10/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
#kitabiistan_ Bir Dehanın İzinde: Leonardo Davincı’nin Zihinsel Yolculuğu / Paul Valery Leonardo da Vinci’nin dünyasını anlatan bu eser, onu yalnızca büyük bir ressam olarak değil; durmaksızın sorgulayan, dünyayı anlamaya çalışan bir zihin olarak görmemizi sağlıyor. Çünkü Leonardo için resim,yalnızca estetik bir sonuç üretmek değil,çizgileri doğayı,insan bedenini ve hareketin ardındaki görünmez düzeni anlamanın yollarıdır. Bu yüzden Leonardo,gördüğünü kâğıda aktaran bir gözden çok gördüğünün ardındaki mekanizmayı merak eden bir zihinle oynatır kalemini. Kasların nasıl gerildiğini,hareketin bedende nasıl dağıldığını,ışığın bir yüzeye nasıl dokunduğunu anlamaya çalışırken sanat ile bilimi de birbirinden ayırmaz. Resmin yanında mühendislik,gözlemin yanında düşünceyi de ortaya çıkarır. Pazardan kuşlar alıp onları özgür bırakarak ilk kanat çırpışlarını gözlemler, Milano çevresindeki su kanallarını inceler. Leonardo’nun dünyasında resim,mühendislik ve doğa gözlemleri birbirinden kopuk alanlar olmaz,hepsi aynı merakın farklı yüzleri olur. Bazen tuvale yalnızca birkaç fırça darbesi atar,bazen de uzun süre hiçbir şey yapmaz. Siparişler gecikir,sabırsız müşterilerin sesleri yükselir fakat Leonardo için önemli olan bir işi hızla tamamlamak değil,düşüncenin kendi içinde olgunlaşmasına izin vermektir. Bu yüzden not defterlerinde “bitmemiş” görünen pek çok çalışması aslında hiç durmadan araştıran zihninin izlerini taşır. Küçük bir not eklemek istiyorum! Leonardo da Vinci’nin II. Beyazıd döneminde Haliç üzerine yapılması düşünülen köprü için eskizler göndermiş olması da kitapta dikkat çeken ayrıntılardan biri. Ayrıca İlker Balkan’ın anlatımını,yazarın değerlendirmelerinden çok daha akıcı ve anlaşılır bulduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Resim sanatına ilgi duyan ya da
Bir Dehanın İzindePaul Valery · Kanon Kitap · 20263 okunma
O "Toprak Gemi" Yüzecek mi?
10/10
·436 syf.··
2025 86. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 22:38
Başlığı görünce "tamam" dedim, "yine bol bol jeopolitik, askeri jargon vardır." Ama okumaya başlayınca kitap beni bayağı bi' sardı. Bu yazıyı bildiğiniz kitap incelemesi değil de, daha çok okuduğum kitabın bende bıraktığı etki üzerine bir dertleşme gibi düşünün. Kitap, en temel sorudan başlıyor: Abi biz üç tarafı denizle çevrili bir yarımadayız da, neden hâlâ bir kara devleti gibi davranıyoruz? Olayı anlamak için önce denizin ne demek olduğunu anlatıyor. Deniz sadece su değil; güç, para, kültür ve gelecek demek. Tarihi de böyle okumak lazım diyor. Amiral Mahan'dan bir laf koymuş: "Denizde payı olmayan ulusun, dünyada şerefli bir yeri olamaz." E zaten bizim Ata'mız da en net şekilde söylemiş: "Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız." Yani vizyon en başından belli aslında. Deniz Gücü Dediğin Sadece Gemi Değildir Kitabın en sevdiğim yerlerinden biri burası oldu. "Deniz gücü" deyince hepimizin aklına fırkateynler, denizaltılar geliyor ya... Kitap diyor ki, "O işin sadece bir bacağı." Asıl güç bir ekosistem: * Donanman olacak (Bu tamam, caydırıcılık için şart). * Deniz ticaret filon olacak (Dünya ticaretinin %80'i denizden dönüyor, sen başkasının gemisine muhtaç kalırsan olmaz). * Limanların ve tersanelerin olacak (Gemi yapamıyorsan, bakım yapamıyorsan dışarıya bağımlısın). * Balıkçılığın, deniz kaynakların olacak (Millet denizin altından doğal gaz çıkarıyor, sen bakıyorsun). * En önemlisi de insanının kafası denizci olacak. Yani bu iş; askeri, ekonomik, endüstriyel ve kültürel bir bütün. Birini yapıp diğerini boşlarsan, o gemi yürümüyor. Tarihten Yediğimiz Vurgunlar Kitap sonra tarihi bir güzel özetlemiş. İngilizler, Hollandalılar falan bu işi nasıl çözmüş, onu anlatıyor. Sonra
