Hayatta her şeyin bir sebebi olmalı mı sizce? Ya da biz, hayatlarımızla ilgili sebeplere hâkim miyiz? Bilmiyorum... Bilmemek çok güzel bir şey, biliyor musunuz? Bilmiyorum, bilmiyorum... Çünkü bilmem gerekmiyor... Bildiğim şeyleri de artık bir an önce unutmak istiyorum... Yine ve her zaman sizi düşünmek istiyorum.
Sen sen ol, aklını vicdanına, vicdanını aklına hakim kılma. İkisini dengede tut. Kimsenin sana akıl öğretmesine izin verme, öğreten annen bile olsa. Kimin aklıyla hareket edersen et, kendi yaptığının hesabını verirsin... sen sen ol... sen sen ol...
Aslında hiçbirimizin uzak olmadığı hikâyeler değil mi bu çocuk gelinler? Maalesef ki bu hikâyeler neşeli çocuk hikâyeleri değil. Çoğumuzun annesi, anneannesi, babaannesi... Çocuklukları içlerine bastırılarak söylenen, "Ağ elime mor gınalar yaktılar." türküleriyle içimize kalıp olarak yerleştirilen, diğer yandan "Bir yârim var on üç on dört yaşında." sözleriyle çirkin, anlaşılmaz ve uydurma ahlaklı anlayışın hâkim olduğu türküler..