“Ne yazsa okurum" dediğim yazarın son kitabını okuyamadım
Puan vermedi·%40 (120/296 syf.)·
Evet, tam elli gündür elimde sürünen Neyi Bilebiliriz? romanını yarım bırakmaya karar verdim. Kitap, 2119 yılında geçiyor. İklim krizleri ve nükleer felaketlerle tamamen değişmiş bir dünyada, bir akademisyen 1990-2030 yılları edebiyatına ilgi duymaktadır. Tom Metcalfe isimli bu akademisyen, 2014 yılında yazılan ve dünyada tek bir nüshası kaldığı düşünülen gizemli bir şiirin peşine düşer. Kitabı bir türlü ilerletemeyişim içime dert olduğundan sebeplerinden bahsetmek istiyorum. Aslında bilimkurgu okumayı çok seviyorum. Fakat bu kitapta hem 2119 yılının distopik dünyasını hayal etmek hem de 2014 yılında hiç yaşamamış bir şairin, hiç var olmamış bir şiirinin peşinden koşmak zihnimi inanılmaz yordu. Muhtemelen bu benim zihnimin çalışma prensibiyle, kurguyu algılama biçimimle ilgili bir durum. Gerçeğe bu kadar benzeyen ama aslında tamamen kurmaca olan bu katmanlar arasında gidip gelmek beni çok yıprattı. Üstelik kitabın ritmi de çok dengesizdi; bazı bölümler ne kadar güzel ve akıcıysa, bazı bölümler de bir o kadar sıkıcıydı. Ne zaman o sıkıcı bölümlere gelsem kitabı elimden bıraktım. Sonrasında ya araya başka kitaplar girdi ya da "Bunu bitirmeden diğerine geçmeyeyim." diyerek kendimi kapattım. "Bugün okurum, yarın ilerlerim." derken kitap tam elli gündür sürüncemede kaldı. Sonuç olarak bu inatlaşmaya bir son veriyorum. Kitabı hakkıyla okuyup bitirebilenleri de gönülden tebrik ediyorum.
1000Kitap
Neyi Bilebiliriz?Ian McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 202621 okunma
7/10
·344 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 08:01
İslam öncesi geleneklerimiz; Şamanlık, Kamlık hakkında giriş bilgiler içeren akıcı, dili ile okuru yormayan güzel yarı macera ve merak uyandırıcı roman. Olay örgüsü, konuların birbirine bağlanmaları iyi tasarlanmış fakat bu bağlantıları kurmak biraz okura bırakılsa bence daha aydınlatıcı olabilirdi tabii o bağlantıyı kurabilecek olan okular için. Karakterlerin içsel kırgınlıklarını illaki telefon zil seslerinden anlamamız gerekli miydi? Ve bu zil sesi şarkıların her defasında uzun uzun yazılması şart mıydı? Tek seferde anlamıştır bir çok okuyucu diye düşündüm. Savaş gibi sevgiye ve bilgiye cahil bir karakterin Defne ile yunus bağlantısını çözmesi garip geldi. Sosyal becerisi sınırlı bir karakter bunu nasıl yapabildi? Defne Kaman'ın nasıl saklandığı konusu doğaüstü konulardan biriydi, Umay Nineye rüyada gösterilenler gibi ama Şamanlıkda doğaüstü durumlar var mı bilmiyorum. Yoksa bile tabii ki romanda merak uyandırıcı unsurlara gerek var. Bir araştırma konusuna sahip oldum ve bence çok güzel. Teşekkürler
Edebiyat
SuBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20196,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·210 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:31
Kitabı bitirdim ve çok yorgunum. Çok yordu beni. Yüreğimin üstüne bir öküz oturdu ve öküzün adı da Fugui sanırım :) Bu yorulma kötü anlamda değil. Zor, çok zor geçen bir hayatı okumanın getirdiği bir yorgunluk. Kahramanımız Fugui oldukça zor ve talihsiz bir hayat yaşıyor. Aynı şeyleri yaşasam ne hissederdim diye düşünmekten karnıma ağrılar girdi. AMA ; kitap şunu da iliklerinize işliyor; ne kadar zor bir hayat yaşarsanız yaşayın, başınıza ne gelmiş olursa olsun YAŞAMAK çok güzel .. Kitabın sosyolojik arka planı da güçlü.. Hangi rejim gelirse gelsin,hangi devrim olursa olsun birileri çok üzülüyor. Mümkün olduğu kadar çok kişinin insanca bir YAŞAMAK geçirmesi dileğiyle ..
