Hem derin bir korkunun esiri olmuş hem de sanki nicedir aradığım bir şeyi bulmuş gibiy­dim. İlk kez karşılaştığım bir kadın nasıl olur da bu kadar tanıdık ve yakın bir his uyandırıyordu bende?
Tanıdık bir his...
Şimdi nereye gitmeliydi? Hangi yöne? Bilmiyordu.
Alıntı
Saç tellerinin arasına gizleniyor yağmur, ölü bir gülden bir güle süzülüyor ince. Mağrur oysa akşamüstü, terk edilmişti şehir çoktan. Sen düşürüp başını omzuma: "Biz gitmeyelim! Hiçbir yere gitmeyelim artık biz. His ile körebe oynayan iki kör âşık, iki gözlerimiz hep bağlı, bağlı. Yaşadığımız her karanlık, elden ele dolaşan esrarlı sigara gibiydi; yalnızlığımızı, tükenişimizi bir zeytin tanesini bölüşürcesine paylaştık! Biz gitmeyelim! Hiçbir yere gitmeyelim artık!"
Şiir
Bazı zamanlar kendimden ve çevremdeki dünyadan sıyrıldığıma dair tuhaf bir his duyuyorum; her şeyi dışarıdan, düşünülemeyecek kadar uzak bir yerden, zamanın ve mekanın dışından, her şeyin geriliminden ve trajedisinden uzakta seyreder gibi oluyorum.
Geçmiş hâlâ peşimdeydi: ne zaman siren ya da ağır adım sesleri veya bağıran adamlar duysam yaşadığım baş dönmesi gibi histi. Bunun bir travma olduğunu öğrenmiştim; midemde sürekli bir şeylerin yanlış olduğuna ya da korkunç bir şey yaşanacağına dair bir his, bedenimin bana kaçmamı siper almamı kendimi her yönden gelen tehlikelerden saklamamı söyleyen otomatik korku tepkileri. Kendi travmam hâlâ alelade tesadüflerde nüks edebiliyor. Ani bir görüntü ,belirli bir koku bni geçmişe götürebiliyor.
Bazı zamanlar kendimden ve çevremdeki dünyadan sıyrıldığıma dair tuhaf bir his duyuyorum.
Bilim-Kurgu