Kuvâyi Milliye
10/10
·234 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:15
Milli Mücadele’yi muhtemelen Nâzım’dan başka bir şair anlatamazdı bu kadar güzel. Zaten muhtemeldir ki bundan dolayı Nâzım’dan böyle bir eser yazmayı istediler. Nâzım hapishanede yazdı bu destanı, kaynaklardan uzak bulabildiği belgelerle. Belki de bundan dolayı sonuna ekledi tam olarak istediği bir eser ortaya çıkaramadığını. Şairin kendi sesinden dinlemek kadar okumak da güzeldi Kuvâyi Milliye’yi. Kitabın ilerleyen kısımlarında şairin hapishane günlerinde yazmış olduğu şiirlere de yer verilmiş ayrıca.
1000Kitap
Kuvâyi MilliyeNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20103,700 okunma
Uçurtmayı Vurmasınlar
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:30
Uçurtmayı vurmasınlar Bazı kitaplar bitince rafa kalkmıyor, insanın içinde kalıyor resmen.. Filmini yıllar önce defalarca izlemiş, izlerken kimi zaman gülümsemiş, kimi zaman ağlamış, kimi zaman da yaşanan haksızlıklara öfkelenmiştim. Kitabı olduğunu ise çok sonradan öğrendim ve hiç düşünmeden aldım.. Uçurtmayı Vurmasınlar, hapishanede annesiyle birlikte yaşayan bir çocuğun gözünden anlatılan ; aslında büyüklere çok şey söyleyen bir hikâye.. O çocuk kim mi ? Barış Barış’ın masumiyeti, soruları ve dünyaya bakışı insanın kalbine dokunuyor. Okurken film sahneleri de gözümün önündeydi. Ama sayfalarda Barış'la yeniden karşılaşmak bambaşka bir duyguydu. O masum soruları, dünyaya bakışı, anlam veremediği şeyler... Yine burnumun direğini sızlattı, gözlerimi doldurdu, bazen de tüm hüznün arasında tebessüm ettirdi. Kitabı bitirdim ama hemen rafa koyamadım. Dönüp tekrar altını çizdiğim satırlara baktım. Çünkü bazı cümleler okunup geçilmiyor, insanın içinde bir yere yerleşiyor. Bazı hikâyeler yıllar geçse de aynı yerden dokunabiliyormuş insanın kalbine... Ve bazen de uçurtmalar gökyüzünde değil, insanın kalbinde uçmaya devam ediyor... Yorumum ve altı çizili kelimelerim size emanet ️ ︎"Hep çocuklara mı düşer annelere anlayış göstermek,İnci ?" ︎"Ben uyuyormuş gibi yapıyorum. Ama saçlarım ıslanıyor. O zaman anlıyorum annemin ağladığını.Sesimi çıkarmıyorum. Benim anladığımı sezerse daha çok üzülür belki."
1000Kitap
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·248 syf.·
2026 474. kitabı
12 Mart 1971 Muhtırası döneminde yaşanan, siyasi bir tutuklunun tutuklanma süreci ve hapishanede geçen günlerini anlatan, bir bakıma dönemin siyasi yapısıyla alakalı bizlere bilgi veren çok önemli bir eser. Hassas yürekli insanlar okurken baya zorlanacaktır diye düşünüyorum. Zira kitap ağır şiddet ve işkence içeriğiyle insana çok ağır geliyor. İşkence sahneleri öyle yoğun ve gerçekçi tasvirlerle anlatışmıştır ki sanki o işkenceler gözünüzün önünde gerçekleşmektedir. Bir insanın düşüncelerinden dolayı suçlu ilan edilmesi üstüne bir de dayanılmaz işkencelerden geçmesi hangi siyasi düşünceyle, insani duygularla açıklanabilir? Zaten döneme ait yaşananları okuduğumda ya da yaş itibariyle o günleri görmüş insanları dinlediğimde, anlatılanları bir türlü idrak edemiyor ve anlayamıyorum. Yapı olarak olarak empati yapma özelliğimin gereğinden fazla olduğunu düşünüyorum. Her zaman çok kötü bir şey yapmış bir insanın bile niçin onu yaptığını düşünür, hatta onu haklı çıkaracak sebepler de bulurum kendi kendime. Ama bir insanın bir insana ya da hayvana veya herhangi bir canlıya en ağır işkenceleri yapmasını anlayamıyorum. Bunu yapanlar hasta diyemiyorum, öyle dersem suçlarını hafifletmiş, bir bakıma yaptıklarını normal görüyormuş gibi olurum.
İnceleme
YaralısınErdal Öz · Can Yayınları · 20192,468 okunma
9/10
·112 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 00:00
Edebiyat tarihinin açık ara en "gamsız", en "dünya yansa umrunda olmaz" başkarakterine sahip kitabıdır. Kitabın varoluşçu felsefesini tek bir cümleye sığdırmak gerekirse o da şudur: "Evrenin umurunda değiliz, e o zaman benim de evren umurumda değil; o halde hayde gidip bir kahve içelim." Kitap insanın kanını donduran bana da daha ilk satırlarından "bu ne gevşeklik bre ehli deve" dedirten o meşhur cümlesiyle başlar: "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." Normal bir insan böyle bir durumda ne yapar? Ağlar, yas tutar, taziyeleri kabul eder. Bizim Meursault ne yapıyor? Cenazede kahve içiyor, ertesi gün kız arkadaşı Marie ile denize girip, üstüne bir de komedi filmi izlemeye gidiyor. Suç ve Ceza'daki Raskolnikov işlediği suçun ağırlığıyla vicdan azabından yataklara düşüp hummalar içinde kıvranırken, Meursault annesinin cenazesinde sadece "Güneş de ne yakıyor arkadaş" diye terlemeyi dert edinir. Gelelim o meşhur plaj sahnesine. Olaylar gelişir, kumsalda tekin olmayan bir karşılaşma yaşanır ve Meursault cebindeki tabancayla bir adamı vurur. Neden mi? Nefret ettiği için mi? Derin bir felsefi hesaplaşma veya kan davası yüzünden mi? Hayır. Ter damlası gözüne aktığı ve güneş gözünü aldığı için.Kitabın ikinci yarısı tam bir hukuk komedisidir. Meursault cinayetten yargılanmaktadır ama mahkemede kimsenin cinayeti falan konuştuğu yoktur. Savcı: "Sayın jüri, bu adam bir canavar! Neden mi? Adam vurduğu için değil, annesinin cenazesinde sütlü kahve içip ağlamadığı için!" Meursault'un iç sesi: "Acaba mahkeme ne zaman biter, öğle yemeğinde ne yesem... Marie de bugün ne güzel giyinmiş." Meursault, kendi idam davasında bile o kadar sıkılır ki, sanki zorlu bir final haftasında çok çalışıp tüm ezberini unutmuş bir öğrencinin boş sınav kağıdına bakması gibi (yaşayan bilir), kendi
İnceleme
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Herkese merhaba; yarım kalmış bir aşkın izinde, Köy Enstitülerinin umut dolu hikayesini anlatan ve okuyan herkesin kendinden bir parça bulduğu o roman “Keşke” ile geldim. Kitap Fikret’in hapishanede yazdığı mektuplarla başlıyor. Mektuplarla başlayan bu kitapta Köy Enstitüleri’nde okuyup yetişmiş iki öğretmen olan Fikret ve Sabia’nın hayatına konuk oluyoruz. Köy Enstitülerinin ne kadar zengin bir eğitim verdiğine, orada okuyanların umutlarına, hayallerine ve zamana şahit oluyoruz. Tarihin izlerine fazlasıyla rastlıyoruz. Kurguyla birleştirilmiş bu tarih adeta olayların içindeymiş gibi hissettiriyor. Umut, hüzün ve keşke… Her duyguyu ayrı ayrı hissedip yaşatıyor. Olaylar, kişiler, nedenler ve sonuçlar öyle güzel bir araya getirilmiş ki büyük bir hayranlıkla okunuyor. Yaşanan olaylar tüm gerçekliğiyle ortaya seriliyor. Aynı zamanda yazarın dili çok akıcıydı. Duyguları en içten hissediyorsunuz. Duygusal yönü güçlü, düşündüren ve geçmişe farklı bir pencereden bakabilmeyi sağlayan bir kitaptı. Bu tarz kitapları seviyorsanız, kendinizden bir parça bulabileceğiniz “Keşke” kitabını gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Mutlaka okuyun, okutun.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,022 okunma
Puan vermedi
Kulaklarımda düdük sesi, gözlerimde Jason'un en son gördükleri... Bir çocuğun kaç ailesi olurdu? Bir çocuk bütün bu karmaşaya rağmen iyi bir insan olarak kalmayı nasıl başarmıştı? Başından sonuna kadar sanki içinde yaşadığım bir romandı. Çokça sorgulamanın olduğu, geçmiş ve gelecekle olan hesaplaşma... Bazen gördüklerin aslında görmek istediklerin oluyor. Ailesine yaşatılanlardan sonra tüm ömrünü buna sebep olanlara yaşatacağı öc duygusuyla yaşayan Jason, hapishanede aldığı son mektupla asıl yasananları öğreniyor. Ona gerçek bir baba gibi sahip çıkan Yargıç ona her turlu desteği sağlıyor. Karakterlerin tasviri o kadar güçlü yapılmış ki karakterler okurken gözünüzde canlanıyor. Sanki okumuyorum da bir film izliyorum hissi hiç düşmeyen gerilim kitabı çok begenmemın asıl sebeplerinden eğer aksiyon/gerilim sevıyorsanız çok severek okuyacağız elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap #süperçocuk #kitapcumhuriyetimileokuyoruz
Süper Çocuk Yanık Göz ve Genç NolanMurat İsfan Korkmaz · Bengisu Yayınları · 2024160 okunma