Kök Neden Analizi
Oyunun adı, kök neden analizi: Kazayı, temelinde yatan en küçük bir nedeni buluncaya kadar incele. Bunun bizim için anlamı, insanlar gerçekten de hatalı eylemler yaptıklarında ya da hatalı kararlar verdiklerinde, bu hataları yapmalarının nedenini belirlememiz olmalıdır. Kök neden analizinin amacı, bu olmalıdır. Ne yazık ki çoğu kez uygunsuz biçimde davranmış olan biri bulunduğunda her şeyi durdurulur.
Sayfa 173 - TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları
Bu toplantı, hisler veya şüphelerle ilgili değil; performans sorunları yaratacak olan somut eylemler ve davranışlar (yapılmayan veya yanlış yapılan işler, uygunsuz e-postalar vb.) ile ilgilidir. Çalışana gerçek örnekler verin: • "Bu, Robinson hesabıyla ilgili alacak hesabına gönderdiğiniz not. Bakiyeler yanlış; ayrıca hatalı bir şekilde, hesabı vadesi geçmiş olarak işaretlemişsiniz:' • "Diğer departmanlardan, e-posta ile ilettiğiniz şakalarla ilgili şikayetler aldım. işte insanların bana verdiği mesajların kopyaları:' • "Parçaların üretimiyle ilgili zaman çizelgeleri oluşturduğumuzda, bunun makul olduğunu kabul ettiniz. Her hafta sizinle görüştüğümde, her şeyin kontrol altında olduğunu söylediniz. Parça prototipi, zaman çizelgesinde belirtildiği üzere tam altı hafta önce üretilmiş olmalıydı ancak şu an üretime bile gitmemiş gözüküyor:' Sorun belirsiz olduğunda ne yaparsınız? Örneğin, kötü bir tutum gibi. Sorunun temelinde yatanın kötü bir tutum olduğunu düşünebilirsiniz ve bu gerçekten böyle olabilir. Ama yine de somut kanıtlara ihtiyacınız vardır ve genellikle iş arkadaşlarına bağırmak, başkalarına kötü davranmak, geç gelmek ve erken ayrılmak gibi pek çok şey kanıt olarak kullanılabilir. Tekrar belirtmek gerekirse, açık olun ve örnekler verin. Diğer çalışanlara, sorunlu çalışanla konuşurken adlarını kullanıp kullanamayacağınızı sormadıkça, isimlerini kullanmayın.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Robert M. Sapolsky
"Bunu insan davranışı bağlamına oturtalım. Yıl 1922 ve önünüzde geleneksel hayatlar yaşamaya mahkûm yüz genç yetişkin var. Size, yaklaşık kırk yıl içinde bu yüz kişiden birinin bu tablodan sapacağı, suç teşkil edecek derecede fevri ve sosyal olarak uygunsuz biri haline geleceği söyleniyor. İşte bu insanların her birinden alınan kan örnekleri, inceleyin. Ve hangi kişinin sapacağını şans eseri tahmin düzeyinin üzerinde öngörmenin hiçbir yolu yok. Yıl 2022. Yine aynı grup ve yine içlerinden biri kırk yıl sonra yoldan çıkmaya mahkûm. Yine kan örnekleri burada. Bu sefer, bu yüzyılda, örnekleri herkesin genomunu dizilemek için kullanıyorsunuz. Bir bireyin, beyindeki tau proteini adı verilen bir şeyi kodlayan MAPT adlı bir gende mutasyona sahip olduğunu keşfediyorsunuz. Ve sonuç olarak, o kişinin o kişi olacağını isabetle tahmin edebiliyorsunuz; çünkü altmış yaşına geldiğinde, davranışsal varyant frontotemporal demans semptomlarını gösteriyor olacaktır. 1922 grubuna dönelim. Söz konusu kişi dükkanlardan hırsızlık yapmaya, yabancıları tehdit etmeye, halka açık yerlerde idrarını yapmaya başlamış. Neden böyle davrandı? Çünkü öyle yapmayı seçti. 