Kara Ozan bütün dikkati kendi üzerine çekmek için kopuz çalıyor, sonra yavaş yavaş kendisini ezgiye kaptırarak söylemeye başlıyordu: Kırış günü gelince Gönül şöyle hoş olur.. Söz kılıçla okundur, Gayrı sözler boş olur. Gönül nedir? Bir gonca... Hayat dikendir onca. Yaşamaya doyunca Can, görünmez kuş olur. Bozkurt bizim ünümüz; Şan doludur dününüz. Erince son günümüz Bütün dirlik düş olur. Kırk kişiydi çerimiz, Düşüp kaldı yarımız Baş koyacak yerimiz Yağız yerle taş olur. Kara Ozan, söz uzun... Feryadı çok kopuzun. Bir bir andıkça, gözün Kanlı kanlı yaş olur...
Bu günlerde, Roma'nın yağmalanmasının ardından bu dönemi karanlık çağ olarak anmak yerine bir dönüşüm ve süreklilikler çağından bahsetmek modadır. Hal böyle olunca, günümüz akademisyenlerinden birinin güçlü şekilde savunduğu üzere 5 yüzyılda gotlar, alanlar, vandallar ve Hunlar, Avrupa ve Kuzey afrika'yı ezip geçerken gerçekleşen tecavüzün, yamanın ve anarşinin etkilerini abartmak mümkün değildir. Okuryazar düzey dibe vurmuştu; taşyapı neredeyse kaybolmuştu, ki bu da servetin ve hırsın ortadan kalktığının bir işaretiydi; bir zamanlar tunus'taki atölyelerden gelen çanak çömlekleri iskoçya'daki ionaya kadar götüren uzun mesafeli ticaret tamamen çökmüş, yerine sadece gündelik malların satışının yapıldığı yerel pazarlar gelmişti; ayrıca grönland'daki kutup buzullarındaki kirlilikten ölçüldüğü üzere, seviyeler tarih öncesi dönemdeki seviyelere düşmüştü.
Sayfa 53 - Pegasus yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nasıl oluyor da tüm geleneksel toplumlarda, evlenmeyip de kendini ibadetine ya da mesleğine adayan insanlar herkes-ten saygı gördüğü halde, günümüz toplumunda "evde kalmak" acınası bir durum sayılmakta? Ve nasıl oluyor da evlilik bir kadın ile bir erkek gerektirdiği halde, "evde kalmak" tabiri sadece kadınlar için kullanılıyor?
Sayfa 35·Kitabı okudu
Hayata Dair
GİRİŞ: MEMPHIS'TE YÜRÜRKEN Bunu ilk olarak, çocuklarda dikkat sorunları konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Profesör Joel Nigg'le görüşmek için Portland, Oregon'a gittiğimde anlamaya başladım. Dikkat sorunlarımızdaki artışı obezite oranlarındaki artışla karşılaştırmanın ne olup bittiğini anlamama yardımcı olabileceğini söyledi Joel. Obezite bundan elli yıl önce çok nadirken, günümüz Batı dünyasında çok sık görülmeye başladı. Bunun nedeni birdenbire açgözlü veya kendini tutamaz hale gelmiş olmamız değil. "Obezite tıbbi bir salgın değil toplumsal bir salgın. Kötü gıdalarımız var örneğin, öyle olunca da insanlar şişmanlıyor tabii." Yaşam tarzımız ciddi ölçüde değişti-sunulan gıdalar değişti, yürümenin veya bisiklete binmenin zor olduğu şehirler inşa ettik- ve çevremizdeki bu değişimler vücutlarımızda değişimlere yol açtı. Dikkat ve odaklanma konusundaki değişimlerde de buna benzer bir şeyin söz konusu olabileceğini söyledi Joel. Bu konu üzerine onlarca yıl çalıştıktan sonra, şu an "dikkate zararlı bir kültür"-derin ve uzun süreli odaklanmanın hepimiz için çok güç olduğu, bunun için akıntıya karşı yüzmemiz gereken bir ortam- geliştiriyor olabilirmiyiz sorusunu sormamız gerektiğine inanıyor Joel. Dikkat zayıflamasında rol oynayan pek çok etmen için bilimsel kanıtlar bulunduğunu ve bazı insanlar için kimi nedenlerin biyolojilerinde yattığını, ama şu sorunun da yanıtını bulmamız gerekebileceğini söylüyor: "Toplumumuzda arızalı olan belli şeylerin doğurduğu bir salgınla karşı karşıya olduğumuz için mi insanlar sık sık bu noktaya sürükleniyor?" Seni dünyanın başına geçirseydim, sen de insanların dikkat becerisini mahvetmek istiyor olsaydın ne yapardın, diye sordum Joel'a. Bir an düşündükten sonra, "Bizim toplumun şu an yaptığını yapardım herhalde,"
Sayfa 19 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Edebiyat
Günümüz gençleri herkes hakkında her şeyi öğrenmek istiyor. Bir sorun üzerinde konuşmanın onu çözmek için yeterli olduğunu düşünüyorlar. Ben daha sesiz bir nesilden geliyorum. Biz unutmanın değerini, yeniden üretmenin cazibesini anlıyoruz.
Bâb-ı melekûtte muhabbet bıçağıyle aklı boğazla, şevk bıçağıyle huzûr-ı ceberûtte boğazla, huzûr-ı izzet-i vahdâniyet önünde acz bıçağıyle rûhu zebhet! ​Günümüz Türkçesiyle (Birebir Çeviri) ​"Melekût (ruhlar ve melekler) âleminin kapısında aklı sevgi bıçağıyla boğazla; ceberût (ilahi kudret ve azamet) huzurunda şevk (coşkulu arzu) bıçağıyla boğazla; teklik ve yücelik makamının huzurunda ise acziyet (kendi güçsüzlüğünü kabul etme) bıçağıyla ruhu kurban et!"
Din