Ölüm kararı verilene kadar, soluk aldığımı, hareket ettiğimi, diğer insanlarla aynı ortamda yaşadığımı hissetmiştim; şimdi dünyayla aramda bir sınır olduğunu kesin bir şekilde kavrıyordum.
... Ne olur onlar benden dostluğumdan fazlasını istemesinler. Ne olur herkes bununla yetinse ve ben memnun olsam. Biliyor musun, hakikaten en doğru hareket, karşıdakinin ümidini en baştan kırmaktır.
"Bedenimiz bizimdir!" 1970'lerin başında kürtaj yasağını protesto eden kadınlar böyle haykırıyordu. Aynı sloganı kısa bir süre sonra bu sefer escinsel hareket benimsemiştir. Söylem ve yapılar iktidarla el eleydi, beden ise toplumun içinde baskı görenlerin, marjinalleştirilenlerin tarafındaydı: Irk, sınıf ya da cinsivet bakımından azınlık olanlar, iktidarın söyleminin, bedeni susturan bir araç olarak dilin karşısına koyabilecekleri tek şeyin bedenleri olduğunu düşünmekteydiler. "Kadın Özgürlüğü Hareketinin (MLF) kurucularından Antoinette Fouque, "söylenegeldiği gibi, kadın hareketi entelektüeller tarafından başlatıldıysa bile (...)," diye itiraf etmiştir bir keresinde, "ilk önce bir çığlık yükselmiş, o çığlıkla birlikte beden sahneye çıkmıştı: 1960'ları toplumu tarafından kıyasıya hırpalanan, çağdaş düşüncenin üstatları, yani dönemin modernleri tarafından alabildiğine ezilen beden." Beden işte bu temelde 1970'lerde azınlık hakları için yürütülen mücadeleye dahil olmuştur: Baskının en yoğun olduğu odaklardan biri özgürleşme yolunda kilit bir araç ve bir devrim vaadi olarak, "O zamanlar MLF'nin yapacağı devrimin, bedeni sansürden kurtarmak olacağını söylüyordum, tıpk1 Freud'un (...) bilinçdışına üzerindeki sansüre son verdiği gibi."
Yüce Üçüncü Hermesçi Prensip –Titreşim Prensibi– evrendeki her şeyin hareket halinde olduğunu, hiçbir şeyin durmadığını, her şeyin aktığını, titreştiğini ve döndüğünü söyler. Bu Hermesçi Prensip kadim Yunan’ın ilk filozoflarından bazılarınca kabul edilmiş ve sistemlerine dahil edilmiştir. Fakat sonra Hermesçiliğin dışındaki düşünürler yüzünden asırlarca kaybolmuştur. On dokuzuncu yüzyılda fizik bilim hakikati yeniden keşfetmiş ve yirminci yüzyılın bilimsel keşifleri bu asırlık Hermesçi öğretinin doğruluğuna yeni kanıtlar ilave etmiştir.
*~●。。。Orijinal fikirler ortaya atmak için bazen insanları kırmayı ve gücendirmeyi de göze almak gerekiyor hiç şüphesiz. İnsanlar rahatsız olmasın ya da toplumsal ahenk bozulmasın diye insanların saçma da olsa görüşlerini yansıtmasına, yeni fikirlerle flört etmesine, kısacası deneyip yanılmasına izin vermezsek seküler bir ahlakı dinin yerine koymuş ve modern bir Engizisyon gibi hareket etmiş olmaz mıyız?
Kendine güvenini kaybetmiş bir çocuk, akademik hayatında zorlanır, sosyal ilişkilerinde uyumsuzluklar yaşar ve genellikle başarısızlık korkusuyla hareket eder.