Bakışlarını herhangi bir şeyin büyüsüne kapıp koyuvermek daha iyi, bir şeye bakmak, bakışlara yemini vermek, beslemek ve bir şeye bağlamak sımsıkı; sonra kendi içine, derinliklerine, bakışlardan kurtulmuş olarak, kendi içindeki karmakarışık geceye doğru inmek, kaymak; gözlerini yol kenarındaki ağaççıklara dikti, solda, kocaman, yemyeşil ve donup kalmış bir hareket; gürleyip çatladığı, binbir parçaya ayrılıp dağıldığı an yakalanıp öylece dondurulmuş bir dalga; şaşkın, bitmeyen bir koşu halinde yapraktan yaprağa atlayan, gidip gelen, bu yeşil ve canlı kalabalıkta eriyen bakışlar.
Ahireti tasdik eden fakat sefahet ve dalalette gidenlere bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikad ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek.
Bir taş olmak, kıpırtısız, duygusuz, ne bir hareket, ne bir ses, kör ve sağır, sinekler, kulağakaçanlar, hanımböcekleri bedenimde bir aşağı, bir yukarı dolaşacak, bembeyaz gözlü, tüyler ürpertici bir heykel, ne geleceğe ait bir düşünce, ne bir kaygı; belki de kendi kendime uymayı, kendi içime yerleşmeyi başarabilirim. Kendimi bütünümle kabullenmek için değil, hayır, asla! Yalnızca kinimin, nefretimin tek ve gerçek hedefi olabilmek için.
…, kendi iradesiyle karar verdiğini sanan ama aslında programlanmış bir robot gibi hareket edeb toplumlara dönüştüğümüzü her defasında gözler önüne seriyor.
"Bütün günler birbirine benzediği zaman insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar."