Geleneğin dediğine bakılırsa her birimiz var oluşumuzun gerçek sebebini ölmeden bir saniye önce anlarmışız, Cehennem ya da Cennet işte o an doğarmış.
Cehennem, o kısacık anda geriye bakıp hayat denen mucizeye anlam katma fırsatını kaçırmış olduğumuzu anlamakmış. Cennet ise o an, “ Hatalarım oldu, fakat hiç korkaklık etmedim. Hayatımı yaşadım, ne yapmam gerekiyorsa yaptım,” diyebilmekmiş.
Herkes hayatın yükünden,ıstırabından ve kargaşasından şikayet ediyor,ancak hiç kimse daha iyi hale getirmek için bir şey yapmak istemiyor. Sanki hepimiz hayatta dışarıdan bir tür izleyici gibiyiz ve her birimiz olan biten her şeyin yargıcı bizmişiz gibi davranıyoruz.
Siz siz olun, ne yaparsanız yapın ama asla kendi ailenizin hipotenüse dönüşmesine izin vermeyin.Peki bu ne anlama geliyor?
Her birimiz kendi ailemizle çok kuvvetli bağlara sahip olduğumuzdan farkında olmadan onlara öncelik tanımaya meyilliyizdir.X ve Y çiftinin bir araya gelmesiyle oluşturdukları yeni aile (Z ailesi) konumunu her zaman üçgeni dengede tutacak şekilde ayarlamalıdır.Yer geldiğinde X tarafına daha çok yaklaşılmalı yeri geldiğinde ise Y tarafına ama asla tümüyle tek bir tarafa yaslanmamalıdır.Bunu yaptığında o aile dik açıya dönüşür.İşte bu ilişkinin en riskli üçgenidir.Bu tarz üçgenlerde 90 derecelik açının karşısındaki kenara hipotenüs denmektedir.
Bu toprakların insanlarını çok seviyorum. Her birimiz çok farklı görünsek de bizde ortak çok şey vardır. Bu ortak şeyleri en çok şarkılarımızda, türklerimizde, şiirlerimizde; onları söyleyenlerde, dinleyenlerde görüyorum.