sorunu çözmeyi başarırlarsa bakanlığı yeniden kurmaları mümkün olacaktır. Çözüm Bakanlığı, zorbalığa göğüs geren bir grup arkadaş hakkında ilham verici, eğlenceli ve macera dolu bir roman!
Ağrı dağında PKK'nın yoğun olduğu zamanlarda 100 kişilik bir grup adına birisi Iğdır'a iniyor. Özel Tim'e gidiyor, teslim olmak istediklerini söylüyor, onu vuruyorlar. Kız dağda vuruluyor, Iğdır devlet hastanesinde cenaze işleri yapılıyor, cenaze ayaklarından tutularak merdivenlerden indirilmeye başlanınca, annesi, "yavrum" diye ortaya çıkıyor. Şimdi siz bu kızın kardeşini artık engelleyemezsiniz, dağa çıkar, ben de olsam dağa çıkarım. Ben Karadenizliyim, teğmen benim babamı dövse dağa çıkarım. Bizim memlekette asker 50 yaşındaki adama tokat vuramaz. Vurursa, onu vururlar. Bundan 20 yıl önce atın üzerindeki bir adama asker "dur" demiş, adam durmamış, o da çekmiş vurmuş. Adapazarı'nda görev yaparken, izne çıktığında gidip vurmuşlar askeri..
Sayfa 142 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
LEILA'.NIN BİR KABADAYININ eski karısı olduğunu benden sak­laması biraz midemi bulandırmıştı. Enayi yerine koyulduğumu hissediyordum; seçim yaptığımı düşünürken seçilen kişi olmuş­tum. Olaylarla ilgili fikrimi ona söylemek istiyordum ama görüş­ tüğümüzde, telefonda değil. Marsilya' da yeni bir kurs gününü bekledim. O günün gelmesi çok gecikmedi. Vardığımda Lella beni ana girişte beklemiyordu. Normal. Onay belgemi aldığımdan beri tek başıma içeri girebiliyordum. O çok­ tan mahkumların yanına çıkmıştı. Ben de onlara katıldım. Yine geçen seferki grup vardı, elebaşı yine geçen sefer kahve seremo­nisini yürüten Amid'di. Onun etrafında da ekibi vardı: Jimmy, minik bakir; Farid, güney mahallelerinden bir genç; yakışıklı Fred, Lorraine ve Lyon karışımı bir tip ve adını hatırlamadığım birkaç kişi daha ... Le"ila çoktan gelmiş, adamlarla birlikte ışıkları ayarlamıştı. Müzik, daha doğrusu akustik eğitimi almıştı ve ses kaydı konusunda ekiple birlikte çalışıyordu. Görsel konularda da yardım ediyordu.
Sayfa 126 - Kollektif kitap 2017
Edebiyat & Roman