Güzel şeyler de çirkin anlamlar bulanlar, yozlaşmış ama sevimli olmayı becerememiş insanlardır. Bu bir hatadır.
Güzel şeylerde güzel anlamlar bulanlar, iyi eğitimli insanlardır.
Bunlar da umut vardır.
Browning bu konuda bir yerde bir şeyler yazar ;ama bizim kendi duyularımız bizim yerimize bunları düşlerler. Öyle anlar olur ki birden bir vanilya çiçeği kokusu alırım, hayatımın en tuhaf yazını yeniden yaşamak zorunda kalırım.
Hayatı yöneten şey irade ya da niyet değildir. Hayat bir sinir, lifi işidir, yavaş yavaş gelişmiş hücreler meselesidir, düşünceler o hücrelerin içinde saklanır, tutkular orada düşler kurar. Güvende olduğunu güçlü olduğunu düşünebilirsin. Ama bir odadaki ya da sabah göğündeki rastgele bir renk tonu, bir zamanlar sevdiğin ve kendisi ile birlikte sana tuhaf anıları taşıyan belli bir parfüm, yeniden karşılaştığın unutulmuş bir şiirden bir dizi, artık çalmadığın bir müzik parçasından bir kadans- sana bir şey söyleyeyim mi, Dorian, hayatlarımız işte bu şeylere dayanır.
Gecenin Düşsel gölgelerinin arasında tanıdığınız gerçek hayat yavaş yavaş ortaya çıkar. Nerede bıraktıysakk hayata oradan devam etmemiz gerekir, aynı basmakalıp alışkanlıkların bıktırıcı çarkı içinde dönüp durmak için enerji akıtmaya devam etmek gibi korkunç bir gereklilik duygusu ensemize yapışır ya da çılgınca bir özlem duyarız, sözgelimi karanlıkta bizim ağız tadımıza göre yeniden biçimlenmiş bir dünyaya gözlerimizi açma özlemi, şeylerini yepyeni biçimlere, yepyeni renklere kavuştuğu, değiştiği ya da başka gizlere sahip olduğu bir dünyaya, içinde geçmişin çok az yerinin bulunduğu ya da hiç bulunmadığı ya da hiç değilse hiçbir bilinçli zorunluluk ya da pişmanlık biçiminde varlığını sürdürmediği, sevincin anısının bile acı verdiği, zevk anılarının bile ıstırap verdiği bir dünyaya.