Aynadaki Adamı Yen
Puan vermedi·134 syf.··
2026 53. kitabı
Merhaba sevgili okur Kitap, 11 ana başlıktan oluşuyor: 1) Aynaya Uzaktan Merhaba 2) Biriktirme Sanatı: Küçük Paraların Gizli Değeri 3) Düşmek, Kalkmak ve Tekrar Başlamak 4) Başkasını Kurtarmaya Çalışma: Kendi Yolunu İnşa Et 5) Destek Beklemek Yorar: Kendi Ayaklarına Güvenmeyi Öğren 6) Işık Aynadaki Adamda 7) Zenginlik Takıntısının Sessiz Kapanı 8) İçindeki Sabotajcıyı Susturmak 9) Tek Başına Güçlü Olmak: Ruhsal Dayanıklılık İnşası 10) Küçük Destekleri Görmezden Gelme 11) Son En büyük ve en sessiz savaş, insanın kendisiyle verdiği savaştır. Çoğu zaman zihnimizde susturamadığımız korkular, dışarıdaki sesleri duymamıza engel olur. Oysa sahip olduklarımızın farkına varmak, ruhsal güçlenmenin en sessiz ama en etkili adımlarından biridir. Bu kitap; kendimizle, korkularımızla ve iç sesimizle yüzleşmeye davet eden bir eser. Her konunun maddeler hâlinde ele alınması, kitabı adeta bir başucu kitabına dönüştürmüş. Benim için bir solukta okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil; aksine, ihtiyaç duydukça dönüp tekrar tekrar okunabilecek bir yol arkadaşı oldu. Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanın kendi iç sesini duymasına vesile olur. Bu kitap da onlardan biri oldu benim için. Eğer siz de kendi içinizdeki seslerden yorulduysanız, bu kitap size iyi gelebilir. ✿ Hep kitapla kalın
Aynadaki Adamı YenKaan Koç · Zet Yayınları · 202620 okunma
Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
2026 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:29
·
Kitabı biraz önce kapattım. Üzerime çöken ağır hüznü anlatabilmem mümkün değil. Sanki yıllardır tanıdığım, hayallerine ortak olduğum hatta gerçekleşmesini onun kadar istediğim, onunla birlikte aç kaldığım, onunla birlikte kitapların sayfaları arasında kaybolduğum, çektiği çilelerine şahit olduğum bir dostumu okyanusun karanlık sularına kurban vermiş gibiyim. Martin Eden’ın hikayesi insanın kendi cehaletinin farkına vararak cehaletten aydınlığa doğru yürüyüp nihayet zirveye ulaştığında o zirvenin aslında ne kadar çorak bir çöl toprağı olduğunun dehşetli bi anlatımıdır. Martin bu durumu görüyor ve buna isyan ediyor. Onun okyanusa attığı o son adım benim gözümde bir yenilgiden ziyade iki yüzlü, çıkarcı, maddiyatçı topluma ve burjuva ahlakına karşı yapılmış isyandır. Kitap boyunca Martin’in bitmez tükenmez öğrenme aşkına, Ruth’a duyduğu o saf aşka tanıklık ederken kendi içimdeki arayışı da yeniden sorguladım. Martin öğrendikçe hayalini kurduğu dünyanın ne kadar sığ ve ruhsuz olduğu gerçekliğiyle yüzleşti. Bu sadece onun değil benimde umutlarımı kırdı. Entelektüel birikimiyie ve kalbiyle bu gerçeği görmeye başladığında artık geri dönülemez bir yalnızlığa mahkum olduğunu anladı. Ölüm ona bu iki yüzlü, çıkarcı, maddiyatçı insanlardan kurtuluş olarak görünmeye başladı. Bu beni kahrediyor çünkü o sadece bir parça ekmek, biraz sevgi ve düşünüp konuşabileceği yazabileceği sohbet edebileceği insanlar istemişti. Şimdi yanımda kitabın son sayfasına bakıp ‘’Karanlığın içindeydi artık. Bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi’’ satırlarını okurken hissettiğim tek şey hayal kırıklığı. Martin’le yaptığım bu yolculuğu hiç unutmayacağım anısı ben de hep yaşayacak.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Reklam
8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 189. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:28
Zaman bir ilerleyiş degil ,aynı karakterlerin aynı rolleri oynadığı, kendi kuyruğunu yiyen bir canavardı... Ilk kez okuduğum bir yazardan bilim kurgu ve psikolojik bir romanla geldim . Serdar savunma sanayi için İha,Siha üreten bir firma sahibi .Akıllıca davranarak bu şirketi kuruyor ve 28 mühendis çalışanı var .Son derece kibirli ,mükemmeliyetçi bir adam.Her şey onun planladığı gibi olmalı . Bir gün pastanede sıra beklerken ,yanına paspal bir dilenci adam yaklaşıyor ve yanında bayılıyor. Serdar onu hastaneye götürüyor. Adam onun dinlediği şarkıyı biliyor ve Yunanca bir şeyler sayıklıyor. Bu Serdar ın dikkatini çekiyor ve adamı yalnız bırakmıyor. Hastanede Doktor Ezgi bakıyor Bekir Amca ya .Adamın felsefi konuşmaları onun da dikkatini çekiyor . Ayruk sa bir avukat .Plazanın birinde, büyük şirketlerin suçlu oldukları halde aklanmaya çalışıldiği davalar alınınca çalıştığı burodan ayrılıyor. Para ile satın alınamayan davaların peşine düşüyor. Deniz se fakir bir evde büyümüş ama gözü hep yükseklerde . Yollar kesişiyor evet ama nasıl? Serdar in dedesi ona eski püskü bir tüfek bırakmış. Yanında da değişik semboller olan bir defter .Bekir Amca da kazıda buldugu parşomenlerden bahsediyor. Serdar onları buluyor ve araştırmaya başlıyor. Luvice yazılmış semboller bunlar .. Araştırdıkca fizik kurallarına çıkıyor yollar .Bakalım sonra neler oluyor? Teknoloji nereye gidiyor? Nereye kadar gidecek bu gelişmeler?Zaman düz bir çizgi degil de acımasız bir sarmalsa? Pek bu tarz okumuyordum ana bu kitabı sevdim .. Kitapla kalın dostlar... Çıban Furkan Emre Aynur