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Altı Harfli Bir Tatlı / Şermin Yaşar
Puan vermedi·248 syf.··
2026 35. kitabı
Şermin Yaşar’ın kalemini uzun zamandır merak ediyordum ve bu romanla tanışmış oldum. İlk dikkatimi çeken şey, yazarın yalın ve gösterişsiz anlatımıydı. Öyle bir dili var ki okurken kendinizi bir köy bahçesinde, karakterlerin karşısına oturmuş da hikâyelerini bizzat onlardan dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Roman boyunca en çok dikkatimi çeken noktalardan biri, karakterlerin siyah ya da beyaz olarak çizilmemiş olmasıydı. Şermin Yaşar, kahramanlarını aklamaya çalışmıyor; onları tüm kusurları, eksiklikleri ve kırgınlıklarıyla okurun karşısına çıkarıyor. Bu yüzden bazı anlarda karakterlere üzülürken, bazı anlarda onlara kızıyor; hatta yer yer yaşadıklarıyla yüzleşmelerinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorsunuz. Bu grilik hissi, romanı benim gözümde daha gerçek ve etkileyici kıldı. Selime Teyze ise okurken en çok zorlandığım karakter oldu. Kocasını kaybettikten sonra kendi yasına öylesine gömülmüş ki çocuklarının yalnızlığını, ihtiyaçlarını ve kırgınlıklarını göremez hâle gelmiş. Roman boyunca Selime’den çok onun çocuklarına üzüldüm. Özellikle Yıldız’ın hikâyesi yüreğime dokundu. Küçük yaşta babasını kaybettikten sonra, annesini de manevi olarak yitirmiş bir çocuğun yalnızlığı çok gerçek ve çok acıydı. Tüm zorluklara rağmen okuyup doktor olması ise onun adına sevindiğim nadir anlardan biri oldu. Bir diğer yaralı hikâye ise Meltem’inkiydi. Daha bebekken annesi tarafından terk edilen, hayatı boyunca anne-baba eksikliğiyle büyüyen Meltem’in sevgi arayışı içimi burktu. Evliliğinde de aradığı sıcaklığı bulamaması, ait olma ihtiyacını sürekli içinde taşıması karakterini benim için daha da dokunaklı hâle getirdi. Romanın sonunda, babaannesinin tarif defterinden çıkan ve dedesinin bulmacadaki “altı harfli bir tatlı” sorusuna verdiği “Meltem” cevabı ise kitabın en güzel anlarından
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:04
Ruhun da zaman zaman dinlenmeye, anlaşılmaya ve gerçekten dinlenilmeye ihtiyacı yokmu sizce de? Kesinlikle var!... Ve Melda hanım bunu öyle güzel anlatmış ki, kendinizi bu akışa teslim ediyorsunuz Hayatın içinde çoğu zaman güçlü görünmeye çalışırken görmezden geldiğimiz kırılmaların da bir anlamı olabileceğini hatırladım. Bir yanda uyanışın verdiği farkındalık, diğer yanda çatlayıp dağıldığmı hissettiğim anlar... Ardından gelen kayboluş hissi, sonrasında arayış ve seçimler. Kitap boyunca karşıma çıkan her durak, insanın kendine varma serüveninin farklı bir yüzünü gösterdi bana... En çok da kusursuz olmaya değil, olduğu haliyle kendine yaklaşabilmeye vurgu yapmasını cok sevdim. Çünkü bazen insanı değiştiren şey büyük cevaplar değil, doğru zamanda karşısına çıkan küçük bir fısıltılar oluyor... Satır aralarinda, ruhun yüklerini, sessizliklerini ve ihtiyaçlarını hatırlatan bir atmosfer yakaliyorsunuz. Kendine dönmeye cesaret edenlerin, iç sesini uzun zamandır duymayanların ve hayatın koşuşturması içinde biraz durup nefes almak isteyenlerin siirsel denemelerle anlattigi bu kitapla yazarimiz biz okurlarinda kendinden bir parça bulabileceklerini düşünerek kaleme aldığını düşünüyorum Usulca fısıldıyor anlatmak istediklerini Ruhumun Fısıltısı, adının hakkını vererek okurunun kalbine sessizce dokunan kitaplardan biriydi...
Ruhun FısıltısıMelda Kamhi Kosif · Destek Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:32
Alex Schulman Bence fazla travmatik bir kitaptı. Akışı ve hikayesi güzel. Okurken sıkılmadım. Merak ve sorular silsilesi son sayfaya kadar devam ediyor. Hüzünlüydü. Normalde daha çabuk biterdi ama küçük bebeğim olduğundan dolayı boş vakit bulabilme şansım kısıtlıydı. Normalde max 2 günde sindirerek rahatça okunur. Anne olgusu benim için çok yüksek bir yerde. Annesine aşırı bağlı biri olarak, bu satırları okurken zorlandım. Sanki ben yaşıyormuşum gibi çok zor, çok korkunç bence. Otokontrolünü sağlayamayan insanların çocuk yetiştirme konusunda destek alabilmeleri şart!! Yoksa sorunlu bireyler yetişip bu bozuk psikolojik durumu nesillerce devam ediyor. Ne gerek var ki? Öz eleştiri yap ve kendini bil! Ona göre davran ve ona göre yetiştir. Son olarak; kitabı beğendim,tavsiye ederim.
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,115 okunma