… Anlamlı bir yaşam hoştur, ama anlamsız olanla uzlaşmak da mümkün…
Ölüye can veren o Allah Beni de ansızın öldürmez mi? Hoştur bu gece ruhsuz düşüp de yarın Ayağını öpüp demek: “Bak sevgilim, ben de toprağa düştüm!” Nihayet.
Reklam
Sığınılacak Bir Yer Arama
Bu sokak zalimlerinden kaçıp da bu bahçede nefes alabilecek hale gelen Resûllullah, ellerini kaldırıp, şu pek meşhur ve hatta kudsi dua ile Allah'a yalvarıp yakarmıştır: "Ya Rabbi, kuvvet ve kudretimin en zayıf haliyle, elimdeki çare ve vasıta­ların en basitiyle, insanların gözünde ifade ettiğim en hafif şahsiyetimle senin huzurunda sana yalvarıyor sana sığınıyorum, ya Erhamerrâhimin!.. Sen sıkıntı ve zulüm altında zayıf düşmüş olanların Rabbi'sin. Sen benim Rabbim'sin. Sen beni kimlerin eline bırakıyorsun?! Beni sertlik ve haşinlik içinde karşılayan bir yabancıya mı?! Yoksa, davamda bana hüküm geçirte­ceğin bir düşmana mı?! Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve ezi­yet, şayet senin bana karşı bir gadab ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. Fakat senden gelecek bir himaye ve koruyuş, her zaman çok daha hoştur. İster bu dünyada, ister âhirette, her işi nizamlayan ve karanlıkları (cehâleti) aydınlığa boğan Senin yü­zünün nûru altında, inecek gadabın yahut bana musallat olacak öfkenden kaçıp korunabileceğim bir melce' arıyorum. Sen hoşnûd oluncaya kadar benden ge­lecek tevbe ve istiğfara sen layıksın. Kuvvet ve kudret ancak Senden'dir"
Sayfa 117 - 1. Cilt (Ayrıca bkz. lbn Hişâm, s. 280)
Altaylardan Tunaya
Bozkır atıyla bozkırda dörtnala gitmek ne hoştur!
Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur...
Sayfa 157·Kitabı okudu
Okumaya aşık ruhlar, bu hayata baş kaldırır.
§ "Küçük mutluluklarım dışında, iki büyük mutluluk kaynağım vardır. Biri kitap okumak, öteki de deniz. Gerçi o da hoştur da, “deniz” derken, denize uzaktan bakmaktan değil, denize girmekten ya da bir tekneyle gezinmekten söz ediyorum. Bu büyük mutluluklardan birincisine erişmek kolay da, artık İstanbul’da ya da dolaylarında yüzmenin yolu olmadığından, ikincisini elde etmek bir hayli güç. Daha önce de anlattığım gibi, çocukluğumdan beri her koşul altında, her zaman okurum. Yatılı okulda, yorganların battaniyelerin altında, el feneriyle okuduğum olurdu. Yeterince okuyamayınca, afyondan yoksun kalmış bir esrarkeş kadar tedirgin olurum. Kimisi bir iskemleye oturup kitabı masanın üstüne koyar, eline kalem alır, öyle okur. Çünkü okumak entelektüel bir uğraştır onun açısından. Benim için ise bir keyif olduğundan, kendimi divanlara atarak, rahat koltuklara gömülerek ya da yatağıma uzanarak okurum. Sağlıklıyken de okurum, hastayken de. Hattâ bazı yazarları, örneğin Proust’u, yüksek ateşiniz ya da fazla ağrınız sızınız yoksa, hastayken okumakta yarar bile vardır. Çünkü kendi dünyanızın hırgüründen uzaklaşıp, sessiz bir odada kapalıyken, Proust’un o bambaşka dünyasıyla daha kolayca haşır neşir olabilirsiniz. Uzun süren hepatitim sırasında, Proust’u üçüncü kez okuduğumda, o güne değin farkına varmadığım birçok şey anlamıştım." §
Sayfa 24 - YKY·Kitabı okuyacak
Reklam
Reklam