Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi
Yazarımız Ahmet Mithat Efendi adeta dönemine ışık tutar nitelikte bir eser olan 'Felatun bey ile Rakım Efendi' romanını kaleme alarak bizlere doğu-batı sentezinin yanısıra Alafranga ve Alaturka kültürüne de ayna tutmuştur. Okuyucuya çeşit çeşit insanları bir kalemde gösterip onların hayatları üzerinden kıyas yapma imkanıyla beraber her ne kadar olayın sonunda bizlerin merakını giderse de zaman zaman tercih şansı vererek okuyucuyu da romanın içine sürüklemeyi başarıyor. Her ne kadar dönemin kültürü bizden uzak olsa da romanı adeta seyir zevki yüksek, eğlenceli bir film gibi aktarmasını bilen yazarımız karakterlerin içinde örnek alınacak 'ideal insan' tipini romanda işleyerek örnek alınan 'iyi' tiplemeyi ustaca sunarak eğitici ve öğretici yönünü öne sürüyor. Ayrıca arada konunun arasına girmekle romanı daha keyifli bir hale getirmiş. Eseri beğenmemin sebebi sadece klasik eserler listesinde yer alması değil dönem ve kültür zamanla değişmiş olsa da hepimizin hayatında Felatun'lara ve Rakım'lara rast gelinmesidir.önemli olan bizim kimlerin peşine takıldığımızdır.
Okuduğunuz için teşekkürler... Pusat
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami
Roman insanlığın henüz masum zamanlarında, Osmanlının sonlarında, İstanbul'da geçmektedir. Roman'a, günün sosyal ve kültürel yapısını tanıtarak bizim yolculuk ettiğimiz zamana götüren yazarımız kahramanlarımızla empati yapmanın yanısıra dönemin kimliğine de ışık tutmuş oluyor. Geçmiş yüzyılın genç kızlarının masumane tavırlarını ele alırken günümüzde olduğu gibi salt bir feminizme yönelecek kadar alçalmıyor. Velhasıl o günün sosyal sorunlarını ele alarak görücü usulü ve gönül rızası olmayan evliliklerin Nasıl faciaları doğurabileceğine ayna tutuyor yazarımız. Fitnat'a sevdalanan Talat'ın onun aşkı için kadın kılığına girip Fitnat'la yakından hasbihal etmesi ve devamında serüvenlerin hüsrana doğru aldığı yolu ustaca işlerken birbirlerine olan sadakatlerinden hiçbir şey kaybetmezler. Galiba edebeyiyatımızın çıkış noktasının genel sorunu; sosyal sıkıntılar, acı dolu yaşamlar, eskiden kurtulma veyahut bir geçiş ve elbette etkileyicilik. İşte Talat'ın Fitnat'a Taaşşuk'u ancak usta bir kalemin elinden yoğrularak çarpıcı olabilirdi.
SiyasetnameNizamülmülk
Vezir Nizamü'l-mülk, sultan Alparslan ve sultan Melikşah'ın vezirliğini 30 yıl boyunca yapmış ve suikaste uğramadan kısa bir süre önce Melikşahın emriyle Siyasetnameyi kaleme almış ve nihayetinde Sultan'a sunmuştur.
Vezir Nizamü'l-mülk, eserinde Kuran'a, sünnete, alimlerin sözlerine ve engin tecrübesine yer vererek zenginleştirmiştir. Konuyu farklı açılaradan ele alarak farklı bakış açılarını vurgulamıştır. Eserinde meselelerle örneklemiş ve çeşitli tarihlerden örnekler vermiştir.
Siyasetname, siyasi bir eser olmadının yanısıra bir öğütler kitabıdır. Ama bu öğütler derinliği olan temellendirilmiş olduğundan eserde de geçtiği üzere "Eserimizi kaleme alma gayemiz bir masal kitabı yazmak değildir."
Nizamü'l-mülk, kendi döneminde mücadele ettiği haşhaşiler örgütü, doğu Romalılar ve daha nice dost ve düşman olmak üzere dönemin kimliğini yansıtmış ve bazı meselerde öyle şeylere değinmiş ki insanın kanı donuyor.
Nizamü'l-mülk Siyasetname'sinde birçok bilgi ve tecrübe aktarmış döneme ışık tutmuş, islamı koruyuculuğunu ve devletin bekasını önemle vurgulayıp hükümdara (Melikşah) ve hükümdar adaylarına ilham verecek öğretiler vermiştir. Siyasetname hem kendi döneminde hem de bizim dönemimizde siyasi-sosyal açıdan çok kıymetli bir bilgi hazinesidir. Tarihimiz açısından da şüphesiz çok mühim bir başyapıttır.