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202683 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 14. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:29
Kitabı başından sonuna, trafikte seyir hâlindeki bir arabaya benzettim: dur-kalk, dur-kalk… Çoğu bölümü sıkıcı ve gereksizdi; bunu söylemek bana göre en makul değerlendirme olur. Kısa bölümleri ise can alıcı derecede heyecan vericiydi. İşin ilginç tarafı, Fransız edebiyatında intiharlar nedense hep tren raylarında gerçekleşiyor. İnsan biraz daha vizyon, biraz daha yaratıcılık bekliyor. :) Kitap, kurgusu gereği iki konu etrafında dönüyor: kadın cinayeti ve ihanet. Bunun üzerine bir de felsefi bir akımın güzellemesi yapılmış ve bu düşünce okuyucuya aktarılmaya çalışılmış gibi hissettirdi. Günümüzde yazılmış olsaydı, herhâlde tecavüzcülerin, sapıkların ve sadist ruhlu insanların feyz alacağı bir kitap olurdu. İnsan, sevdiğinden emin olmak için sevdiği insanı öldürmek ister mi? Bir insanın, sevdiği kişiyi öldürme düşüncesi karşısında ağzı sulanır mı?
Hayvanlaşan İnsanEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,970 okunma
Bir şeylerden bahseden bir hiçbir şey
6/10
·184 syf.··
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 10:55
(Spoiler içerir) Bir çeşit anı defteri. Amin Maalouf'un kültürleri, gelenekleri birbirine karan dili sayesinde çoğu kez mekanları uzun uzadıya tasvir etmemesine rağmen kendimi o resmin, olayların içinde çok canlı ve renkli bir karede buluyorum. Karakterde bir taraf var. Gerçek, çok gerçek, canlı. Babasının İsyan'da bıraktığı iz, bir yaradan ziyade bir zihniyet. Bu zihniyet İsyan'ın babasının gölgesi altında ondan hem nefret ederek hem korkarak biraz da severek oluşturduğu birincil karakteri. İsyan evden ayrılır, doktorluk okur, cemiyetlere katılır, hep bir yerlerde;savaş, telaş, aşk uğruna bu zihniyetin onda karşılık bulmasını izler. Hiçbir zaman ayakları yere sapasağlam basamaz, küçüklük hayali olan doktorluğu okumayı bile tamamlayamaz, korkularının arkasında aslında uzun yıllar onun için örülmüş ve üzerinde yapışmış bu karakterin farkına varır. Clara'ya aşık olması bu görme sürecine katkı sağlıyor ve mektuplaştıkları dönemlerde bu korkak, yaptığı işte de başarılı olamayan tarafını hep eleştirerek kendine, hayatına, yıllarına yabancılaşıyor İsyan. Babasının hastalanması haberiyle Clara'dan karnındaki oğlunu da bırakarak ayrılması ve araya savaşın girmesi uzun yıllar onu Claradan ayırıyor. Tam ayrıldıkları sırada babasının da vefat etmesi ile hayatında tutunduğu ne varsa yıkılıyor. İsyan'ın akıl hastanesine girmesi, orada yıllarca kalması, zihnini uyuşturmaları, aslında İsyan'ın seçtiği bir çeşit yaşam tembelliği, yaşamamayı seçme, ölüm. Ta ki kızının büyüdüğünü ve onu aradığını öğrenmesiyle yeniden yaşam enerjisini bulana kadar. Bu İsyan'ın geliştirdiği son kişilik, son dönüm noktası. Kızını görme umuduyla hastaneden çıkıyor ve kızını bir daha hiç görmüyor. Tüm kitap beni en çok vuran yer İsyanın hapisten çokıp şehir
Hayata Dair
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
8/10
·152 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:07
Japon edebiyatından okuduğum kitaplarda konu o olmasa dahi arka planda hep bir yalnızlık teması oluyor ve genelde karakterlerle aramda hep görünmez bir duvar var gibi hissediyordum ama bunda nedense öyle hissetmedim aslında hikaye karakterimizin absürt bir yalanıyla başlıyor ama nedense her şey normalmiş gibi garipsemedim hiç dlemlgrölh Kitap boyunca kadınların çalışma hayatındaki ve ebeveynlikteki görünmez ve kanıksanmış yüklerine, artık fark edilemeyecek kadar alışılmış ama hala acıtan yalnızlık hissine,birbirimizle konuşmanın gerekliliği gibi birkaç farklı konuya direkt ve dolaylı olarak değiniliyor ve şahsen hiç sıkılmadan, ilgiyle ve empati yaparak okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum Kitabın bir yerinde de karakterimiz eskiden yaptığı bir Türkiye gezisinden bahsediyor öyle birden okumak güzeldi, Japon edebiyatından okuyup da sevdiğim bir kitap oldu zaten kısa hemen yormadan bitiyor
Boşluğun GüncesiEmi Yagi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025229 okunma
Reklam
Reklam