Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:24
Kitabın sonuna doğru çok güzel bir cümle var: Kalbimizin bazı parçalarını başkalarına ödünç vermez, onları feda ederiz. İşte kitabı genel bi’ cümleyle özetlemem gerekirse bunu söyleyebilirim. Adelaide, sevdiklerimiz ve bizi sevmesini istediğimiz insanlar için verdiğimiz çabanın bi’ bedene bürünmüş hali. Bazen kendimizi ikinci hatta üçüncü plana öteleriz. İyileştirmeyi görev ediniriz ve bu bizim kalbimizin parçalarının savunmasızca minik minik ortalığa dökülmesine neden olur. Adelaide de bu noktada akışı gözler önüne seriyor işte. Bir yerde ona “Unutma, Adelaide. Senin de şu hayattan yer işgal etmeye hakkın var.” dendiğini okuyoruz. İşte orda, bir kez daha, insanlara duygusal olarak dokunmaya çalışıp da onları iyileştirmeye çalışan Adelaide’in bunu nasıl da sessiz ve beklentisiz yaptığını anlıyoruz. Okuyan her kadın kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum çünkü bilinçsiz bir içgüdü ile kendimizi tüketecek fedakarlıkların altında kalabiliyoruz ve bunu her zaman fark edemiyoruz. Akıcılığı da gayet yerinde. Birkaç gün içinde bitirilebilecek bir yol arkadaşlığı olacaktır ve ilerledikçe Adelaide ile daha yakın hissedeceğinizi düşünüyorum. Okuyacaklara keyifli okumalar ve gereksiz fedakarlıklardan arınma diliyorum :)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,992 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:28
"Kayıp Aranıyor", modern yaşamın içinde kendi benliğini, aidiyet duygusunu ve mutluluğunu arayan bireyin hikâyesini anlatan güçlü bir psikolojik romandır. Nevin, maddi açıdan rahat bir yaşam sürmesine rağmen, ruhsal anlamda derin bir boşluk yaşayan, özgürlüğünü arayan, toplumsal kalıplar ile kendi istekleri arasında sıkışıp kalan genç bir kadındır. Nevin'in eşi Özdemir, düzeni, güveni ve geleneksel aile yapısını temsil ederken; Nevin'in karşılaştığı diğer insanlar ise onun iç dünyasını anlamlandırmasına katkı sağlayan, farklı yaşam biçimlerini temsil eden karakterler. Karakterler siyah-beyaz çizilmiş tipler değil; güçlü ve zayıf yönleriyle gerçek hayattan izler taşıyan, psikolojik derinliği olan kişilerdir. Nevin'in evliliğinden ve alışılmış yaşamından uzaklaşarak kendisini arama yolculuğuna çıkmasıyla başlıyor. Bu süreçte karşılaştığı insanlar, yaşadığı hayal kırıklıkları ve içsel sorgulamalar romanın temel çatısını oluşturuyor. Büyük olayların yaşanmadığı bu yolculuk, insan ruhunun en çetin mücadelelerinden biridir. Sait Faik, klasik olay merkezli anlatımdan uzak durarak karakterlerin duygu dünyasını, yalnızlığını, yabancılaşmasını ve özgürlük arayışını ön plana çıkarmış. Yazarın sade, doğal, şiirsel ve akıcı anlatımı; uzun betimlemeler yerine kısa ama etkileyici cümlelerle okuru karakterlerin ruh hâline ortak ediyor. Özellikle İstanbul'un sokakları, vapurları, denizi ve günlük yaşamı yalnızca bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasını yansıtan canlı birer unsur. Bireyin toplum içindeki yalnızlığı, kadın kimliği, evlilik kurumunun birey üzerindeki baskısı, özgürlük arzusu ve insanın kendini bulma çabası incelikle işleniyor. "Kayıp Aranıyor", "kayıp" olanın bir insan değil, modern hayatın içinde yavaş yavaş silinen umutlar, kimlikler ve ruhlar olduğunu anlatan;
1000Kitap
Kayıp AranıyorSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·288 syf.··
2026 12. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:14
Kitap, kişisel gelişim kitapları ile ilgilenenler için çok verimli, çok eğitici, farkındalığı arttırıcı bir kitaptı. İnsan psikolojisini olumlu yönde arttırmada çok etkili. Bazen ister istemez olumsuzluklarla dolan zihnimizi değiştirmemiz gerektiğini önemle dem vuruyor. İnsanın bilinçaltı hayatını bu kadar etkilediğini okudukça çok iyi anlatıyor. Olumsuz hayat koşullarında bilinçaltını daha olumsuza yönelttiğimizde her şeyin daha çıkmaza sürüklemiş oluyoruz. Pozitif düşüncelerle dolu bir zihin daha başarılı bir hayatı elde etmede önemli olduğunu düşündürüyor. Eğer her zaman benim gibi özellikle negatif düşünen bir insansanız bakış açınızı çok güzel değiştireceğini düşünüyorum. Kitap düşünce ve bilinçaltı yönündeki etkisine ilaveten akıcı bir anlatımı, bölüm bölüm özetleri anlatılanlar üzerine daha kalıcı, daha eğitici etkisi yaratmıştı. Hayattan bol örnekler verilerek de inandırıcılığı arttırılarak okuyucuyu hep içine çekmeye çalışılmıştı. Tekrar tekrar okunacak bir kitap.
