7/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Bir Delinin Hatıra Defteri, dinlediğim ilk sesli kitaptı ve bu yüzden benim için ayrı bir yeri oldu. Kitap oldukça akıcıydı; kısa olmasına rağmen beni sıkmadan sonuna kadar sürükledi. En çok hoşuma giden kısımlardan biri, kahramanın burunlarımızın aslında Ay’da yaşadığına dair ortaya attığı absürt teoriydi. Deliliğin giderek derinleşmesini böyle sıra dışı düşünceler üzerinden görmek hem şaşırtıcı hem de yer yer komikti. Bu bölümler beni gerçekten güldürdü. Kitabın en etkileyici yanı ise dünyayı bir delinin gözünden göstermesiydi. Başlarda sıradan gibi görünen düşüncelerin zamanla gerçeklikten kopuşunu izlemek, karakterin zihninin içine girebilmek oldukça ilginçti. Gogol, deliliği sadece bir hastalık olarak değil, aynı zamanda toplumun insan üzerindeki baskılarının ve yalnızlığın bir yansıması olarak da ele almış. Kısa ama düşündürücü bir eserdi. Hem yer yer güldüren hem de insanı rahatsız eden taraflarıyla aklımda kalmayı başardı.
Duygu ve Düşünce
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201717,2bin okunma
"Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe."
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:52
Kitap, roman olarak geçiyor. Ama bir romandan ziyade yazarın babasının vefatından sonra babasıyla ilgili neredeyse her şeyi anlattığı bir hatıra defteri gibi. Hastalık evrelerini, doktor görüşmelerini, ilaçları yani babasını ölüme götüren o evleri detaylıca ve insanı hüzünlendiren bir dille ele alıyor. Ve bu süreci geçmiş anıları da harmanlayarak, babasıyla olan ilişkisini hatta babasının kendi babasıyla olan ilişkisini ve süreç içerisinde ne duruma geldiğini de aktarıyor bize. Yazar yaşadığı önemli bir kaybın, dününü bugününü ve yarınını ele alıyor. Oldukça hüzünlü bir konuyu sade ve akıcı bir dille anlatıyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·430 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:12
Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısından sonra en çok merak ettiğim kitabı buydu. Hakkında sayısız övgü ve yorum görmüş, bu yüzden beklentimi oldukça yükselterek başlamıştım. Daha ilk sayfalardan itibaren ise Hosseini’nin okurunu duygusal olarak neyin beklediğini ustalıkla hissettirdiğini fark ettim. Henüz ilk 20 sayfada bile bu hikayenin kolay okunup geçilecek bir hikaye olmadığını, aksine insanın içine ağır ağır yerleşecek bir yük taşıdığını hissettiriyor. Bin Muhteşem Güneş, yalnızca Meryem ve Leyla’nın hikayesi değil; aynı zamanda savaşların, ideolojilerin ve erkek egemen düzenin gölgesinde yaşam mücadelesi veren milyonlarca Afgan kadınının sesi. Hosseini, Afganistan’ı bir fon olarak kullanmakla yetinmiyor; onu acıları, umutları ve yaralarıyla yaşayan bir karaktere dönüştürüyor. Bu yüzden kitap boyunca sadece olayları takip etmiyor, o dünyanın içinde nefes alıp veriyormuş gibi hissediyorsunuz. Romanın en etkileyici yanı, okuru karakterlerle kurduğu güçlü bağ sayesinde empatiye zorlaması. Özellikle Meryem’in yaşamı boyunca maruz kaldığı dışlanmışlık, sevgisizlik ve fedakarlıklar insanın yüreğinde derin bir iz bırakıyor. Onun sessizce taşıdığı yükleri okurken zaman zaman öfkelendim, zaman zaman çaresiz hissettim. Bazı karakterler okunur ve unutulur; Meryem ise kitabın son sayfasından sonra bile insanın zihninde yaşamaya devam eden karakterlerden biri. Khaled Hosseini’nin en güçlü taraflarından biri, dramı yalnızca gözyaşı döktürmek için kullanmaması. Acının içinden sevgiyi, umudu ve insan ruhunun dayanıklılığını gösterebilmesi, eserlerini bu kadar etkileyici kılıyor. Uçurtma Avcısı nasıl beni derinden sarsmışsa, Bin Muhteşem Güneş de aynı etkiyi bıraktı. Bazı kitaplar hikayelerini anlatır; bazıları ise okurun kalbinde bir iz bırakır. Bin Muhteşem Güneş, benim için
Roman
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 95. kitabı
