Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
632 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Allah: Var!… Kitap: Var!… Tarih: Var!… An’ane: Var!… Mahkeme: Var!… Aile: Var!… Mektep: Var!…Ruh: Var!… Cemiyette Ahlâk yok!!!
Sayfa 6 - VAR İLE YOK, 17 Eylül 1943·Kitabı okudu
Çerçeve
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kültür, mahsul almak için toprağı beslemek demektir. Mecaz olarak, insanı teşkil için kafasını beslemek manasına kullanılır. Fakat neyle? İşte burada mânevi kültüre verilen muhtelif manalar meydana çıkar. Şüphesiz buna, muasır insanı yetiştirmek için muasır medeniyetle kültür vermek diye cevap verilebilir. Fakat burada, birbirine tamamen zıt iki görüşle karşı karşıyayız: 1) İnsan tarihin mahsulü olduğu için, ona asıl tarihî kültür vermelidir. 2) İnsan, yeni tecrübeleriyle eski hatalarından sıyrıldığı için, ona yalnız halin medeniyetine ait kültür vermelidir. Bu görüşlerden biri insanı mazi zaviyesinden, diğeri hal zaviyesinden görüyor. İslam veya Hıristiyan çemberini aşarak, İran veya Yunan'a kadar inmek, muhtelif neviden hümanizma yapmaktır. Fakat hepsinin aslı birdir: Hakikati mazide bulmak. İnsanın, tarihî bir mahsul olduğu muhakkaktır. Bu fikri Burhan Belge'nin kaleminden dinlemek bizi sevindiriyor. "Kültür" de hümanizma, köke inmek ve yorulmak mecburiyetidir. Bu yolun kestirmesi ve kolayı yoktur. "Yeni özü arayanlar bunu kaynaklarından arayacaklarına, daima, kendilerine muasır olan Avrupa'nın fikir ve edebiyat cereyanlarından müstahzar bir şekilde almışlardır. Bu suretle külfetsiz nimet yolunu tutmuşlar, hazıra konmak istemişler; bilhassa kültür bahsinde hazıra konmanın tehlikeli bir iş olduğunu görmemişlerdir." Fakat insanı tarih zaviyesinden görmek tehlikeli bir iştir. Bü yük basiret ve ihtiyat ister. Bizi kolaylıkla "maziperestlik" e eski şekillerin esaretine; dini olsun, olmasın bir nevi skolastiğe götürebilir. Elektriği Kur'anda aramakla, "Güneş altında söylenmemiş hakikat yoktur" diyerek her şeyi Yunan'a irca etmek) arasında mahiyet bakımından fark azdır. __İnsanı yalnız hal zaviyesinden görmek de, medeni oluşu
Sayfa 41 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Tanzimat ve Hümanizma, İş Bankası Kültür Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
Memleketi yalnız kitap ve tarih zaviyesinden görmek, onu tanımak için kâfi değildir; muhtelif mıntıkalarda insanla tabiatın karşılıklı münasebetinden doğan içtimaî teşekkül hususiyetleri tetkik edilmedikçe, onlar da istatistik gibi mücerret kalmaya mahkûmdur. Sosyoloji karşısında tarihin vaziyeti, fizik karşısında jeolojinin vaziyeti gibidir. Arzın tekâmülünü gösteren jeoloji, nasıl dünyanın bugünkü olayları hakkındaki tetkiklerle aydınlanırsa, insan zümrelerinin tekâmülünü gösteren tarih de bugünkü zümrelerin yaşayış tarzları hakkında yapacağımız uzun istikrarlarla aydınlanır.
Sayfa 35 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Memleketi Tanımak, İş Bankası Kültür Yayınları
Sosyoloji
Gözümüzü kendimize çevirmenin tam zamanıdır. Medrese ve saraya karşı reaksiyon "kendimiz"in diyametrini birdenbire çok uzaklara attı. Garp'ı arayan Mithat Efendi folklor kaynaklarımıza dirsek çevirdi. Vakıa, Gökalp onlara tekrar döndü; Fakat onları hayatta değil kitapta arıyordu. Köroğlu'na bakacak yerde Tepegöz'de kaldı. Kendimize bakmanın biricik vasıtası gözümüzü ileri dünya açısından ayarlamaktır; yani Garp'ı derinden derine tanımak, fikir ve sanat rönesansımızı yapmak, Yunan-Roma ve yeni Garp eserlerini dilimize çevirmek, bu bakış zaviyesini kazanmanın hazırlıklarıdır. Yeni girdiğimiz medeniyette yaratıcı olabilmek için, bir kelime ile, medeniyetin çıraklığını geçirmeyi kabul etmeliyiz. Yeni iddialara girebilmek, ancak yeni medeniyetin metotlarından, bütün zahmetleri ve alın teriyle geçmiş olmaya bağlıdır. Muhiddin-i Arabî metoduyla ne yeni bir şey yaratmak, ne yeni tarzda kendimize bakmak mümkündür. Ve bilhassa unutmamalıdır ki bugünün dünya görüşüne ondan hiçbir şey katılamaz.
Sayfa 34 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Memleketi Tanımak, İş Bankası Kültür Yayınları
Mücerret Fikir
Münevver meyustur. Realiteye nüfuz etmek değil, fakat realiteyi kendi zihnî kalıplarına uydurmak ister. Buna muvaffak olamayınca aklın medhiyesini yapmakla kendini teselli eder, hatta ve nihayet davasından vaz bile geçer ve yeise düşer. Rubab-ı Şikeste ve Haluk'un Defteri, bu neviden ne kadar sukut-ı hayallerle doludur? Çünkü: Milletim nev-i beşerdir vatanım ruy-i zemin diyen şair mücerret ve sathi bir Avrupacılığın kurbanı olduğu için hiçbir zaman hakiki insanîye yükselemiyor. Ve bu açıdan bakmasını bilmediği için kendini de aslâ bulamıyor.
Sayfa 27 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Tanzimata Karşı, İş Bankası Kültür Yayınları
Tanzimat