Hatay sabahı
• “Gözle yıldız arasında saten mutluluk.” •
Sayfa 10 - Siyah beyaz·Kitabı okudu
Şiir
Ne yarattığı dinler ne ahlak ne de yasalar. Hiçbiri işe yaramıyordu. Hatay’a yirmi kilometre uzaklıkta yaşayan Suriyeli ne kadar Türk’se, insan da o kadar iyiydi.
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Atatürk ve Hitit Kültürü
Atatürk, Hatti ve Hitit kültürüne büyük önem vermişti. Hititoloji bölümünün açılması ve Alacahöyük, Alişar, Kültepe vb Hitit yerleşimlerinin kazıları Atatürk tarafından desteklendi. Etibank ve Eti isimli kuruluşlar da bu önemi göstermekteydi. Ankara'nın sembolü olarak da Hitit (hatti) Güneş Kursu'nun seçilmesi, bir zamanlar Geç Hitit devletlerinin hüküm sürdüğü Antakya'ya Hatay adının verilmesi, Anıtkabir'deki kabartmalarda Hitit üslubunca düzenlenmesi bu ilginin sonucuydu.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Alıntı
Ecelle ilk tanışmam on beş yaşındayken yakalandığım sıtma yüzündendi. İki ay boyunca ateşler içinde yanarak ölüme meydan okumuştum. İkincisinde 1911 yılında Trablus'a yola çıkmak üzereyken bir huysuz atın beni tepeceği tuttu! Ölüyorum sandılar, İskenderiye'de hastaneye kaldırıldım, tedavim iki hafta sürdü. Daha beteri olamaz diyordum ki, bir yıl sonra Derne'de dişimdeki çürükler iltihaplandı. Uykudan çoktan vazgeçmiştim de ağzımdaki apseler gündüzleri de zonkluyordu ve Derne'de dişçi yoktu! Ağrıdan çıldırmak üzereyken Derne'ye Kızılay kafilesiyle benim gibi kaçak gelmiş bir hekim olan Mim Kemal verdiği ilaçlarla derdime derman olmuştu, etti mi üç! Diş meselem halloldu diye sevinirken bu sefer de bir vuruşma esnasında ufacık bir kireçtaşı şarapnelden fırlayarak sol gözüme girdi. Kan çanağına dönen gözümün üzerine mendil bağlayıp savaşmaya devam ettim ama acıdan bastığım yerde tepinip duruyordum. Hastaneye gitmek için cepheden ayrılırsam bizim tarafta bir kişi eksilmiş olacaktı ki bunu göze almam mümkün değildi. Bir saat sonra gözümün etrafı morarmaya başlamış, ateşim de çıkmıştı. Beni zorla sahra hastanesine yatmaya ikna ettiler. Hastanede bir aya yakın kaldım. Gözüm kurtuldu diye sevinirken ağrılar tekerrür etmekle kalmadı, artık ışığa da bakamaz olmuştum. Yeniden korsanlar gibi mendil bağladım sol gözüme. Silah arkadaşlarım bir göz doktoruna gitmem için israr ediyorlardı ama ben, Eritre taburuna karşı verdiğimiz bu önemli savaşta, kendi safımda silah tutan elimi asla eksiltemezdim. Gözümün dayanılmaz acısına dayanmaya çalışırken, üzerimize açılan ateşte sağ koluma bir kurşun isabet etti. Kolumu tedavi ettirmek için mecburen gittiğim hastanede gözümü de halletmişlerdi. Siz deyin varan dört, ben diyeyim beş! Ve üç yıl sonra Conk Bayırı'nda Nuri'yle omuz omuza
Sayfa 127·Kitabı okudu
Hatay Meselesi
Ömrünün sonlarında Hatay meselesinde bir başka sözünü duymuştum. Atatürk bu mesele yüzünden uykusuz, sinirli idi. Rastladığı elçilerle tartışır, söylemediğini bırakmaz, kendi hazır bulunduğu yerlerde ecnebi sefaretlerin kulağına gidecek nümayişler yaptırırdı. Bir akşam sofrada vaktiyle Hariciye’de de bulunan bir arkadaşı: -Paşam, niçin kendinizi de milletinizi de üzüp duruyorsunuz? Bir tümen yollasanız Hatay’ı alırsınız. Renani’de Alman olup bitenlerini kabul eden Fransızlar, Suriye’nin bir sancağı için sizinle muharebe mi edecekler? dedi. Öfke ve siniri dalga gibi dinerek, sesi yavaşladı: -Evet, bunu ben de bilirim. Bir tümen yollasam, Hatay’ı alabiliriz. Renani’de Almanlarla muharebe etmeyen Fransızlar da Hatay için bizimle muharebe açmazlar. Fakat ya bu sefer haysiyetlerine dokunup karşı koyacakları tutarsa? Sual sorana dönerek: -Ben bir sancak için altmış şu kadar Türk vilayetini tehlikeye sokamam, dedi.
Sayfa 342·Kitabı okudu
Tarih