2022 yılı grubu, aynı kabul edilemez eylemler. O neden böyle davranmış olacak? Tek bir gendeki deterministik bir mutasyon nedeniyle. [*] Az önce alıntılanan düşünürlerin mantığına göre, 1922'deki kişinin davranışı özgür iradeden kaynaklanıyordu. 'Hatalı bir şekilde özgür iradeye atfedeceğimiz bir davranıştan kaynaklanıyordu' değil. Doğrudan özgür iradeydi. Ve 2022'de bu artık özgür irade değil. Bu görüşe göre 'özgür irade', biyolojinin henüz tahmini düzeyde anlamadığımız kısmına verdiğimiz isimdir ve onu anladığımızda özgür irade olmayı bırakır. Özgür iradeyle karıştırılmayı bırakması değil; kelimenin tam anlamıyla (özgür irade)
Psikoloji
ALlŞKANLlK SKOR KARTI
Japon demiryolu sistemi dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul edilir. Kendinizi Tokyo' da bir trende yolculuk ederken bulursanız kondüktörlerin kendilerine has bir alışkanlıklarının olduğunu fark edeceksiniz. Her operatör, treni yönetirken farklı nesneleri işaret ede­ rek komutlar yağdırdığı bir ritüel gerçekleştirir. Tren bir ışığa yaklaşınca operatör tabelayı işaret edip, "Işık yeşil," der. Tren istasyonlara girip çıkarken operatör hız göstergesini işaret edip tam sürati yüksek sesle söyler. İstasyondan ayrılma zamanı gelince operatör zaman çizelgesini işaret edip saati söyler. Peronda da diğer çalışanlar benzer eylemler gerçekleştirmektedir. Her tren yola çıkmadan önce personelden biri, peronun kenarını işaret edip, "Her şey yolunda!" diye duyuracaktır. Her detay tanımlanır, işaret edilir ve yüksek sesle adlandırılır: İşaret Etme ve Seslenme olarak bilinen bu süreç, hataları azaltmak için tasarlanmış bir güvenlik sistemidir. Saçma görü­ nüyor ama inanılmaz derecede işe yarıyor. işaret Etme ve Ses­ lenme, hataları yüzde 85, kazaları yüzde 30 oranında azaltıyor. (Japonya'yı ziyaret ettiğim zaman bu stratejinin bir kadının hayatını kurtardı­ ğını gördüm. Kadının küçük oğlu Japonya'nın saatte üç yüz elli kilometreden daha fazla hız yapan ünlü mermi trenlerinden birine son dakikada adım attı. Kadın peronda kaldı ve onu tutmak için aradan kolunu uzattı. Kolu kapının arasına sıkışmışken tren hareket edecek oldu ama hemen öncesinde bir görevli peron boyunca işaret Ederek ve Seslenerek güvenlik kontrolü yapıyordu. Beş saniyeden kısa süre içinde kadını fark etti ve trenin hareket etmesini önlemeyi başardı. Kapı açıldı, kadın -gözyaşları içindeydi- oğluna koştu ve bir dakika içinde tren güvenli bir şekilde hareket etti.) New York'un MTA metro sistemi bunun sadece
Hataları Azaltan En Basit Yöntem
Japon demiryolu sistemi dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul edilir. Kendinizi Tokyo'da bir trende yolculuk ederken bulursanız kondüktörlerin kendilerine has bir alışkanlıklarının olduğunu fark edeceksiniz. Her operatör, treni yönetirken farklı nesneleri işaret ederek komutlar yağdırdığı bir ritüel gerçekleştirir. Tren bir ışığa yaklaşınca operatör tabelayı işaret edip "Işık yeşil," der. Tren istasyonlara girip çıkarken operatör hız göstergesini işaret edip tam sürati yüksek sesle söyler. İstasyondan