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
Bir Hayatı Ne Kadar Bilebiliriz?
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:58
"Bir dostunuzun yaşamöyküsünü yazarken, bunu onun intikamını alıyormuşçasına yapmalısınız." Gustave Flaubert, Ernest Feydeau'ya mektup, 1872 S. 6 Alıntının kendisi de çok Flaubertçedir. Yaşamöyküsü yazmak burada sadece birini övmek değil, ona yapılan haksızlıklara karşı onu tüm karmaşıklığıyla savunmak anlamına geliyor. Yani biyografi yazarı, ölü bir dostun avukatı gibi davranmalıdır düşüncesi var cümlenin altında. Julian Barnes'ın Flaubert'e olan yaklaşımını düşününce, bu sözün kitapta özellikle seçilmiş olması da tesadüf değil. Barnes da bir bakıma Flaubert'in "intikamını" almaya çalışıyor. İnsanlar biyografi okurken karşılarında bir insanın hayatını gördüklerini sanırlar. Julian Barnes ise buna itiraz ediyor. Ona göre biz aslında bir hayatı değil, o hayattan geriye kalmış ve yakalanabilmiş birkaç parçayı okuyoruz. Asıl hayat çoktan ağın deliklerinden kayıp gitmiştir. Flaubert'in binlerce mektubu elimizde olabilir ama pencereden dışarı bakarken beş dakika boyunca ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bir akşam canını sıkan şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Bir cümleyi neden sildiğini, kendi kendine yaptığı küçük bir şakayı, söylemek isteyip de söylemediği bir sözü bilmiyoruz. Hayatın büyük kısmı sessizce kaybolmuştur. Barnes'ın asıl vurgusu da burada yatıyor. İnsan yaşarken bile kendisini bütünüyle tanıyamazken, öldükten sonra başka birinin onu eksiksiz biçimde tanıyabilmesi nasıl mümkün olabilir? Buna rağmen biyografiler çoğu zaman kendilerinden son derece emin bir tavırla konuşur ve biz de onları okurken karşımızda bütün bir hayat duruyormuş gibi davranırız. Barnes ise bu kesinlik iddiasına kuşkuyla yaklaşır, hatta yer yer onunla alay eder. Çünkü ona göre biyografi, bir insanın hayatı değil, o hayattan kurtarılabilmiş parçaların ustaca bir araya getirilmiş halidir. Asıl hikâyenin büyük
Edebiyat & Roman
Flaubert'in PapağanıJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 2000249 okunma
6/10
·64 syf.··
2026 7. kitabı
kitabın başı karanlıkta adamla oturduğunu hissetmesi ve içini kaplayan huzursuzluk hissi çok tanıdıktı başta daha önce okuduğum bir kitabı okuyorum gibi hissettim. zweig’ın kitaplarında son cümleler benim bi içimi titretiyormuş gibi hissediyorum. kitabın son 5 sayfasında benim için her şey değişti resmen. başlarda doktorun yaşadıklarıyla bir şekilde empati kuramadım ve anlattıkları çok basit şeylermiş gibi hissettirdi. bir türlü dokunmadı bana. tam olmayacak bu derken son sayfalar beni gerçekten şaşırttı. aynı gemide olmaları ve sadece ikisinin ölmesi. ve sonda adamın gazete haberini okurken doktorun gözlükleriyle karşısında oturuyormuş gibi hissetmesi.. o cümle işte.. kitaba başlarken konusunu okuduğumda , bana kitapta asıl ön planda tutulması