Ama kendisi iyi değilse, ister kendisi, ister başkası için olsun, gerçekten iyiyi nasıl isteyecek, onun peşinden nasıl koşacaktır? Öte yandan, eğer iyiyi istemezse, bir hedef olarak önüne koymadan onu nasıl keşfedebilecektir?
Kul, tevhid ilmine ancak, marifet ilmiyle ulaşır ki, bu da yakîn nurudur. Safî sütün yayılarak özünün ortaya çıkması gibi, bütün azalar da, sâlih amellerle bezenene kadar kula, yakîn nuru verilmez. İlme’l-yakîn, sütün özü gibidir. Gerçek taliplerin ve sıddıkların aradığı bu öz değildir. Bunun ötesinde daha temiz ve daha faydalı bir kısmı vardır. O bu öz maddeden ortaya çıkar. İşte asıl hedef budur. Bu anlattığımız, kulun ilim ve kurbiyyetten sonra elde edeceği ayne’l-yakîn için bir misalidir. O, Allah’ın kendisine verdiği bir nurdur. Bu nur kalbe gelince, kuldaki vecd ve huzur hâli devamlı olur, hiç kesilmez.
Sayfa 480 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Güçlü okuru hedef almama ilkesinden yola çıkacağız, hatta okurumuzun çoğunun evinde bir kitap olmadığını bileceğiz ve gerektiğinde bütün dünyada milyonlarca satan meşhur romandan söz edeceğiz. Okurumuz roman okumaz ama tuhaf ve milyarder sanatçılar olduğunu düşünmekten hoşlanır ve uzun bacaklı bir divayı yakından görme olasılığı olmasa bile onun gizli aşkları hakkında her şeyi öğrenmek ister.