“Ben bu kadına âşık oldum. Şüphe yok (buz soğuktur, gül kırmızı). Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Bana tek bir seçme hakkı bile verilmiş değil çünkü. Sürüklenip götürüldüğüm yer bugüne değin hiç görmediğim özel bir dünya olabilir.
Belki de çok tehlikedir. Orada gizlenmiş olan şeyler beni derinden, öldürücü şekilde yaralayabilir. Şimdi sahip olduğum her şey elimden çıkıp gidebilir. Ama artık dönüş yok. Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.”
Senin gülüşün benim için derrim.
Ama o gülüşü duyamıyorum.
O gülüşü göremiyorum.
Günlerdir kendine kızıyorum. Çünkü bunu ben başlattım. Seni güldürmek istedim ve şimdi senden o gülüşü çaldılar.
Yeniden gül.
Lütfen.
Yoksa ben bir daha hiç gülmeyeceğim.
Gülmeyi kendime yasaklayacağım.