Hz. Nûh
İyiler kötüler kadar cesur olmadıkça bu dünya değişmez. Müslüman korkak olmaz, olamaz, haksızlık ve zulüm karşısında asla susmaz. Bilir ki, "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Ya her şeyden korkup miskin miskin yatacağız ya da dünyadan hızlı dönen dönme dolaplar karşısında hakkı hakikati haykıracağız. Ne güzel söylemiş istiklal şairi: İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür! İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!"
Sayfa 17
Din
“Hükmetmenin ne olduğunu söylememi istedi,” dedi Paul. “Ben de emretmek olduğunu söyledim. O da öğrendiğim bazı şeyleri unutmam gerektiğini söyledi.” Hawat, Bu konuda doğru söylemiş, diye düşündü. Başını sallayarak, Paul’e devam etmesini işaret etti. “Bir hükümdarın zorlamayı değil, ikna etmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledi. En nitelikli insanları etrafında toplamak için en güzel kahve ocağını açması gerektiğini söyledi.”
Sayfa 52·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şaka mısınız ya? O karın değil evladım iblisin ta kendisi ne????
Hatırladığım kadarıyla cadı davalarında, hafifletici nedenler ya da davalı lehine tanıklar kabul edilmiyormuş. Zaten davalı cadı­ların sözü edilen olay sırasında başka yerde olduğunu kanıtlamak neredeyse olanaksızmış. Bir keresinde, bir davada sanığın kocası, karısının cadı toplantısında şeytanla gülüşüp oynaştığı söylenen saatte kollarında uyumakta olduğunu söylemiş; ancak başrahip adama sabırla, o sırada kollarındakinin kendi karısı değil iblis olduğunu anlatmış. Hiçbir koca rahibe karşı gelerek, kendi algı gücünün Şeytan'ın aldatma gücünden fazla olduğunu söyleyemez­miş. Böyle durumlarda adamcağızın genç ve güzel eşinin kazıkta yanmasını izlemekten başka yapacak bir şeyi kalmıyormuş. "Cinselliği bastırılmış erkek egemen bir toplumda,'yargıçları bekâr kalmaya mahkûm edilmiş rahipler sınıfından gelen bir or­tamdan ne beklenir?"
Bazen böyledir. Aslında tek sorun cinsiyetinizdir.·Kitabı okuyor
Menekşe
Bir zamanlar İo isminde güzel bir kız varmış. O kadar güzelmiş ki kudretli Yunan tanrısı Zeus ona aşık olmuş. Fakat Zeus'un karısı Heran bu durumdan hiç hoşlanmamış. Kıskanç Hera, Zeus'a neden kıza bu kadar ilgi gösterdiğini sormuş. Zeus, Hera'nın dediklerinin doğru olmadığını söylemiş ve İo'yu Hera'dan saklamak için onu bir ineğe çevirmiş. İo'ya otlaması için lezzetli mor menekşeleri olan bir tarla vermiş. Fakat Hera bu işin peşini bırakmamış ve kıza işkence etsin diye ona bir at sineği yollamış. İo çaresizlikten kendini denize atmış. Kendini attığı deniz İyonya Denizi olarak bilinir şimdi. Hera, İo'ya tekrar Zeus'la görüşme­mesini tembihleyerek, ondan söz almış ve bunun karşılığında onu tekrar bir kız haline getirmiş. Menekşe kelimesi buradan gelir. O yapraklar saf aşkı temsil eder. Çünkü İo masumdu. Zeus'un ondan hoşlanması onun suçu değildi.
Sayfa 368 - Pegasus yayınları·Kitabı okudu
Tutulduğu amansız hastalık O'nu yatağa düşürdüğü zaman Keçiören'den getirilen çiçekli bir badem dalını Prof. A. İnan bir vazoya koyarak odasına götürmüş. Atatürk pek sevinmiş: "Demek bahar gelmiş, ne güzel o bahar çiçekleri" dedikten sonra yüzü düşünceli bir hal almış ve şunları söylemiş: "Ama yazık, o güzel çiçekler birkaç gün gözlerimizi okşadıktan sonra kuruyup gidecekler." Atatürk, çiçeklerin güzelliklerine hayran olurken, dalında solan her çiçeğin taze büyük kara bir yanık lekesinden başka hemen hemen hiç eser kalmamıştı.
Fıtratı aşkla yoğrulmuş gibi sermest-i câm-ı aşk olan Mevlâna Câmî, kesretten vahdete yüzleri çevirmek için, bak ne güzel söylemiş: يَك۪ى خَواهْ يَك۪ى خَوانْ يَك۪ى جُوىْ يَك۪ى ب۪ينْ يَك۪ى دَانْ يَك۪ى گُوىْ demiştir. 1 - Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor. 2 - Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor. 3 - Biri taleb et, başkalar lâyık değiller. 4 - Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar. 5 - Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir. 6 - Biri söyle, ona aid olmayan sözler malayani sayılabilir. نَعَمْ صَدَقْتَ اَىْ جَام۪ى ٭ هُوَ الْمَطْلُوبُ ٭ هُوَ الْمَحْبُوبُ ٭ هُوَ الْمَقْصُودُ ٭ هُوَ الْمَعْبُودُ Evet Câmî pek doğru söyledin. Hakikî mahbub, hakikî matlub, hakikî maksud, hakikî mabud; yalnız odur. Sözler - 217
İnsana Dair