Dışarılar ne kadar güzel, demiştin. Ayaklarımı özledim, demiştin. Çıkınca dağlara gidelim, demiştin. Kirpiklerin açıldı, kapandı Gelinlikler içinde bir kız Sivilceler içinde bir oğlan Gözyaşı beşiği odalar Hayal salkımı iki çocuk Girdi içeri. Kirpiklerin açıldı, kapandı Derinlerde iki baba masalı Sır tutmuş iki anne Yaşlandıkça bizden masum Yaşlandıkça bir özür duası Girdi içeri Kirpiklerin--- Bir bahçe dolusu gülhatmi Belikleri çözülmemiş kar uykuları Acemi bir deniz sevinci Gövdende boncuklanan gökyüzü Girdi içeri. Kirpiklerin açıldı--- Kömür kokularıyla dolu yalnızlıklar Şekerli sudan yapılmış iki çocuk ağıdı
"Ben Diye Bir Şey Varsa..." Ben, sabah ezanından hemen önceki gökyüzü gibiyim. Herkes uyurken içinden dua geçen, uyanık ama sessiz bir vakit gibi. Toprak tonlarında bir renk olurum, köyün avlusunda usulca savrulan gülhatmi çiçeği gibi. Bir ceylan kadar ürkek ama zarif, bir defter kadar yorgun ama hâlâ dolmaya hazır… Bazen bir Mardin olurum kalplerde. Geçmişi taş duvarlarında saklı, sessiz ama unutulmayan bir şehir gibi. İçimde ezan sesiyle, çocuk gülüşüyle, vakitlerle büyüyen bir dinginlik. Külkedisi gibi parladığım anda bile gitmeyi bilirim. Gösteriş değil aradığım; kalpten geleni hissedebilen gözler. Güllaç gibi olurum bazen… Herkesin fark etmediği ama bilenin yavaşça kıymet verdiği bir tat. “Rabbişrah lî sadri” Kalbime ferahlık dileğim hep. Dünyanın gürültüsünden değil, içimin dağınıklığından yorulurum bazen. Ben sonbahar gibiyim. Gitmelerle dolu ama umutla bekleyen… Bir deftere yazılmamış özlem, bir mektuba koyulmamış kelime, Ama hep taşınmış bir his olurum. Eğer “ben” diye bir şey varsa bu hayatta, Bütün bu parçaların usulca birleştiği bir yerim. Ne fazla, ne eksik. Sadece kendim gibi… "sessiz bir sonbahar kadını"
Reklam
Bu toprakların yazı çetin olsa da ilkbaharı cennetten bir köşe misali🌸 Gülhatmi çiçeği 🦋
Hayat ve İnsan
Gülhatmi ile ben. Ve Cahit abiden bir cümle; "bir kalbiniz vardır onu tanıyınız." Cahit Zarifoğlu
Edebiyat
Gülhatmi
Ben bedbaht degilim üflemem rüzgara İncir çiçekleri tütse bile semada Ben korkak degilim çekilmem daglara Daglar koynunu açmış olsada Ben makbule-i akçe degilim dönmem sırtımı insana Kimse bilmez kimse görmez Burnumun diregi sızlar ömrüm boyunca Ben yorgun bir ayak degilim Dinlenmem zeytin agaçları yamacında Ey yasemen, ey asuman, ey merhametli gülhatmi ve mekanın sahibi gül nar Ben geçmem kara iplikli köprülerden Köprüler çakı gibi saglam olsada Çehrem yıpranmaz benim Yüzümü verdigim bir poyraz alnımın çatına çatına vursada Özledim dil ruba, özledim yüksek geçişleri Ufacık ufacık sürüler gibi insanlar aşağıda Ve vurur göğsüme küçücük insanların büsbüyük ahları da Ben matem degilim Yüregimde aglatamam damarlarımı da Kan çanagına dönmüş gözlerle de bakamam herhangi bir kamili insana Yumuşat göğsümü, yumuşat yufka yufka Sanılmasın yoksul, sanılmasın hissiz, sanılmasın dilsiz Kabrime uzanmış küçücük küçücük karıncalar boyunca. Can Seyfettin AL
Şiir
Kirpiklerin--- Bir bahçe dolusu gülhatmi Belikleri çözülmemiş kar uykuları Acemi bir deniz sevinci Gövdende boncuklanan gökyüzü Girdi içeri.
Reklam
Reklam