Beyza

Gökyüzünün kızları
10/10
·225 syf.··
2023 12. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2023 19:13
Uzun zaman önce, ortaokuldayken okumuştum Siyah Lale'yi. Hapishanede siyah lale yetiştirmeye çalışan bir adamın hikayesi olarak kalmış aklımda. Yanlış hatırlamışım veya okuduğum zamanlarda kitabı yanlış anlamışım. Bu umudun, aşkın ve azmin; hayatın olanca acımasızlığına rağmen dürüst kalabilen insanların hikayesi. Kitabımız üzücü, gerçek (doğrusu günümüzde bile gerçek olabileceği için daha fazla üzücü) bir olayla başlıyor: Cumhuriyet'e uyum sağlayamayan Hollanda halkının tekrar kraliyet rejimine dönmek istemesiyle. Bu uğurda gözünü bile kırpmadan dönemin başbakanı ve kardeşini katleden yobaz halkın desteğiyle Prens Williem van Oranje tahta çıkıyor. Başbakanın kardeşi, Fransız hükümetiyle yaptıkları önemli yazışmaların yer aldığı mektupları katledilmeden önce vaftiz oğluna, Cornelis de Witt'e emanet ediyor. Bu mektupları hiç açmamasına, varlığını bile unutmasına rağmen ve değil siyasetle, gündemle hatta diyebiliriz ki hayatla ilgilenen biri olmayan Cornelis, bu yazışmalardan ötürü mahkum ediliyor. Cornelius'un ilelebet mahkum ilan edildiği ancak idam edilmediği anları yazarımız o kadar temiz ve güzel anlatıyor ki.. "Ölüm için yeterince suçlu değildi ama özgürlük için fazlasıyla suçluydu." (sf.90) Cornelius'un en büyük, daha doğrusu tek zevki laleler. Son birkaç yıldır; ucunda büyük bir para ödülü ve daha da önemlisi yüksek prestij olan kusursuz, pürüzsüz bir siyah lale yetiştirme yarışması için sabırla lalelerinin rengini koyulaştırmaya, o mükemmel siyahlığa ulaşmaya çalışıyor. Ve buna mahkumiyeti hatta idam kürsüsü engel olamıyor. Kitabı, Cornelius'u, Cornelius'un aşkı Rosa'yı ama en çok da laleleri çok sevdim. Bu yüzden lalelerin adına Cornelius'un dile getirdiği dizelerle incelememi sonlandırmak istiyorum: "Bizler yeryüzünün damarlarında akan gizemli Ateşin
1000Kitap
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·301 syf.··
Beğendi
·
2020 111. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 18:37
Nasıl da özlemişim kalemini Sabahattin Ali’nin... Can yayınları da Sabahattin Ali eserlerini basmaya başlayınca bende olmayanları tamamlayayım dedim. Üç dört yıl önce okumuştum bu kitabı ve açıkçası o zamandan aklımda şu satırlar dışında pek bir şey kalmamış: “Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acz var... Tembellik var... (sf.287)” Uygulamada alıntıları sık sık karşıma çıkmaya başlayınca kitabı tekrar okuyayım dedim. Kitap felsefe öğrencisi Ömer ile konservatuvar öğrencisi Macide’nin hayatlarını, duygularını, düşüncelerini, hayatlarının birbirleriyle kesişen kısımlarını anlatıyor. Ömer karakteri duygularını aşırı yaşaması ve sürekli yeni kararlar alması ancak bu kararları uygulayacak cesaretten belki de talihten yoksun olması bakımından Fyodor Dostoyevski karakterlerini anımsattı bana. Örneğin Tatsız Bir Olay ve Öteki kitaplarındaki ana kahramanlar. Macide ise biraz Aylak Adam kitabındaki C.’nin arayıp bulamadığı kadını anımsattı. Macide, Ömer için her açıdan kusursuz ve uygun olan insandı fakat Ömer, sadece Macide’ye değil herkese, hatta kendine bile, uygun olmaktan çok uzaktı. Ayrıca kitabın, toplumun münevver kesimini anlatan kısımlarını üzülerek fakat çokça hak vererek okudum. Biçem bakımından sürükleyici ve çarpıcı olan bu kitap, edebiyatımızın yapı taşlarından.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019209,2bin okunma
8/10
·128 syf.··
2020 99. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2020 22:22
Benim kitap okuma alışkanlığı kazanmam çok küçük yaşlarımda başladı. 3 ablamdan, annemden, babamdan kalan birçok kitap olduğu için ve ailecek kitap okumayı sevdiğimiz için okunacak kitap konusunda da sıkıntı çekmiyordum. Fakat şöyle bir huyum var, her şeyi abartırım. Mesela birini ya çok severim ya da ondan çok nefret ederim veya bir diziye mi başladım onun tüm bölümlerini aralıksız izlerim. 10-11 yaşlarından beri de kitap okumayı abarttım.. O zamanlar sürekli kitap okuyordum; evde yemek yerken, okulda derste sıranın altında gizlice veya kursa giderken yolda. Bunların dışında normal yerlerde de okumayı bırakmıyordum tabii. Neyse en sonunda babam abarttığımı farkedince ve evde kitap koyacak yer kalmayınca bana kitap almayı bıraktı, daha doğrusu aza indirdi. Ben de boş durur muyum, evimize yaklaşık 20 dakikalık mesafede halk kütüphanesi var, oraya gideyim bari dedim. Bir kişinin yalnız bir kitap alabileceğini öğrendiğimde önce üzüldüm, sonra ablam ve kardeşimin adına da kart çıkardım ve her seferinde üç kitap alarak haftada bir iki kere oraya gitmeye başladım. Gelelim konumuza, bu kitap işte o zamanlardan kalma.. Hanzade Servi Sevim Ak Zeynep Cemali en sevdiğim yazarlardandı ve tüm kitaplarını okumaya çalışıyordum. Kitabı okurken neredeyse her cümleyi hatırladım, daha da önemlisi önceki okuyuşumda hissettiklerimi de hatırladım ve işte beni duygulandıran da bu oldu. O yaşlarda okulda arkadaşlarımla beraber kullandığım bir defteri buldum ve bu kitaptan öğrendiğim bir oyunu oynadığımızı gördüm: kim, kiminle, nerede, ne yapıyor oyunu. Deftere şunun gibi cümleler yazmışız: Beyza, Mars’ta, dans eden maymunla, ders çalışıyor. O zamanlar kitapların kattıkları da oyun falan oluyordu ama güzel zamanlardı. Sonuç olarak kitabımız, 10-12 yaşlarındaki çocukların gelişimi açısından yararlı,
Edebiyat
Ortanca BalıkHanzade Servi · Tudem Yayınları · 201661 okunma
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2020 88. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2020 12:44
Yaşamak, bir aile hikayesi. Yanlışlıklar, hatalar üzerine kurulmuş doğru bir ailenin hikayesi. Hayatın yakasından sımsıkı kavramış ve onun kıymetini acılar sayesinde anlamış bir adamın ailesinin hikayesi. Çağdaş Çin Edebiyatı’nın çarpıcı eserlerinden biri olan Yaşamak kitabını bir solukta okudum fakat etkisini birkaç hafta geçmesine rağmen yitirmedi. İnsanın hatalarının, hatalarının sonuçlarının, savaşın ve acı ama gerçek birçok toplumsal sorunun satırlarca işlendiği bu kitap tavsiye edebileceklerim arasına hemen yerleşti. Bu arada kitabı Oğuz Aktürk ve Begüm Çakır dan görmüştüm, beni bu güzel eserle tanıştırdıkları için burdan onlara teşekkürlerimi iletirim.
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 71. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2020 11:32
Ünlü biyografı yazarı Stefan Zweig, insan psikolojisini ne kadar iyi tanımlayabildiğini bize bu kısa öyküsünde çok güçlü bir şekilde kanıtlıyor. Kitabın iş bankası yayınlarını Ahmet Cemal çevirisinden dolayı tercih ettim. Bu kitapta yazarımız bir aşkı anlatıyor, bütün hırslardan, kötülüklerden ve çıkarlardan arınmış saf aşkı. Ama Ahmet Cemal’in sonsözde dediği gibi “... bu aşk öyküsünde “taraflar” değil, sadece tek bir “taraf” var.” (syf 61). Koskoca bir insan hayatının sadece tek bir duyguya yer vermesi, insanın duygularına yön veremediğinin veya duygularının esareti altında bulunmasını değiştirmek istemediğinin bir göstergesi olabilir. Kısa sürede okunan fakat etkisinden kısa sürede çıkılamayan bir kitap.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,9bin okunma