Araştırma-İnceleme
Mavi Uygarlık - Türkiye DenizcileşmelidirCem Gürdeniz · Kırmızı Kedi Yayınları · 201542 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kendi dilini yaratan roman faciası
4/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 09:15
Çerezlik bir dönem romanı. Biraz aşk, biraz ihanet üstüne dönemin siyasi olaylarından sos ile servis edilmiş. İşin garip tarafı arka kapağında “Bu romanı benzersiz kılan, kendi dilini yaratmış olması yanında yakın tarihimizin gölgede kalmış pek çok olayına ışık tutarken kurmacayı müthiş bir ustalıkla gerçeklerle yoğurmuş olması.” deniyor. Madem böyle iddialı ve döneme dair bir şey yazacaksınız illa birilerinden görüş almanız gerektiğini bir kere daha ortaya koyuyor bu kitap. Kitabın oluşturduğu yazım hataları ve kurgu hataları için Adam Sanat'a bakacak olursak; Romanın en önemli karakterlerinden, Haliç kıyısındaki bir Rufaî tekkesinin şeyhi olan Yusuf Efendi ve Rufaîlikle ilgili olarak anlatılanları ele almakla başlayalım. Tekkede ayin icra edilen mekânın adı bazen “divanhane” (s.12), bazen de “zikir salonu”dur (s.100). Gerçekte ikisi de değildir. Bütün esma tarikatlarında, yani temel ritüeli zikir, yani Allahın adının tekrarlanması olan tarikatlarda olduğu gibi tevhidhanedir. Divanhane terimi yalnızca yalı, konak gibi büyük konutların selâmlık bölümlerindeki misafirlerin kabul edildiği en büyük oda için kullanılır. “Zikir salonu” hakkında fazla söze gerek yok. Tarikatlar konusuna yabancı biri bile bu topraklardaki kökleri Selçuklu dönemine giden dinî bir kavramın salon gibi o devirde Türkçedeki geçmişi 50 yılı bulmayan Frenkçe bir kelimeyle anılamayacağını tahmin edebilir. Şeyhin “siyah bir külâhı” vardır (s.12). Bir Rufaî şeyhinin başlığı asla bir külâh olamaz. Bir Rufaî şeyhinin başında üst kısmı içi pamuk doldurularak takviye edilmiş bir takke (ki buna Rufaî tâcı denir) vardır. Bunun üzerine de siyah sarık (destar) sarılmıştır. Tarikat terminolojisinde başlığın tamamına da “tac” denir. İllâ başlığa günlük dilde bir karşılık bulunmak isteniyorsa sarık denmelidir;
Kılıç Yarası GibiAhmet Altan · Everest Yayınları · 20252,810 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
İSTANBUL MASALLARI Herkese Merhabalar. Sizlere harika bir kitap ile geldik. İçerisinde birbirinden güzel 6 Masal yer alıyor. Rengarenk yazımı, kuşe kağıda baskısı,ciltli ve ip ayraçlı olması da tabi ki harika Vurgulanmak istenen yerlere renk verilmiş ve özenle hazırlanmış kaliteli bir baskı. Üstelik bu masallar sevimli dostlarımız kullanılarak anlatıldığı için hep çocuklarımızın aklında kalacak. Okurken hem öğreten hem de eğlendiren çocukların hayal gücünü canlandıran kitaplar arayan ebeveynler işte bu kitap tam da size göre. Beykoz Masalı Beyoğlu Masalı Karabaş gözlerini bir çiftlikte açar. Sahibinden annesi ve babası gibi sadık ve cesur köpek olacağını düşünerek arkadaşı onu ister. Macerası başlar Karabaş'ın. Oradaki çiftlikten kısa bir süre sonra sevkiyat sırasında kaçar ve onu bir işçi bulur. Onlarla uzun süre kalıp hatta Karabaş ismini bile orada alır. Oradan kaçırılan Karabaş'ın bütün maceraları buradan sonra başlar... Ona yardım eden ve arkadaşı olan bir köpek Cesur. Maceraları, gezintileri hepsi bu kitapta sizi bekliyor... Bir kap mama, bir kap suyun ne kadar önemli olduğunu da vurguluyor kitap. Dostluk, sevgi, paylaşım,hayvan sevgisi ve bolca da tarih içeren bir kitap... Beyoğlu,Haliç, Miniatürk, Rahmi Koç Müzesi, Aynalıkavak Kasrı , Piyale Paşa Camii, ... Beşiktaş Masalı Omondi 17 yaşında Afrikada ki köyünden ayrıldı. Duygusuz bir insan olmuş ve para kazanma yolları bulmuştu. Dünya' nın her yerinde ama özellikle hayvan kaçakçılığı işine başlamış. Bu sefer de onlardan papağan isterler.