Emperyalizme Karşı Diriliş ve Direniş Ruhu - Selahaddin EyyubiMustafa Güldağı
SELAHADDİN EYYUBİ
Tarihin gidişatını değiştiren liderler vardır. Bu liderlerden bazıları lider olmasının yanı sıra eğitim, bilim, fen, din, coğrafya, tarih, sağlık ve savaş sanat'tan iyi bilirler. Bu muhteşem insanların çabası vardır ve elbette de Allah'ın takdiriyle sonunda olması gereken yerlere ulaşırlar. Bu muhteşem hükümdarlardan biri de Selahaddin Eyyubi'dir. Selahaddin Eyyubi tıpkı her büyük insan gibi zor ve meşakatli bir süreçten geçti, yurdundan çıkarıldı ve iyi bir eğitim aldı. Ailesinin bulunduğu devlet görevi sayesinde tıpkı bir şehzade gibi yetişti. Daha küçükken Kutsal Kudüs'ün durumu Selahaddin ve halkı açısından içler acısıydı. Kudüs'ün Haçlı zulmü altında olmasından çok rahatsız oluyorlardı. İşte Selahaddin böyle bir ortamdan yetişip islam davasıyla mayalandı.
Selahaddin Eyyubi'nin başarışı bir kumandan olduğu şüphe götürmez bir gerçektir ancak bu tek başına yetmezdi. Derler ya bazı işler nasip işidir hesap işi değil... Kader ağlarını teker teker örüyordu. Nureddin Zengi hiç beklemediği bir zamanda genç Selahaddine amcası Şirkuh'la birlikte Mısır seferine çıkmasını emrettiğinde buna Selahaddin de bir anlam verememişti ancak Selahaddin'in serüveni başlamış oluyordu.
Kitapta Selahaddin Eyyubi'nin hayatı iyice ele alınmasına rağmen okumaya doymamamdan olsa gerek:) bana kısacık geldi. Anlatılması gereken püf noktalara değinen yazarımız bunun yanında dönemin siyasi ve sosyal yapısını da gözler önüne sürüyor. Hasan Sabbah'ın Haşhaşilerine, Papanın Tapınak Şövalyelerine, Abbasilere, fatımilere, Selçuklulara ve daha pek çok devlet-millete yeri geldikçe yer verilip günümüzdeki yansımalarını da değiniyor.
Selahaddin Eyyubi'nin kişiliğinde öğrendiğimiz etrafımıza yararlı olmak, çok çalışmak, iyi
İrade EğitimiJules Payot
Hayatta her ne oluyorsa bizim eylemlerimiz neticesinde meydana geldiği su getirmez bir gerçektir. Çünkü günlük harektlerimiz kelebek etkisi yaparak gelişir ve bu küçük küçük gelişimlerin sonucu çığ etkisi yaparak ilerler ama çoğu zaman bunu fark edebilmek mümkün değildir. Madem ki eylemlerimiz sonucu her şey değişiyor, etkileniyor, gelişiyor o zaman o eylemlerimizi güzel ve iyi ekseninde yapmamız yerinde olur. Hal böyleyken tam da Jules Payot'un müthiş "İrade terbiyesi" eseri karşımıza çıkıyor. Eser davranışlarımızın iyileştirilmesine yönelik yazılmış bulunmaz bir şaheser. Davranışkarımızın akıl, duygular, çevre ve daha bir çok etkenin rol oynadı denklemde aklın kontrolünde olmasının kontrol sağlayacağını ancak duyguların aklı bir yanılsama yoluyla aldatıp bedenin kişisel zevkler peşinde sürükleyerek enerjimizi boşuna kullannamıza neden olacağını öne sürüyor Fransız yazar. Eğitimci ve pedagog olan Jules, bir öğrencinin ve ekseriyetle üniversite öğrencisinin bunun yanında çalışan entelektüel bireyin sahip olması gereken erdemler üzerindeki geniş çaplı araştırması sonucu bir şeylerin başarmanın yolunun o işin üzerine gidilmesinde gittiğini ancak şehvi ve hayvani duygularımızın kontrolü ise mümkün olduğunca düşünmemekten geçtiğini beyân ediyor. İrade terbiyesi eserinde öğrenciyi öyle tarif ediyorki bir öğrenci adeta bir teknik direktörün bir kulübü yönettiği gibi kendisini yöneteceğini ve aşırılığa kaçmaktan uzak durması gerektiğini anlammız pek de yanlış olmayacaktır.