9/10
·192 syf.·
2026 51. kitabı
Başkalarına kendi değerini kanıtlamak senin işin değil. senin işin kendi değerini bilmek ve buna göre hareket etmektir. Syf 53 Kitap çıkar çıkmaz hemen almak istedim. Çünkü yazarın kitaplarını okumayı çok seviyorum. İçten ve samimi bir şekilde içindeki düşüncelerini anlatmış Beyhan bey. Diğer kitaplarına göre bu kitaptaki konular daha kısa ve çok olmuş, gayette güzel olmuş. Her konuyu okurken, sanki bir psikologla sohbet ediyormuşsun edâsı veriyor okuyucuya. Budak hem kendi düşüncelerini ortaya seriyor, hem de gerçeklerle bizleri yeniden tanıştırıyor. Birisine dert anlatırken "acaba sıkıyor muyum onu?" diye düşünen o içsel düşünceleri, samimi bir şekilde tarif ederken, hem huzurlu hissettim, hem de bazen arada "Evet ya tam da böyle oluyor" gibi düşünceler geçti içimden. İnsanın kendi içsel düşüncelerine bu kitabında daha ağırlık vermiş sanki. İnsanlarla yaşadığımız her türlü duyguları konu alarak yazmış. Konular bir kaç sayfa olduğu için sıkmıyor, diğer konuya geçme merakı bırakıyor daha çok. Güzel bir psikoloji kitabı okumayı düşünürseniz tavsiye ederim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Duygu ve Düşünce
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202618 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 5. kitabı
Jean Calas davası, Voltaire için yalnızca bir mahkeme hatası değil, dini bağnazlığın ve fanatizmin adalet üzerindeki yıkıcı etkisinin bir örneğidir. Voltaire, olay boyunca mahkemenin kesin kanıtlar yerine önyargılarla hareket ettiğini, halkın söylentileri gerçek gibi kabul ettiğini ve yargıçların toplumsal baskının etkisi altında kaldığını göstermeye çalışır. Ona göre adaletin temel şartı olan tarafsızlık kaybolduğunda, masum insanlar bile suçlu ilan edilebilir. Voltaire, Calas ailesinin yaşadıklarını anlatarak fanatizmin yalnızca bir bireyi değil, bütün bir aileyi ve hatta toplumu yaraladığını ortaya koyar. Jean Calas’ın idam edilmesi, oğullarının sürgün ve baskılara maruz kalması, eşinin ve kızlarının çektiği acılar, önyargının insan hayatını nasıl altüst edebileceğinin somut örnekleridir. Bu nedenle eser, yalnızca bir adalet savunusu değil, aynı zamanda insanlık ve vicdan çağrısıdır. Voltaire’in ulaşmak istediği temel sonuç, hiçbir insanın, hiçbir dinî grubun ve hiçbir yargıcın yanılmaz olmadığıdır. İnsanlar hata yapabildiği için farklı düşüncelere tahammül etmeyi öğrenmeli, inanç farklılıklarını düşmanlık nedeni haline getirmemeli ve her durumda aklı, kanıtı ve merhameti esas almalıdır. Ona göre toplumları ayakta tutan şey baskı ve cezalandırma değil, hoşgörü ve adalettir.
Hoşgörü Üzerine İncelemeVoltaire · Bilgesu Yayıncılık · 201775 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Kant’ın Salt Aklın Sınırları Dahilinde Din adlı eseri, din ile ahlak arasındaki ilişkiyi aklın sınırları içinde ele alan önemli bir çalışmadır. Kant bu eserinde, dinin temelinin dogmalar veya dışsal ibadetler değil, insanın ahlaki yasaya uygun davranma yükümlülüğü olduğunu savunur. Böylece dinin, insanın ahlaki gelişimine nasıl katkı sağladığını ve aklın rehberliğinde nasıl anlaşılması gerektiğini açıklamaya çalışır. Hakiki din ile sahte din anlayışını birbirinden ayırmaktır. Ona göre dinin özü, insanın bütün ödevlerini Tanrı’nın buyruğu olarak görmesi ve ahlaki bir yaşam sürmesidir. Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanmanın yolu ibadetler, ritüeller, kurallar veya tarihsel inançlara körü körüne bağlılık değil; iyi niyet, erdem ve ahlaki davranışlardır. Ayrıca Kant, vicdanın ve düşünce özgürlüğünün önemini vurgular. İnsan, doğruluğundan emin olmadığı şeyleri mutlak gerçek gibi savunmamalı ve başkalarına da zorla kabul ettirmemelidir. Gerçek dindarlık, vicdana uygun hareket etmek ve ahlaki sorumluluğu yerine getirmektir. Kant’a göre hakiki dinin özü ahlaktır; kilise, vahiy ve ibadetler ise ancak bu ahlaki amacı destekledikleri ölçüde değerlidir. İnsan Tanrı’ya en iyi şekilde, iyi ve erdemli bir yaşam sürerek hizmet eder.
