Atatürk yalnızca büyük bir askerî stratejist değil, aynı zamanda usta bir siyasetçidir. “Vatanı kurtarma”, “milletin bağımsızlığını sağlama”, “milletin kayıtsız şartsız egemenliğini sağlama”, “Türk milletini çağdaş medeniyet düzeyine ulaştırma” uğrunda yaptığı siyasî mücadeleler, aynı zamanda bir iktidar mücadelesini andırır. Onun, tam iktidarı elinde tutmak, bu iktidara meşruluk kazandırmak için en uygun söylemleri seçen, siyasî manevralar yapan usta bir siyasetçi olduğunu unutmamak gerekir. Mustafa Kemâl, son kertede, amaçlarına ulaşmak için tehdide başvurmaktan da çekinmezdi.
Ortaçağın dış pazara mal göndermeyen kasaba ve küçük şehir ekonomisi, Osmanlı esnaf teşkilâtını ve etik koşullarını belirlemiştir. Küçük şehirde, yerel mal üretiminin şehir ihtiyacına göre ayarlanması gerekirdi. Talep sınırlıdır, bu nedenle fazla üretim fiyatın düşmesine ve esnafın zarara uğramasına yol açar. Noksan üretim ise, fiyatın fazla artışına neden olur ve tüketicinin zararınadır. Bu nedenle şehrin nüfusuna göre üretimin ayarlanması gereklidir. İşte bu koşullar, kasabada esnaf teşkilatının temel ekonomik sistemini belirler. Ortaçağ esnaf teşkilâtında her sınıf mal üreticisinin sayısı, yani üretimi şehrin nüfusuna göre ayarlanmıştır. Meselâ, Beypazarı'nda 10 fırın ustasına izin verilmişken, İstanbul'da 150 ustaya izin verilmiştir. Talep arttığı zaman kenar mahallelerde koltuk denilen kaçak ustalar ortaya çıkar. Bu kaçakları yasaklamak için esnaf devlete başvurur. Esnaf ustaları, esnafın seçiminden sonra pâdişah beratıyla onaylanırdı. Devlet, genellikle beratlı esnafı desteklerdi. Böylece esnafla devlet arasında gittikçe kuvvetlenen sıkı bir işbirliği ortaya çıktı. Osmanlı'dan önce bu işlevi, şehirde esnafın lideri olan güçlü zengin ahî babalar yerine getirirlerdi. Öbür yandan mal kalitesini koruma, esnafın çırak-kalfa-usta nizamı, imtihanlarla sağlanırdı. İç-örgüt böylece, devlet kontrolü dışında idi. Osmanlı döneminde devlet, ihtisab kanûnları ile mal kalitesini belirlemiş ve pazarda muhtesip teftişi ile kontrolünü artırmıştır. Bununla beraber esnaf kendi iç nizamlarını oldukça korumuştur; her esnaf kendi usta ve idarecilerini kendisi seçerdi. Seçimden sonra kethüdâ, yiğit-başı, pâdişah beratı aldıktan ve devlet bürolarında saklı defterlere kaydolunduktan sonra loncada gerçek otorite ve yetki sahibi olurdu.
Sayfa 41 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"İlahi Halil Usta, bir levayı bilmeyen mi var? Tam 1302 senesinin haziranının beşinci günü sayei şahanede Merzifon'a tayin edildim. Haziranın altıncı günü Hacı Lütfullah Paşa oraya leva kumandanı olarak..." demesine kalmaz, Ustam;
"Dur be Kasım Efendi, bu senin bildiğin levalardan değil. Söyle bakalım Mahmut!" derdi.
Atatürk, yalnız büyük bir askeri stratejist değil, aynı zamanda usta bir siyaset stratejistidir. "Vatanı kurtarma", "Milletin bağımsızlığını sağlama", "Milletin kayıtsız şartsız egemenliğini sağlama", "Türk milletini çağdaş medeniyet düzeyine ulaştırma" uğrunda yaptığı siyasi mücadeleler, aynı zamanda bir iktidar mücadelesi niteliğindedir.