gereken şey doktorun kadına olan hayranlığı, şevheti arzusu gibi gelmemişti ama öyleydi genel anlamda. yani doktorun kadının en sonki kötü durumdaki halini gördüğünde daha önce hissettiği şeyleri bir anda unutup karşısında insan hayatı olması ve onun için kurtarılması gereken bir hayattan başka bir şey olmaması kısmı yani normal bi adamken doktorluğa geçtiği kısım çok hızlı işlenmiş gibi geldi tabiki bu kadar kısa bir kitapta bu kadar şeyin bir şekilde sonda toparlanıp inanılmaz bir son yazabilmek ayrı bir konu ama orası hemen geçiştirilmiş gibi mi bilmiyorum ama bana dokunmadı işte. “anlıyordum…daha çok sırrı için, onuru için mücadele veriyordu…hayatı için değil…” bu kısım… ve kadının çektiği onca acı içimi yaktı resmen bu cümle ara ara beni düşündürdü kadının tavrı ve kişiliği o kadar ilmek ilmek işlenmiş ki kadını tanıyor gibi hissediyorum. zweig okuyalı bi süre olmuştu ihtiyacım varmış.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
Puan vermedi·524 syf.··
2026 61. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:16
Merhaba. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Bülent Akyürek'in “Satılık Adam” adlı romanı oldu. Şubat ayında hayatını kaybeden yazarımıza Allah'tan rahmet diliyorum mekanı cennet olsun inşallah. Yazarın, hayat mücadelesi, ciddi hastalıklarla boğuşan bir dönemde kaleme aldığı Satılık Adam, içsel çatışmalarıyla kavgalı karakterlerin hikâyeleri bu romanda biraraya toplanmış. İki tezat oluşumun yani varlık ve ölümün insan üzerindeki zayıflığını en tabii hatta zıtlıkla tabir edersekte en hoyratça şekilde dile getirilir. İnsanın hayat yolunda toplumsal, çevresel ya da kendi içsel dünyasında hor görülme kaygısı yetmezmiş gibi birde kaygıdan öte gerçekleşmesiyle boğuşan roman kahramanlarının her biri bambaşka bir duvar örmüştür kendisine ve hepsi ayrı ayrı çarpar kendi duvarlarına... #kitapalıntıları &İnsanların destana değil, destanların insanlara ihtiyacı vardır, destanlar büyük adamların ölümsüzlük iksiridir ama hayat gittikçe anlamsızlaştığı için bir gün gerçekliğini yitirdiğinde yaşanan en gerçek şeyler destana dönüşür, edebiyata bürünür ve böyle kurtulur yüklerinden küçük insanlar. &Biz sanırız ki hakikati az insan bilir! Hayır, gerçeği birçok insan bilir ama söyleyecek cesaretleri yoktur. &İrade, içi temizlendikçe noksanlaşır. &Bazen can alıcı bir yalnızlık cümlesi kurmak istersin ama bunu kalabalıklar okuyup sahte bir hüzne kapılarak senin sahici kederini meze yapmasınlar diye vazgeçersin. Bazen en iyi yalnızlık cümlesinin belki de bir hayata denk geldiğini anlarsın. &İnsanın tükendiği an içinin dış olduğu zamanlardır. Varlık keşfedilince, sırrını kaybeder, cazibesini yitiririr, sıradanlaşır. &Hayat hepimizi birbirimize satar ama hiçbirimiz aldıklarımızdan memnun kalmayız. Dünya evrenden, insan hayattan ömür çalarak yaşar...
Edebiyat & Roman
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025159 okunma