Büyümek mi zor, yoksa büyüdüğünü fark etmek mi?
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Şermin Yaşar'ın yetişkinler için çıkardığı kitapları ayrı çocuklar için çıkardığı kitapları ayrı severim. Ki ben çocuklar için yazıldığı düşünülen tüm kitapların yetişkinler tarafından okunması taraftarıyım. Her kitapta kendinizi sorguladığınız bir an oluyor. Hah işte Büyüdüm Ben! kitabı da aynı şekilde yetişkinler özellikle çocuk sahibi olanlar tarafından okunmalı. ve bu kitapta sorguladığımız o bir an var (benim vardı) herkesin sorguladığı kendine. Kitap; Çocukların gözünden hayatın ne kadar farklı, ne kadar samimi ve ne kadar gerçek olduğunu hatırlatıyor. Basit görünen olayların ardındaki duyguları öyle güzel yakalıyor ki, sayfalar ilerledikçe “Aslında büyümek böyle bir şey miydi?” diye sorup cevap veriyorsun. Sıcacık, samimi ve yüzünüzde küçük bir tebessüm bırakan bir kitap. Kitabı okurken sadece bir çocuğun büyümesine değil, kendi içimizde hâlâ yaşayan çocuğa da bakıyoruz. Bazı kitaplar büyütmez; içimizde unuttuğumuz çocuğu hatırlatır.
Büyüdüm Ben!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 2026179 okunma
8/10
·279 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
2219 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Sonra üzgün tilki kürkçü dükkanına geri dönmüş (diye başlayalım, meselenin ne tilkiyle ne de kürkçü dükkanıyla ilgisi var, yani yok, demiş kafası dolu tilki), yarım yamalak telefon detoksumuzun aslında sonuna gelmedik çünkü tam bir başı olmadı, bu da böyle olmuş olsun diyip detoks muhabbetini geçiyoruz. Sizden uzak kaldığım vakitte na bu kitabı bitirdim, ayrıca Frankenstein'a olan eziyetim de bitti ve 2 gün sonra filan da onu atarım inşallah. Bu kitabı geçen hafta bitirdim ama yorum yazmayı o günlerde istemediğim için bugüne kaldı (bitti mi girizgahın Allah'ın delisi). -bitti. Kitaba ne zaman başladım, neler oldu, süreci cartı curtu bu kitapta geçeceğiz inşallah ve sadece kitaba vızırdayıp bitireceğiz (biraz gerginim kusura bakmayın). Yazarın, okuduğum ilk kitabıydı, çok da memnun kaldım, yazar bizi iyi karşıladı (bilenler için Yakup TV esintisi). Kitap tahmin edeceğiniz üzere roman tarzı bir kitap değil, mikrobiyotamızı ve halkın anlayabileceği bazı basit sağlık konularını gerek resimleyerek gerek örnekleyerek fakat bütününde basite indirgeyerek anlatan bir sağlık-araştırma kitabı. Özellikle başlarında benim gibi cahil biri için çok dikkat çekici bir kitaptı, yutmak ve soluk almak arasındaki sistem farkını anlatan kısma hayran kalmıştım, altını çizerek okuyordum fakat sonra kitaba ara verip tekrar başlayınca altını çizmeyi bırakmıştım, daha sonra yine ara verip tekrar başladım ve altını çizerek okumaya devam ettim, böyle yapmasaydım kitabı harcamış gibi hissedecektim. Aldığım verimden ya da bilgilerden inanılmaz büyülendiğim bir kitap mı hayır ama alanında uzman birinin benim gibi bir cühela için böylesine zorlu araştırma ve konuları anlayabileceğim şekilde anlatması beni açıkçası mutlu etti (kafam çorba gibi, böyle prenses cümleler bana ait olamaz), kitabın böyle
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,7bin okunma
Reklam
Suç ve Ceza / Hangi çeviriyi okumalıyız? /
10/10
·687 syf.··
2025 2. kitabı
