Kapıyı çalma ve bekleme süresine gelince, bu hususu, sahabe döneminde yaşanmış olan ilginç bir olay ile açıklamaya çalışalım.
Ebû Said el-Hudrî anlatıyor. Medine’de Ensar’ın meclisinde oturuyorduk, birden Ebû Mûsâ telaş içerisinde yanımıza çıkageldi.
— Sana ne oldu? dedik.
— Ömer, yanına varmam için bana haber göndermişti. Ben de kapısına vardım, üç defa selam verdim. Cevap vermediği için de geri
döndüm. Bana yetişti ve:
— Bize neden gelmedin? dedi.
Ben:
— Size geldim ve kapında üç defa selam verdim; cevap verilmeyince de geri döndüm. Çünkü Rasûlullah (sav) “Biriniz üç defa izin
ister de kendisine izin verilmezse hemen geri dönsün” buyurdu dedim.
Ömer:
— Ben bunu Rasûlullah’tan işitmedim.Bu söylediğinin doğru olduğuna şahit getirmezsen, senin canını yakarım dedi. Bunun üzerine o mecliste bulunanlardan Übey b. Kâ’b, ben buna şahit olurum; çünkü ben Rasûlullah’tan böyle söylediğini işittim dedi ve Ebû Mûsâ ile birlikte kalkıp Ömer’e gittiler. Ebû Mûsâ, Ömer’in elinden yakasını
böylece kurtarmış oldu.Bundan anlaşılıyor ki, kapı normal aralıklarla üç defa vurulur, cevap gelmezse üçüncüsünden sonra beklenilmez, hemen oradan uzaklaşılır. Yani kapı açılıncaya kadar ben de burada beklerim, denilmez! Ancak, Râzî’nin de dediği gibi evde hırsız, yangın, saldırı vb. acil yardımı gerektirecek bir durum varsa, bu gibi istisnaî hallerde isti’zan ve âdâbı gözetilmez. Eve hemen girilmelidir. Eğer düşünürseniz, böyle yapmanız sizin için daha iyidir.” Bir başkasının evine kapıyı vurup haber vermeden; baskın yapar gibi izinsiz olarak dalmak kabalıktır, nezaketsizliktir, görgüsüzlüktür; hatta insanlık dışı bir davranıştır. Böylesi davranışlar hem hane
halkını huzursuz etmekten öte tedirgin eder hem de o şahsın kabalık, edebsizlik ve basitlik gibi aşağılayıcı damga yemesine sebep olur.