Salt Aklın Sınırları Dahilinde DinImmanuel Kant · Elis Yayınları · 201797 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 85. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:08
Tanrıların, cinlerin, kadim soyların olduğu ve aşkı bir araya getiren bir hikâye Kumların yemini. Kitabın merkezinde, insanların yanında olduğu için ilahi dünyadan kovulan Ninibe adlı güçlü bir çöl tanrıçası var. Ninibe ona yapılanlardan dolayı intikam almak için çöllerin hakimiyetini yeniden kazanmaya çalışıyor. Önce en güçlü cin kabilesi olan Demon kabilesi ile birlikte hareket etmeye başlıyor. Onların kraliçesi de kovulmuş ten değiştirenlerden sürüngenlerin ilk soyu Şahmeran’dır. (Benim fav karakter) Daha sonra çölde kendi hakimiyetini kurmak ve müttefik toplamak için çalışmaya başlar. İlahi olanlardan intikamını alacaktır. Tabi içinde sönmeyen aşkın ateşide onu anbe an zorlamış olsada. “Kumların Yemini” sadece bir çöl fantastiği değil; güç, kader ve aşkın aynı ateşte eridiği bir hikâye. Kumların altında sırlar saklanırken, karakterlerin verdiği savaş sadece düşmanlarla değil kendi içlerindeki fırtınalarla da oluyor. Çölün sertliğiyle romantizmi aynı anda hissettiren, güçlü kadın karakterleri ve mitolojik havasıyla insanı içine çeken bir kitap. Bazı hikâyeler okunmaz, yaşanır; bu da onlardan biri.
Kumların YeminiÖmer Kaan Çetin · Prime Kitap · 202629 okunma
8/10
·544 syf.··
2026 25. kitabı
"Ne tuhaftı. Başkasının hikayesinde kötü olan, benim kalbime sığdırdığım en değerli insandı." Yan Karakter benzer kurguların arasında boğuşurken ilaç gibi geldi. Çok çok severek okudum. Aslında başta çok düz yazı, diyalogsuz gelmişti bana.. Dedim eyvah böyleyse bu kitap bitmez. Ama ilerledikçe bir şekilde aktı gitti. Heyecanla okudum. Aslında "kitabın içine girme" kurguları genellikle Uzak Doğu'da çok sevilen bir hikaye çeşidi. Buna benzer dizi, manga, animeye denk gelmiştim aslında.. Ama orada yan karakter olarak değil de kitaba girince kendisini genelde kötü karakter olarak buluyordu. Burada ise kızımız bir gün uyanıyor ve çok sevdiği bir kitabın içinde ana karakterin en iyi arkadaşı olan Aviva olarak, kitabın yan karakteri olarak buluyor. Uyanma anını vs okumuyoruz. Biz okumaya başladığımızda Aviva artık eğitim aldığı Akademi denilen yerde 4. senesinde.. Zaten tam da buraya gireceği zamanlarda kurguda uyanmış. Akademi'ye gelince de ana kadın ve ana erkek karakterle tanışıp arkadaş olmuş. Kurguda geçirdiği 3 yılında da okuduğu kitapla uyumlu olarak hareket etmiş. Ana karakterlere destek olmak, en iyi arkadaşın görevlerini yerine getirmek vs dışında da pek bir şey yapmamış. Hatta kitap ana kadın karakter olan Serafina'nın gözünden yazıldığı için de okumadığı yerlerde kazara bir şeyleri değiştiririm korkusuyla, kızımız bazen kütüphaneden bazen de odasından dışarı dahi çıkmamış. Biz hikayeye son sene dahil olduğumuz için ister istemez uzun uzadıya geçmiş olaylar düz yazı halinde paylaşılıyor. Yoğun bir şekilde bilgi yüklemesi var bazı yerlerde.. O yüzden de başlangıçta biraz bunaltıyor bizi okurken.. Ancak yazarın işleyişine ve diline alıştıktan sonra kitap akıp gidiyor. Zaten kötü karakterle yollarımızın gerçek anlamda kesişmesiyle daha da heyecanlı bir hal alıyor
Yan Karakter 1Sareinn · Guardian Yayınları · 2026144 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2019 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2019 00:00
#medyum beni oldukça iki arada bırakan bir kitap oldu. Ortası yoktu diyebilirim. Aksiyon olmayan yerler fazla durgun, olan yerler fazla heyecanlıydı. Okuduğunuz an yanınızdan bir tıkırtı olsa kriz sebebi olabilir :) Olaylar çok eski, kötü ve ünlü bir geçmişi olan, sürekli el değiştirmiş bir otelde geçiyor. Kahramanlarımız öfke ve alkol problemi olan bir baba, seven ama sürekli şüpheci yaklaşan bir anne ve psişik güçleri olan beş yaşındaki çocuktan oluşuyor. Gördüklerimiz bunlar tabi ki. Birde görünmeyenler, bakmadığınız zaman hareket edenler, ruhunuzu ele geçirmek isteyenler, sizi insanlığınızdan çıkartanlar, gözlerinizi açıp kapayana kadar boğazınızı sıkanlar var... Özellikle kitabın son 150 sayfasını halka açık yerlerde okumamanızı öneririm, belki de ben çok kaptıryorum okurken bilmiyorum. Artık yüzünüz nasıl bir hal alıyorsa çok tuhaf bakıyorlar. Bu da tecrübeyle sabittir :) Söylemeden geçemeyeceğim, o sahneler gözümde canlandıktan sonra kapak tasarımı çok yetersiz kaldı. Son sayfalardaki yıkımın en azından bir kısmının yansıtılmasını tercih ederdim. Alıntılarımı bırakıp müsade istiyorum, kitapla kalın. "... korkunç bir meraktı bu. Bir korku filminin korkunç sahnelerini, insana parmakları arasından seyrettiren türden. O kapıların ardındaki şeyler film değildi." " Bir şeyin olması gereken biçimiyle, olduğu biçim hiçbir zaman aynı değildir. Dünya yaşanması güç bir yerdir. İnsanı umursamaz. Dünya da korkunç şeyler olur, kimsenin açıklayamayacağı şeyler..."
MedyumStephen King · Altın Kitaplar · 20217,7bin okunma