Ne tuhaftı şu dünya! Birtakım maddi sebepleri bilinmekle beraber, daha önce bilinmeyen meçhullerden geliniyor, doğuluyor, büyünüyor, bir zaman bir arada haşır neşir olunuyor, birbirine alışılıyor, sonra yavaş yavaş dağılınıyordu. Bütün bunlar nasıl da ağır ağır, alıştıra alıştıra oluyordu. Ezellerden ebedlere bitmez, başı sonu olmayan bir yolculuk!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şiiri silahlarla haşır neşir bir devrimciyi rahatlatıcı icin seviyor, bütün ayrıntıları düşünerek ağrıdan çatlattigi kafasını boşaltmak için kullanıyordu.
Ablamın verdiği terbiye beni çekingen, işli bir çocuk yapmıştı. Kimin tarafından yetiştirilirse yetiştirilsin, bir çocuğun küçücük evreninde en derinden sezilen, en ince algılanan şey, haksızlıktır. Çocuğa yapılan haksızlık küçücük bir şey olabilir. Ne var ki çocuk da, çocuğun dünyası da küçüktür; bu ölçüler içinde çocuğun tahta atı en iri küheylanların boyundadır. Ablamın o esintili, hırsı baskısıyla bana haksızlık ettiğini, kendimi bildiğimden beri biliyordum. Çok küçüklüğümden beri içimde haksızlığa karşı bir savaş veregelmiştim. Beni elcağızıyla büyütmüş olmasının ablama, beni iteleyip kakalama hakkı vermediğine derinden inanıyordum. Onun beni küçük üşüren davranışları, aç ve uykusuz bırakarak, saatlerce yakta tutarak uyguladığı cezaların hiçbiri bu inancımı silememişti. Pısırık ve çok içli yetişmemi ben büyük oranda bu konuyla tek başıma, savunmasızca, durmadan haşır neşir olmama bağlıyordum.