Suç ve Ceza’yı Can yayınlarından okudum, daha sonra İş Bankası. Can yayınları resmen karakterin psikolojik derinliğini bu pasajda yok ediyor. Bakın, aynı pasaj iki farklı yayınevinde nasıl çeviriliyor. İş Bankası: Sayfa: 456 "Estetik bir bitim ben, başka bir şey değil." diye sürdürdü düşüncesini; başkalarının felaketleri karşısında öç alırcasına sevinç duyanların duygularına benzer bir duyguyla bu düşüncesini didiklemeye, onunla oynamaya, ondan avuntu ummaya başladı. "Evet, gerçekten bir bitim ben; çünkü ilkin, şu anda bir bit olduğumu düşündüğüm için bitim; ikincisi, bir ay boyunca, bu işi kendi zevk ve keyfim uğruna bir şeyler sağlamak için değil, sözde, soylu ve güzel bir amaca erişmek için yaptığıma, o yüce varlığı tanık gösterdiğim, onu rahatsız ettiğim için bir bitim. Hah-hah-ha. Can Yayınları: Sayfa: 341 Eh, estetik olarak ben bitim, başka bir şey değilim," dedi çıldırmış gibi gülerek. "Evet, gerçekten bitim," diye devam etti haince bir neşeyle bu düşünceye sarılarak, ona yerleşerek, onunla oynayıp eğlenerek, "bu da sırf şu yüzden birincisi, artık bit olduğuma karar veriyorum; ikincisi, bütün bir ay boyunca her şeye kadir inayeti rahatsız ettim, kendi hevesim için yapmadığımı, yüce ve güzel bir hedefim olduğunu kanıtlamak için... Ha ha! Ayrıca bu platformda Dostoyevski’ye Suç ve Ceza da atfedilen bazı sözler de kitapta yok. Yazarın sözleri değiştiriliyor. Sizin yorumunuz nedir?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
8/10
·592 syf.·
2026 98. kitabı
Yüksek Uçuş – Liz Tomforde Herkese selam. Yüksek Uçuş, Chicago'nun ünlü hokey yıldızı Zander ile uçuş görevlisi Stevie'nin hikâyesini anlatıyor. Bir yanda şöhretin merkezinde yaşayan, egolu ve herkesin tanıdığı bir adam; diğer yanda ise bu dünyanın gösterişine hiç etkilenmeyen, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın var. Böyle kalın kitaplar başta biraz göz korkutur ya, hah işte bu hiç öyle yapmadı. Resmen su gibi akıp gitti. Hikâye aslında hepimizin bildiği, aşina olduğu bir aşk hikâyesi ama yazar duyguları o kadar güzel geçirmiş ki okurken hiç sıkılmıyorsunuz, elinizden bırakamıyorsunuz. Stevie'nin ikiz kardeşinin de ünlü bir basketbolcu olması sayesinde bu şöhretli dünyanın insanlarına ve davranışlarına oldukça alışık olması hoşuma gitti. Bu yüzden Zander'ın o "her şeyi ben bilirim" tavırları Stevie'de hiç karşılık bulmuyor. Zaten ikili arasındaki çekimin en güzel taraflarından biri de buydu. Ama kitabın beni asıl yakalayan tarafı romantizmin arkasında işlenen duygusal konular oldu. Hem Zander'ın hem de Stevie'nin annelerinden kaynaklanan çocukluk travmaları vardı. Birinin özgüveni yıllarca kırılmış, diğeri ise sevgi görmeden büyümüş. Bu yüzden karakterlerin birbirlerini anlamalarını ve iyileştirmelerini okumak çok güzeldi. Kitapta sadece aşk da yoktu. Arkadaşlıklar, aile ilişkileri, takım ruhu ve karakterlerin birbirlerine verdiği destek hikâyeye sıcacık bir hava katıyordu. Bir de işin içine hayvan sevgisi girince benim için artıları daha da çoğaldı. Zander ve Stevie'nin hikâyesi hem güldüren hem duygulandıran, film tadında bir romanstı. Kafa dağıtmak ve karakterlere bağlanabileceğiniz bir aşk hikâyesi okumak istiyorsanız bence şans verebilirsiniz.
