Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. twitter.com/elemdide
“…Allah’a çağırışın bu türlüsünde, samimi olmanın şart olduğu bir fedakârlık sınırındayız. Hiç bir bâtıl din, her gün, ama her gün, ortalık ışımaya başlarken, kurt kuş uykuda iken insanı ayağa kaldırmaya cesaret edemez. Nitekim edememiştir.”
Körlük bazen keskin bir görüşten daha güçlü, dar görüş ileri görüşten daha etkili olabilir ve bir çiviyi çakabilmekte gerekli olan şey sınırsızlık değil, sınırlılıktır.
“Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Müslümanda değil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?”