Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna kitabının daha ilk sayfasında şöyle diyor: "Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır." Çoğumuz, dövüşmek isteyip istemediğimiz sorulmadan o kuyulara çoktan itildik. Çıkmak için ya karanlıklar içerisinden bir kurtarıcının belirmesini yahut da ideal koşulların oluşmasını bekliyoruz. Halbuki kurtarıcılar yok, ideal koşullar yalan. Kurtuluş isteyenin kalkıp o ilk adımı atması gerekiyor. Hem ne olacak ki, en fazla yolumuza bir ejderha çıkar Osman.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Alıntı
Halbuki olduğun gibi görünsen olay tamam..
Bizi değişmeye, maske takmaya iten , başka birisinin gözünde yeterince iyi olmama korkusu.
Sayfa 24 - Ötesi Yayıncılık·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan gafil bir şekilde yaşar, halbuki kendisinden gâfil kalınmaz, her håli kaydedilir. Kirâmen Kâtibîn melekleri her an tespit hâlindedir.
Sayfa 177 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
İnsan dünya için ümitlerle doludur; hâlbuki ölüm onun peşindedir.
Sayfa 177 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Nil Nehri’nin Kadim Mısır için önemine nispetle Hz. Musa’nın firavun karşısında ortaya koyduğu ilk musibet doğrudan bu nehri hedef almıştır. Mısır’ın gündelik yaşamdaki su ihtiyacını karşılayan, tarımsal arazileri sulayan ve içindeki balıkları besleyen nehir tamamen kan haline gelmiştir. Artık suyu içilemez ve tarımda kullanılamaz olan nehrin kirliliği Mısır halkının gündelik yaşamını bile çekilmez hale getirmiş olmalıdır.Kana dönüşen sular sadece Nil Nehri’nin suları değildir; Tevrat anlatısına göre kanallar, havuzlar hatta evlerde bulunan su kapları içindeki sular dahi kana dönüşmüştür. Bu durumun ilk etkisi, Nil Nehri’ni yeniden doğal hâline getirmesi için büyüsel girişimler yapması beklenen sihirbazlar üzerinde olmuştur. Rahipler bu tür felaketlere karşı korunma ritüellerini yerine getirmeleri için öncelikle temiz su ile arınmaları gerekmiştir.Hâlbuki şimdi kan felaketine karşı koymak için gereken temiz suyu bulamadıklarından bu ritüeli icra edememişlerdir.Kadim Mısır geleneğindeki Apep yılanı söylencesinin Nil Nehri’nin kana dönüşmesi ile ilişkilendirilmesi de söz konudur.Kırmızı renk Mısır halkı arasında yaygın olarak Ra’nın yılan şeklindeki düşmanı olan Apep yılanının rengi olarak bilinmiştir. Nil Nehri’nin sadece kana dönüşmesi bir yana kırmızı bir renk alması, Apep yılanının firavunun egemenliğine saldırı olarak düşünülmüştür.Ayrıca Kadim Mısır’ın sihirbazlık geleneğinde “kan” ve “kırmızı” kelimeleri olumsuz çağrışımlara sahiptir. Zira şeytani güçler ile düşmanların adları sihir yazıtlarında ve papirüsler üzerinde genellikle kırmızı renkle yazılmıştır.Özellikle nehrin kana dönüşmesi, kırmızı rengiyle Apep yılanı üzerinden mitolojik bir düşmanlığa işaret ettiği gibi Kadim Mısır halkının zihninde firavunluk otoritesinin derinden sarsıldığı kanaatine yol açacak
Din
ne deha, ne sefkat ve belagat
(1. Kisim) Bu deneye başlamadan önce, hayatın içinde sorgulamadan sürüklendiğim zamanlarda hayatımı *olaylarla* ölçerdim. Genelde "iyi vakit geçirmek" olarak görülen şeye kavuştuğumda mutlu olduğumu *zannederdim*. Ama her günkü mutluluğun hesabını tutmaya başladığımda, kendine özel bir niteliği olan bazı anların farkına vardım, bu nitelik ****etrafımda olup bitenden tümüyle bağımsızdı**** zira bazen en önemsiz durumlarda ortaya çıkıyordu. Bu anların özel olmasının sebebi, "güzel vakit geçirmek"ten anladığım şeyin çok ötesinde bir mutluluk hissi vermesi ve gündelik kayıtlarımdaki diğer bütün kaygıları gölgede bırakmasıydı. Bu anların tesadüfen bir kenara çekilip kendi deneyimime ***geniş bir odakla baktığım, hiçbir şey istemediğim ve her şeye hazır olduğum*** zamanlarda ortaya çıktığı sonucuna vardım zamanla. Çalışmalarımın geri kalanı bu bakma becerisinin neye bağlı olduğunu ortaya çıkarma teşebbüsüne dönüştü. Sadece farklı şeylerden keyif aldığımı değil farklı şeyler istediğimi de fark ettim. Körlemesine yaşadığım zamanlarda farklı isteklerle oraya buraya savruluyordum, ama onlara bakmayı bıraktığımda şamataları dindi ve kendi içimde çok daha derinlerden çıkıp geliyormuş gibi görünen başka isteklerin farkına vardım. Hayatta olduğuma emin olduğum kadar emindim ki mutluluğun *gerekçeye ihtiyacı yoktu**, aynı zamanda yaptığım şeyin benim için doğru olduğuna dair nihai sınavdı. Ancak
Sayfa 178·Kitabı okuyor