Ve hüzün ve Tanrı denen rastlantı! Ve haykırış, dev ağızlı! Ve biz yürekli insanlanz: evlerde oturuyoruz. Ve biz yürekli insanlarız: planlar yapıyoruz. Ve gülüyoruz. Ve seviyoruz. Ve yaşıyoruz! Bizler yaşıyoruz, dışlayarak ölümü. Oysa ölümümüz başından beri kararlaştırılmış, belirlenmiş. Öteden beri. Ama bizler yürekli insanlarız, biz ölümü içlerinde taşıyanlar: bizler çocuk yapıyor, bizler arabalarla gidip geliyor, bizler uyuyoruz. Geçen her dakika bir daha yerine konamaz. Gelecek her dakika uçsuz bucaksız. Ama biz yürekli insanlar, biz ölüm fermanları imzalanmışlar: bizler yüzüyor, bizler uçaklarda uçuyor, yollarda yürüyor ve köprülerden geçiyoruz. Ve gemilerin ahşap zemini üzerinde iki yana sallanıyoruz; ve bizim yok oluşumuz, duyuyor musun, bizim yok oluşumuz küpeşte arkasından bize bakıp sırıtıyor, arabaların altında pusu kurmuş bekliyor bizi, köprülerin ayaklarında çatırdayıp duruyor. Yok oluşumuz, kaçınılmaz.
Bilmiyor musun? Ne kadar korkunçtur dünyada büyüyen haykırış, senin içinde baş kaldırmaya başlayan haykınş. Gecenin sükûnetinde haykır, sevginin sükûnetinde haykır, suskun yalnızlıkta haykır. Ve haykırışın adı alaydır. Adı: Tanrı. Adı: yaşam. Adı: korku. Damarlarımızdaki bütün kanımızla bu haykırışın ocağına düştük işte.
Reklam
"Fısıltı, haykırıştan daha inandırıcıdır." Çin sözü
Sayfa 93·Kitabı okudu
Alıntı
Bütün hayatların, her şeyin oradan dışarı aktığı ve her şeyin oraya geri döndüğü bir çekirdeği, merkezi, sıfır noktası vardır. Evde olmayan anneninki de bu an: çocuk, boş ev, ıssız avlu, duyulmayan haykırış.
"İçine düştüğü teneke dünyanın dibinden gelen bet sesli bir çığlıktı bu; tangur tungur bir anımsayışa karşı uzun bir haykırış."
"Basit bir gravürde bile olsa, insanoğlunun gözlerinde korkunç bir şey var: görmezden gelinemeyecek bir bilinç, o bedende bir ruh olduğunu kanıtlayan gizli bir haykırış."
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam