Mutluluğun nasıl elde edileceğine dair çok çeşitli görüşler vardır, ama Aristoteles, yeterince düşünebilen insanlar arasında bu konuda çok ciddi bir anlaşmazlık olmadığından emindir. Modern dönemde, farklı kişiler ve hatta aynı kişi farklı zamanlarda, mutluluğu nasıl elde edileceğine dair farklı görüşlere sahip olduğundan, mutluluğun belli bir anlamı olmadığına inanılır olmuş; dolayısıyla mutluluk ya da en yüksek iyi, siyasal toplumun amaçladığı ortak iyi olmaktan çıkmıştır. Yine de, mutluluk kavrayışları ne denli çeşitli olursa olsun, mutluluğun temel koşullarının her durumda aynı olduğuna inanılmıştır: İnsan, yaşamını devam ettiremediği, özgür olamadığı ve neye mutluluk diyorsa onun peşinden gidemediği sürece mutlu olamaz. Dolayısıyla siyasal toplumun amacı, her bir kişinin doğal hakkı olarak anlaşılan bu mutluluk koşullarını güvence altına almak ve mensuplarını herhangi bir mutluluk türünü kabule zorlamaktan geri durmaktır; çünkü mutluluk kavrayışlarının hiçbirinin doğası gereği bir diğerinden üstün olamaz.
çev. Birdal Akar (İstanbul: Babil Kitap, 2024), 51.
Öncül ve Terim Hakkında
Öncül, birşeyi birşey için olurolayan veya birşeyi birşeyden olumsuzlayan ve kıyasın bir parçası kılan bir sözdür. Terim, öncülün öncül olması açısından kendilerine ayrıştığı şeydir. Bağ çözüldüğünde, kaçınılmaz olarak geriye mevzu ve yüklem dışında birşey kalmaz. Tümele İlişkin Söylenen Üzerine Kendisinde tümel üzerine söylenmiş bir söz olan öncülde ise, yüklem ve ona göre olan olumsuzlamanın dışında mevzu üzerine söylenen hiçbir şey yoktur. Her öncül, ya mutlak, ya zaruri ya da mümkündür. Mutlak Olanlar Hakkında Mutlak olan hakkında iki görüş vardır: Theophrastus, sonra Themistius ve onun dışındakiler ile İskender ve bunu elde eden bir kaç kişinin görüşü. llki, kendisinde yargı için zarurilik veya imkan kipi zikredilmemiş olandır. Aksine mutlak kılınmıştır. Böylece yargının zaruri olarak ve zaruri olmayarak yani sürekli olmaksızın mevcut olması mümkün olur. Bu Filozofun4 mutlaklık konusundaki görüşüne uzak değildir. Ki Filozof, iki tümelin mutlak ve doğru olarak olumlu ve olumsuz olmasını onaylar. Şu sözün gibi: "Her at uyur. At olanlardan uyuyan yoktur." Böylece mutlakolumlu tümel yargıdan mutlak-olumsuz, tümel yargıya geçilir. Bu görüş sahipleri, bunun mümkün ama zorunlu olmadığı görüşündedirler. Çünkü Filozof, mutlaklar hakkında bunun mümkün olmadığı, aksine daima zaruri olan örnekler getirebilir. tkinci görüş sahipleri ise, İskender ve geç dönemde bunları elde eden ve bu konuda güçlü olan birkaç kişi, bu naklin mutlakta zorunlu olduğu ve mudağın yargısında ilk iki kipten sonra zikredilen dört kipten biri hariç zarurilik olmadığı görüşündedirler. Mutlak, onlara göre adeta kendisinde yargı bulunandır ve yargıda bulunulanın zatı mevcut olduğu sürece olup, sürekli olması zorunlu değildir. Aksine belirli bir vakitte bulunur. Bu vaktin, kendisini niteleyen şeyle
Felsefe
Reklam
Mümkün ve Onun incelenmesi Hakkında
Mümkün konusunda bir karışıklık vardır. Onu ele alıp, anlaşılır bir şekilde çözümlediğimizde, insanların, kipler ve onların birbirlerini gerektirmeleri hususunda düştükleri çelişkide bulunan birçok şüphe ve karışıklık ortadan kalkar. Deriz ki: Avam, "mümkün"den havassın üzerinde uzlaştıkları anlamdan farklı birşey anlar. Avam "mümkün" sözü ile onun zorunlu ya da zorunlu olmayışını şart koşmaksızın "imkansız olmayanı" kasteder. Onların "mümkün değil" sözü, "imkansız olmayan değil" anlamındadır. Onun anlamı da imkansız olur. O halde genel olan mümkün, imkansız olmayandır. Mümkün olmayan imkansız olandır ve onlara göre herşey ya mümkün ya imkansızdır, üçüncü bir kısım yoktur. Mümkün, bu kullanışa göre zorunluya onun cinsiymiş gibi söylenen bir söz olup onunla eşanlamlı bir isim olmaz, aksine bu zorunlunun anlamının imkansız olmayan oluşundandır. Havassa gelince, onlar "ne zorunlu ne de imkansız olmayan" anlamını bilirler. Avama göre o bu anlam için isim değildir. Onlara göre mümkün ismi başka bir anlam içindir. Ancak onun, avaının kullanışına göre, bu şeye, olması ve olmaması mümkün olana söylenınesi doğru olur. Yani bu, olmasının ve olmamasının imkansız olmaması anlamıdır. Dolayısıyla mümkün ismini aktarıp, onu buna delalet eden kıldılar ve mümkün ismini imkansız olmayana ve bununla birlikte zorunlu da olmayana delalet eden olarak vazettiler. Dolayısıyla o, iki halde de zaruri olmayandır. Bu anlam avaının bunun için kullandığı anlamdan daha özeldir. Böylece zorunlu, bu mümkünün dışında olur. "Mümkün değildir." sözümüz, "imkansız" anlamında değildir. Aksine "Zaruri olmayan değildir." anlamındadır. Hatta zorunlu veya imkansız, her ikisi de bu mümkünle değildir. Ancak zayıf görüş sahipleri bunun dışındadır. "Mümkün değildir." dediklerinde onlar, özel olan mümkünü
Alıntı
Her konuda fikri olanlara ithafen:
Sizin yerinizde olsam, çok az konuşurdum, hele bilmediğim konularda hiç konuşmazdım.
Sayfa 286·Kitabı okuyor
"Bugüne dek hiçbir haklı oluşumdan mutlu olmadım. Çünkü her haklı oluşumun özünde; acı, buruk ve kekremsi bir hüzün hikayem vardı. Haklı olduğum her konuda, haklı olmayıp, mutlu olmak isterdim. Çünkü mutlu olmak, haklı olmaktan her zaman daha güzeldi… Kuşkusuz böylece olduğu gibi pencereden baktığında hissettiği o özgür olma duygusunu anımsamak istiyordu."
Sakal Yazısı
-Giderim. Bir: Üniversite öğretim üyesinin onur ve hakkını savunuyorum. Bunun için sürülmek gerekiyorsa, sürülürüm. -Giderim. İki: Namık Kemal'in, Şinasi'nin, Mithat Paşa'nın, Mustafa Kemal'in kanını taşıdığımı yazdım. Bu konuda şu var: Her yerde benden ders almak isteyen öğ­renci var. Buna inanırım, bunun için Türkiye'nin her ye­rine ders vermeye giderim. -Giderim. Üç: Türkiye’nin her yeri bizimdir.
Reklam
Reklam