Tüm acılarımı, tüm umutlarımı ve tüm zayıflıklarımı soğuk gözlerinizin önünde ortaya döküyorum. Ne acıma ne de hoşgörü, ne övgü ne de avuntu istiyorum, istediğim tek şey hayatınızın üç, dört saatidir. Ve beni dinledikten sonra yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir şey olmadığımı kabullenmeniz gerekecek...
" Herkes kendi açısından haklı ama ben sanırım biraz yufka yürekliyim B... Affetmeye hep hazırım. Zaten bu yüzden kaybediyorum. İnsanlara hak ettikleri değerden çok daha fazlasını veriyorum. Tam da bu sebepten ötürü beni ilk terk edenler, kendilerini vazgeçilmez olduklarına inandırdıklarım oluyor. İnsanların peşinden koşmadan önce, peşinden koştuklarımın insan olup olmadığını öğrenmeliyim.."
İnsalar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
insanların bunca sevecenliğine rağmen kendi nobranlığına, kendi yalnızlığına, aksi yönde tüm çabalarına karşın hayatın devam etmiş olduğunun yüzüne vurulmasına ağlıyor.