Ey geceler; ey paylaşılan, yumuşak karanlıklar; ey gölgede gizemli ırmak gibi akan aşk, ey her birinin öteki olduğu o mutluluk ânı; ey mutluluğun masumluğu ve arılığı, ey önce sevişirken arkasından uyurken bizi kendimizden geçiren birleşme; ey günün ilk ışıkları ve onun seyrine dalışım!
"Oyun oynamıyor muyuz?” diye sordun bana — çok garip bir konumda biraradayken, sen ile ben—
Bu sözde, hem bir hafifletme amacı vardı, hem de bir rahatlatma — 'ilişki' ile 'oyun' bağlantısına girme gereksinimi duydum:-
Tabiî ki, hoş, neşeli, sevinçli birşeydir ilişki — bir 'oyun gibi ('oynaşma' kavramını düşün); ama, aynı zamanda, kişilerin —senin de benim de— bütün yaşamlarını değiştiren önemiyle, ağır, ağırlıklı —bazen altından kalkılamayacak bir y ü k olup çıkan— birşeydir.
— Ağır bir sorumluluk yükleyen...