SAKALLI CELAL / ORHAN KARAVELİ
Tesadüfen aldığım ama meraktan okuduğum kitap. Başka bir kitabı ararken can dostum Olga Söner'in bu kitabı okumak istediğini, öğrenince peşine takıldım; ben de isterim diye tutturdum. Aldık, bekletmeden okudum.
Tanıtım yazısı: “Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür.” Bu ve buna benzer pek çok özlü sözün sahibi Sakallı Celâl. Ne yazık ki, ardında hiçbir yazılı eser bırakmadığından bu sözleri ancak tanıkların, tanışıkların gözlem ve duyumlarından aktarabiliyoruz. Salt akıl dolu sözleriyle değil ama, yaşantısıyla, duruşuyla, ödünsüz, müdanasız tavrıyla başlı başına “sivil” bir karakter Sakallı Celâl. Bugünlerde çokça eksikliğini hissettiğimiz, doğru bildiğinden asla şaşmayan idealist aydın tipinin en saygın örneklerinden biri. İkbal değil kendini arayan münzevi bir bilge. Sabahattin Ali’den Melih Cevdet’e, İlhan Selçuk’tan Haldun Taner’e birçok yazarın zihninde yer etmiş, menevişli hikâyesiyle bir garip adam.
Kitap, Sakallı Celal'in ölüm ilanı ve cenaze töreni ile başlayıp, onun için söylenenler, yazılanlar, kim olduğu, dostları, ailesi ve çevresindekiler, fikirleri, tepkileri, söyledikleriyle devam ediyor.
Galatasaray Lisesi'nin bahçesinde yapılan cenaze töreninde, Edebiyat öğretmeni Salim Rıza, Tevfik Fikret'in "Promete" şiirini okuyarak, Celal Bey'e ithaf ediyor. Bu da beni lise edebiyat derslerine götürdü. Tevfik Fikret'i işlerken Promete'yi incelemiştik ama adından başka aklımda bir şey kalmamış, üzüldüm ama dip not olarak şiir sayfa sonunda vardı, ilk fırsatta tekrar incelemeli.
Galatasaray'dan sınıf arkadaşı Ahmet Haşim onun için: "Yıldızlı semaları, dağları, suları, doğanın gizlerini ruhunda birleştirip yansıtan bir sonsuz yaratıktır, arkadaşım Celal." diyor Refik Şevket'e yazdığı mektupta.
Bir tarihte bir fabrikaya işçi