ayrılma zamanı gelince operatör zaman çizelgesini işaret edip saati söyler. Peronda da diğer çalışanlar benzer eylemler gerçekleştirmektedir. Her tren yola çıkmadan önce personelden biri, peronun kenarını işaret edip, "Her şey yolunda!" diye duyuracaktır. Her detay tanımlanır, işaret edilir ve yüksek sesle adlandırılır. İşaret Etme ve Seslenme olarak bilinen bu süreç, hataları azaltmak için tasarlanmış bir güvenlik sistemidir. Saçma görünüyor ama inanılmaz derecede işe yarıyor. İşaret Etme ve Seslenme, hataları yüzde 85, kazaları yüzde 30 oranında azaltıyor. New York's MTA metro sistemi bunun sadece "işaret etmek" üzerine kurulu biraz değiştirilmiş bir versiyonunu benimsedi ve sistemin "kurulmasından sonraki iki yıl içinde, hatalı yanaşmış metro hadiseleri yüzde 57 oranında düştü." İşaret Etme ve Seslenme bilinçsiz bir alışkanlığın farkındalık düzeyini artırdığı için çok etkili. Çünkü tren operatörleri gözlerini, ellerini, ağız ve kulaklarını kullanmak zorunda kalıyorlar ve problemleri bir aksilik yaşanmadan fark etme olasılıkları artıyor. Eşim de benzer bir şey yapıyor. Kapıdan çıkmadan önce yanına alması gereken en önemli şeyleri yüksek sesle sayıyor. "Anahtarlarımı aldım. Cüzdanımı aldım. Gözlüğümü aldım. Kocamı aldım."
Sayfa 67·Kitabı okudu
ÖLÜM, KAN, İMAN, BİLGİ. ATEŞ, BARUT VE DEMİR: ATSIZ EFSANESİNİN ORHUN KÖKLERİ İlker Aytürk Atsız yirmilerinde ve otuzlarındayken, yani henüz çok genç sayılabilecek bir yasta, adı sevgiyle ya da nefretle anılan, yarı gerçek yarı efsane bir kişiliğe dönüşmüştü. Adını saran bu hale ilerleyen yaşlarında daha da genişledi. ölümünden bu yana ise artık yirminci yüzyıl Türk düşünce ve siyasi tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak anılıyor. Beşir Ayvazoğlu, kendi yetiştiği yıllarda Türk sağını anlattığı makalesinde, sağın her rengi için Atsızı'ın zorunlu bir okuma haline geldiğini not eder. Nevzat Kösoğlu. İstanbul Üniversitesinde okurken, diğer Türk milliyetçileri onu görüp tanısınlar ve gelip tanışsınlar dive ceketinin ön cebinde Atsız'ın kitaplarını taşır. Atsız'ın ölümünün ardından onun için bir armağan kitabı hazırlayanlardan Osman F. Sertkaya için Atsız, Ziya Gökalp'tan bu yana Türk milliyetçiliğinin yetiştirdiği “hiç şüphesiz” en büyük düşünce insanıdır. Genç Atsız'ı bir aşk ya da nefret objesi olarak efsaneleştiren ya Arap asıllı bir subayı selamlamayıp subaylıktan tardedilmek. Dr. Reşit Galip Bey'e protesto telgrafı çekmek, Darülfünun Edebiyat Fakültesi Dekanı Ali Muzaffer Bey'e tokat atmak, Sabahattin Ali'ye düello teklif etmek. Başbakan Saracoğlu'na açık mektup yazmak gibi eylemleriydi ya da ırkçılık. Türkiye'deki akademi ortamını beğenmeyen bilimcilik sülaleler üstü Umumi Türk Tarihi tezi, CHP'ye, Kemalizme ve Kemalist milliyetçilik anlayışına getirdiği eleştiriler gibi düşünceleri. Dikkatle incelediğimizde göreceğiz ki tüm bu eylem ve düşüncelerin kökleri Atsız'ın Atsız ve Orhun dergilerini yayınladığı uzak geçmişe ama özellikle Orhun günlerine gidiyor. Orhun'un birinci (1933-1934) ve ikinci (1943-1944) dönemleri ile aradaki fasıla, Atsız'ın gelecekteki