Uzun zaman sonra nihayet Modern Türk Klasiklerinde kaliteli bir kitap okuyorum dedirten,
içimizde özleminden burnumuzun direğini sızlatan; sıcak ve samimi Mahalle Romanı…
Kitabın bu kadar sahiplenilip sevilmesine yol açan şey bence, küçük, iddiasız, tekdüze yaşayan ve ilk bakışta sıradan olduğu düşünülen fakat içlerinde her birinin çok başka dünyaları olan karakterlerin olması…
Kurgusu ve karakterleri popülaritenin dışında kendisine özgü, yalın bir dille yazılmış dinlendirici bir kitap.
Okurken asla başı ve sonu arasında kopukluk olmayan, aynı ritimle devam eden, bitirdiğinizde
(Kendi pişmanlıklarımız gibi) sonu şöyle olsaydı diye hayal bile etmeye gerek duymayacağınız, bu kitaba da bu yakışırdı diyip; tek solukta okuyup bitireceğiniz, (ben bitmesin diye bazı sayfaları birkaç kez okudum) şu gelen kış günlerinde içinizi kitabımızın meşhur semaver çayları kadar ısıtacağından eminim.
Kitabın içeriğinden kısaca bahsetmek istiyorum (spoiler içerir)!
Haliç kıyısında yer alan İstanbul’un Balat semtinde; şahsına münhasır insanları olan, eski değer ve kültürün son izlerini taşıyan mahalle..
Sahaf dükkanı olan, bazı yaz akşamları keyifli müzayedeler düzenleyip naftalin kokulu antikaları satan Seyat abi,
Mahallenin sevda şairi, sabır taşı, bize bu Romanı bahşeden en mutlu olmayı hak eden karakteri Mübin abi,
Kendine özgü alışkanlıkları olan, her şeyi olup, hiçbir şeyi yokmuş gibi yaşayan, kendini kitabın sonunda bulan, anı koleksiyoncusu Hakan,
(Aslında çok şey söylerdim Hakan için ama tadı kaçmasın)
Mis gibi işi olduğu halde alışkanlıklarından kopamayıp arkadaşı Hakanla seyyar kitap satan, yüreği naif, sessiz gemi Ersin,
Mahallenin bana göre kralı Alex :) onu süslü cümlelerle anlatmak bile zayıf kalır. Okuduğunuzda anlayacaksınız...
Umarım okurken benim kadar keyif