Edebiyat
Yüksek UçuşLiz Tomforde · Ren Kitap · 2024775 okunma
7/10
·430 syf.··
2026 5. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
bilemiyorum ya. ilk kitap sular seller gibi akıp gitmişti ve sırf bu yüzden tam ikinciden de aynı etkiyi beklerken evdeki hesap çarşıya uymadı. sorun kitabın akıcı olmaması değil, tam olarak bir noktadan sonra ben niye bunu okuyorum dedirtmesi. sırf ikinci kitabı ekleyip seriyi devam ettirmek için yazılmış bir kitap olduğunu hissettim ve elim gitmedi. şimdi, kitapla ilgili bir sürü sorum var. böyle akılda soru işareti bıraktıran eserleri çok seviyorum ve bu kitap en sansasyonellerinden biri, bu konuda şanslıyım. esas büyük soru yazarın niyeti. o kadar yoruma açık paragraflar ve istenilen yöne çekilebilecek kısımlar var ki her bir satırın üstünde durup uzun uzun tartışmak istiyorum. etrafımda bu kitabı okuyan birilerine ihtiyacım var, LÜTFEN OKUYUN VE SORULARIMA CEVAP VERİN. üçüncü kitap için birazcık bekleyeceğim sanırım, o derece acil hissettirmedi. HAH, bir de, bu İngilizce isimlendirme mevzusu tüm ciddiyetimi yok etti ya. little people demek yerine farklı bir şey bulunsaydı, komik çünkü. o atmosfere girmemi zorlaştırdı, bu yazarın mı tercihi yoksa yayınevi bilerek mi böyle bırakmış araştıracağım. birkaç gün daha benimle yaşayacak 1q84, sonra da kendisine ara vereceğiz.
1000Kitap
1Q84 - 2. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20172,658 okunma
5/10
·432 syf.··
2026 48. kitabı
Çoğunlukla kızgın, yıpranmış ve genel olarak da çok üzgünüm. Bu serinin bir başlangıcını düşünüyorum bir de sonunu ve "neden yaşadık bunca şeyi?" hiçbir anlam veremiyorum. Hem de hiç! Bir hikaye, karakterler, mantık ve her şeyden önce hayat ancak bu serideki kadar kötü harcanabilirdi bence. Özellikle son iki kitap o kadar hızlı yuvarlandı ki yokuş aşağı, tutamayacağımı bildiğim halde ben tutmak istedim. Eleştirmek istediğim onlarca ve onlarca olay var ama seri için harcadığım ve harcamaktan asla memnun olmadığım zamanımı bir de inceleme yazarak yine boşa harcamak istemiyorum. Raithi... Hayatımda senin kadar kullanılmış, senin kadar aşağılanan bir karakter ben hiç görmedim. Elimde olsa seni bu seriden kurtarırdım. Suri, Tesh, Brin, Gifford ve Roan sizi de tıpkı Raithi gibi kurtarmayı ve kucaklamayı çok isterdim ama elimden bozuk para gibi harcanmanızı okumaktan başka bir şey gelmedi maalesef. Persephone... En büyük hayal kırıklığım sensin. Yüzlerce kitap okudum, bir sürü film izledim ama bu kadar kötü bir savaş stratejisi, bu kadar aptal karakterler, bu kadar aciz bir kurgu, bu kadar hiçbir şey vadetmeyen bir seri hiç görmemiştim. Yazar ilk üç kitapta yazdığı her güzel şeyi son üç kitapta yerin dibine sokmuş. Ve bu da sırf lüzumsuz bir tanrıyı hikayeye daha fazla dahil etmeye çalıştığı için olmuş. Şu "işin içinde tanrılar varsa mantık aramaya gerek yok" bahanesinden kurtulsun artık yazarlar. İçinde tanrıların olduğu kitaplardan nefret etmeye başladım iyice. Son olarak; Özlü sözler seviyorsanız bu seride bolca var; onlar için alıp okuyabilirsiniz. Benim gibi karakterleri önemseyerek okuyan bir okursanız elinizi bile sürmeyin. Mantık hatalarından rahatsız olan biriyseniz yine sizi uyarmak zorundayım, elinizi bile sürmeyin. Boşa harcanmış bir ömür(ler) okumak
İmperler ÇağıMichael J. Sullivan · İthaki Yayınları · 202538 okunma
Reklam
Reklam