Acımak, idealist bir ilkokul öğretmeni olan Zehra'nın, babası Mürşit Efendi'nin ölüm döşeğinde olduğu haberini alması ve onun vefatının ardından bıraktığı hatıra defterini okumasıyla başlayan büyük içsel yüzleşmeyi anlatır. Reşat Nuri Güntekin, görev bilinci yüksek ancak geçmişteki kırgınlıkları yüzünden kalbi katılaşmış, merhamet duygusundan yoksun Zehra'nın gözünden, bürokrasinin ve toplumsal yozlaşmanın temiz bir insanı nasıl adım adım yıkıma sürüklediğini gösterir. Eser; ön yargıların, doğru bilinen yanlışların ve insanı insan yapan en temel duygu olan acıma ve bağışlama hissinin önemini sarsıcı bir dille gözler önüne serer.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
“Karlı Kuş Yuvası”
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 07:49
Yaklaşık 20 yıl önce okuduğum Yarın Yapayalnız’ı tekrar okudum. Aradan bunca zaman gelmemiş gibi. Soprano Handan Sarp’ın terzi kızı Elem’e duyduğu büyük aşk ekseninde (bu karşıtlıklar evreninde) toplumun çelişkili yönleri delik deşik ediliyor. Bireyselden toplumsala, oradan da kapkara bir yalnızlığa gidip gelen satırlar… Onlarca çiçek adı, onlarca eser adı, onlarca film adı eşliğinde… Selim İleri’nin kendine en yakın eserlerinden biri olduğunu bildiğim Yarın Yapayalnız, yazıldığı günden beri hiç eskimedi. Post modern duyumsayışları kıskıvrak yakalayan İleri, Reşat Nuri’nin “Çalıkuşu”su ile birlikte eserini bize okutuyor. Ne zaman bir Selim İleri romanı bitirsem kalbim yanar. O acıları ben çekmişim, o hisleri ben duymuşum gibi. Altını çizdiğim cümlelere yıllar içinde dönüp bakmıştım. Ömrüm oldukça da bakacağım. Sizi iyi ki tanıdım Selim Bey. İmzalı bir kitabınız, birlikte çektirdiğimiz bir fotoğrafınız bende ömürlük bir hatıra. “Hangimizin gönlü karlı kuş yuvası değil ki?”
Yarın YapayalnızSelim İleri · Everest Yayınları · 2022120 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 159. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
"ÜMİTSİZLİKTEN KURTULUŞ YOLLARI" "Manevi hastalıklar içinde ilki ve en büyüğü yeistir. Kişinin fıtratı yaralandığında ilk ümitsizlik doğduğu gibi, herhangi bir konuda yaralanmış fıtratını tedaviye kalkışan kişilerin karşısına da ilk çıkan hastalık yine ümitsizliktir. Şeytanın âciz insanı en çok vurduğu nokta orası olduğu gibi insana ilk saldırdığı cihet de orasıdır. Üstad Bediüzzaman yeisi hem yapısı, hem yayılışı, hem öldürücülüğü noktasından, hem de manevi müşahedesine dayanarak "Seretan" (kanser) hastalığına benzetir." İnsan, madde ve manadan, ruh ve bedenden müteşekkil hassas bir varlıktır. Onu anlamaya çalışan her yaklaşım, bu ikili yapıyı ve aralarındaki derin etkileşimi gözetmek zorundadır. Aksi takdirde insana dair söylenen her söz eksik, her iddia temelsiz kalır. İşte bu bütünlük içinde insan hayatının en temel dinamiklerinden biri de ümitsizlik meselesidir. Ümitsizlik, ruh ve beden bağlantısına vurulan ilk ve en derin darbedir. Öyle bir darbedir ki, bazen en uzman gözler dahi onun teşhisinde âciz düşer. Öyle öldürücüdür ki, kişinin hem fiziksel hem de manevi hayatını sessiz sedasız katleder. Ümitsizliği bir karadeliğe benzetebiliriz: Tıpkı evrendeki karadelikler gibi etrafındaki her şeyi –umudu, enerjiyi, yaşama sevincini– yutar ve kişiyi kendi içine çökertir. Sonunda insan, kendi varlığını kendine bir zindan olarak hissetmeye başlar. Peki ümitsizlik nereden doğar? İnsanın ruhuyla bedeni arasındaki sağlıklı etkileşim bozulduğunda. Modern dünyanın insanı çoğu zaman beden üzerinden tanımladığı bir çağda yaşıyoruz. Oysa insan yalnızca etten ve kemikten ibaret değil. Aynı şekilde sadece ruhtan oluşan bir varlık da değil. İnsan; beden ve ruhun birbirini tamamladığı, birbirinden ayrı düşünülemeyecek hassas bir bütündür. Yazar, yalnızca psikolojik bir meseleyi
Edebiyat
Ümitsizlikten Kurtuluş YollarıErdem Akça · Foliant Yayınları · 20261 okunma