Okuduklarımı anlamayışım beni de anlaşılmaz yaptı, okuyup gülemeyişim beni de gülmenin uzağına bıraktı, okuyup da hadi hadi diyemeyişim beni olduğum yere mıhladı, okuyup da bildiğime rast gelmeyişim beni bir tanıdığın tebessümünden mahrum bıraktı, okuyup da söylemek isteyip de söyleyemediğimi bulamayınca dilsiz ve söylenene mahkûm bıraktı, okuyup da nedensizce titremek beni gölgelerden ve seslerden ve anlayamadığından zangır zangır titrer bıraktı.
"Hadi ama, Bay, ne demek istediğimi anladın." Sesi hafif çatlak bir şekilde, "Sana bakıp Tanrım, çok güzel, diye düşünmüş, ardından, Ah, kabretsin, bu uçaktaki ruh hastası ama saçları normalleşmiş, demiştim," dedi.
Ne demek istediğini anlamıştım. Onu gördüğümde ben de öyle hissetmiştim. "Yaaa... teşekkür ederim, Charlie."