İstanbul MasallarıMuharrem Kaşıtoğlu · Özyürek Yayınevi · 202517 okunma
Aşk Birdenbire
Puan vermedi·555 syf.··
2024 31. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 19:10
Uzun zaman sonra nihayet Modern Türk Klasiklerinde kaliteli bir kitap okuyorum dedirten, içimizde özleminden burnumuzun direğini sızlatan; sıcak ve samimi Mahalle Romanı… Kitabın bu kadar sahiplenilip sevilmesine yol açan şey bence, küçük, iddiasız, tekdüze yaşayan ve ilk bakışta sıradan olduğu düşünülen fakat içlerinde her birinin çok başka dünyaları olan karakterlerin olması… Kurgusu ve karakterleri popülaritenin dışında kendisine özgü, yalın bir dille yazılmış dinlendirici bir kitap. Okurken asla başı ve sonu arasında kopukluk olmayan, aynı ritimle devam eden, bitirdiğinizde (Kendi pişmanlıklarımız gibi) sonu şöyle olsaydı diye hayal bile etmeye gerek duymayacağınız, bu kitaba da bu yakışırdı diyip; tek solukta okuyup bitireceğiniz, (ben bitmesin diye bazı sayfaları birkaç kez okudum) şu gelen kış günlerinde içinizi kitabımızın meşhur semaver çayları kadar ısıtacağından eminim. Kitabın içeriğinden kısaca bahsetmek istiyorum (spoiler içerir)! Haliç kıyısında yer alan İstanbul’un Balat semtinde; şahsına münhasır insanları olan, eski değer ve kültürün son izlerini taşıyan mahalle.. Sahaf dükkanı olan, bazı yaz akşamları keyifli müzayedeler düzenleyip naftalin kokulu antikaları satan Seyat abi, Mahallenin sevda şairi, sabır taşı, bize bu Romanı bahşeden en mutlu olmayı hak eden karakteri Mübin abi, Kendine özgü alışkanlıkları olan, her şeyi olup, hiçbir şeyi yokmuş gibi yaşayan, kendini kitabın sonunda bulan, anı koleksiyoncusu Hakan, (Aslında çok şey söylerdim Hakan için ama tadı kaçmasın) Mis gibi işi olduğu halde alışkanlıklarından kopamayıp arkadaşı Hakanla seyyar kitap satan, yüreği naif, sessiz gemi Ersin, Mahallenin bana göre kralı Alex :) onu süslü cümlelerle anlatmak bile zayıf kalır. Okuduğunuzda anlayacaksınız... Umarım okurken benim kadar keyif
Edebiyat & Roman
Aşk BirdenbireB. Ergin Borobey · Odessa Yayınevi · 20245 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 134. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2024 15:37
Bir gece Zeki'nin meyhanesinde acıldı bir hadise oldu. Zeki, Aziz Bey'i tartaklayıp dışarı attı. Nasıl başla­ dığını, ne olduğunu kimse tam hatırlayamadı. Herkes olmadık şeyler anlattı sağda solda. Kimileri "Zeki başlat­tı," dediler, kimileri "Hayır, Aziz Bey zilzuma sarhoştu," diye itiraz ettiler. Müşterilere kabahat bulanlar çıktı "Bü­yütülecek bir mesele değildi," diyenler oldu. Hadiseden birkaç saat sonra, Aziz Bey evine gitti. Odaya ağır bir hastalık gibi çöken, kaypak bir ampulün ışığında biraz oturdu, gözlerinde bir türlü akamayan korkunç bir yaş birikintisiyle Haliç'in kirli sularına yan­ sıyan ve sık sık bulutlarla örtülen, kırık dökük bir ay ışı­ ğına baktı; aklından son olarak hurma ağaçlarının ve çok yüksek palmiyelerin gölgelediği sıcak ve alabildiğine ma­ vi bir şehirde yaşanan çok kısa ama çok mutlu üç günü geçirdi. O mutluluk ansızın kedere dönüştü, yüzüne yansıdı. Yanılgılarla dolu bir ömrün bütün çilesini sakla­maktan artık vazgeçmiş, çökmüş yaşlı yüz, bir anda ağla­maklı oldu, öyle kaldı.
Hayata Dair
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma