Kur’ân okuyuculardan birisi şöyle demiştir: Bir kez hocamın önünde Kur’ân-ı Mübı̂ni hatmetmiştim. İkinci bir kez yine hatim için ona gittim. Beni azarladı: Kur’ân’ı benim üstüme bir iş kabul ettin! Haydi git, Allahu Teâlâ’nın önünde oku. Bak ki, sana nasıl buyruklar verecek, nasıl yasaklar emredecektir. Onları öğren, yerine getir! dedi.
Alıntı
"Yine o müminler, emanetlere ihanet etmezler, verdikleri sözlerin gereğini yerine getirirler ve ahde vefa gösterirler." Ahde vefa, insanın sözünde durması, vaadini yerine getirmesidir. Yine vefa insanın borcunu zamanında ödemesi; arkadaş ve dostlarıyla sevgi ve dostluk bağını devam ettirmesi, kendisine yapılan iyilikleri unutmaması demektir. Bu güzel özellikleri taşıyan kimselere vefakår ya da vefalı kişi denilir. Vefakarlığın zıddı ise nankörlüktür. Nankörlük, İyiliğin değerini bilmemek veya kendisine yapılan İyiliği unutmak, görmezden gelmektir. Peygamberimiz (sas) kendisine yapılan iyilikleri hiçbir zaman unutmamış, yıllar geçse de bu iyilikleri en güzel şekilde takdir etmiştir. O, iyiliste ve iyilere elinden geldiği kadar, hem sözleriyle hem de davranışlarıyla en güzel şekilde Marşılık vermiştir. Hatta iyilik kendisine yapılmasa bile, onu yapan kişileri takdirle karşılamış ve ödüllendirmiştir. Peygamberimizin (sas) vefakârlığının bir örneği olarak eşi Hz. Hatice'nin ölümünden sonra onun hatırasını yaşatmasını ve onu daima güzelliklerle anmasını zikredebiliriz. O (sas), eşi Hz. Hatice'nin ölümünden yıllar sonra ellerine geçen bir et için, "Hatice olsaydı mutlaka bu etten falan arkadaşına da verirdi." diyerek o etten bir parçayı Hz. Hatice'nin eski bir arkadaşına göndermiştir. Yine hayatında hiç karşılaşmadığı, hiçbir iyiliğini de görmediği, cömertliği ile meşhur olmuş Hatim et-Täî'nin kızı Seffäne Müslümanların eline esir düştüğünde o kıza, belki de babasının insanlara yaptığı iyilikler dolayısıyla daha çok ilgi göstermiştir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hatim li esmane min deriye bawerîye heta dawî li ser pişt e
Adiyy b. Hatim (r.a.)'dan rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.v.) üç defa cehennemden söz edip ondan Allah'a sığındı ve yüzünü çevirdi. Sonra da: 'Yarım hurmayla bile olsa cehennemden (sadaka vermek suretiyle) korunun. Eğer sadaka verecek yarım hurma bulamazsanız, o zaman güzel bir söz söylemekle (cehennemden) korunun' buyurdu."
Xebera te jê heye dîwaro? Deriyê hêsin, paceya girtî, Balîfê min, ranzeya min, zincîra min, Ew a ez ji bo wê çûyîm û hatîm mirinê, Ew wêneyê xemgîn ê di paşila min de, Xebera te jê heye?
Kardeşlerinin ve ahbaplarının ayıp ve kusurlarını ortaya dökmeye can atması da, nefsin bir hastalığıdır. Kuşeyri'den: Hatim'e soru sormak için bir kadın geldi; tam sorusunu sorarken kadın yel kaçırdı ve utandı. Hatim hemen 'Seni duyamıyorum, sesini yükselt!' dedi ve kadını rahatlattı.
Sayfa 76·Kitabı okudu