3.Dünya ve Ekoloji
8/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 15:21
Paul Harrison, 3. Dünya ve Ekoloji adlı kitabıyla, doğa, çevre, nüfus, beslenme, adaletsiz gelir dağılımı gibi konulara değiniyor. 30 derece güney ve 30 derece kuzey enlemleri, diğer bölgelere oranla sıcaklık ve yağmurun fazla olduğu yerlerdir. Tropik iklimlerde ani yağışların toprağa yarardan çok zararı oluyor. Ayrıca kuraklıkta apayrı sorunları da beraberinde getiriyor. 1970'li yıllarda artarak devam eden hibrit (melez) tohum konusu da kitabın içinde yer almaktadır. Ortaya çıkan (verim, ürün) ürünün olumlu ya da olumsuz yönlerine bakılıyor. Bu hibrit tohum, günümüzde çok daha yaygın hale gelse de bunun fayda-zararına da bakılmasında yarar var. Köylerin ve/veya kentlerin varoşlarında yaşam mücadelesi veren insanların yaşamına da odaklanıyor. Sadece mekanik bir durum anlatımı yapmıyor. Bundan etkilenen insanların nasıl etkilendiği ve yeni şeylere uyum sağlama durumuna da bakılıyor. Bunu da yeri geldiğinde ayrıntılarla yeri geldiğinde ise istatistiki bilgilerle yapıyor. Yazar, farklı ülkelerde ve farklı coğrafyalarda bulunduğu için de, anlattığı konularda kıyaslama da yapabiliyor. Nüfus ve Adaletsiz Gelir Dağılımı bölümünde ise az veya çok çocuğun gelir adaleti ve adaletsizliğine katkısı da inceleniyor. Çok nüfusun fayda ve zararları; Latin Amerika ülkelerindeki düşünce yapısı ile Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde çok çocuklu olmanın sosyo - kültürel ve dini sebepleri de irdelenmiş. Yaşanmış örneklerden saha araştırması ile çok çocuk, kürtaj, bununla ilgili endişeler ve buna karşı çıkan düşünceler de anlatılıyor. 1975 - 1980 yılları arasında 11 ülkeye yaptığı inceleme gezileri neticesindeki (Sri Lanka, Yukarı Volta, Fildişi Sahili, Kolombiya, Peru, Brezilya, Endonezya, Singapur, Hindistan, Bangladeş, Kenya) tespitlerini anlatıyor. Siyasi, sosyolojik, dini,
Siyaset
3. Dünya ve EkolojiPaul Harrison · Pınar Yayınları · 199310 okunma
kurbanı öldüren kendi tutkusudur bazen...
Puan vermedi·224 syf.··
2020 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2020 00:06
Öncelikle kitaba ismini veren ve kitap sayesinde keşfettiğim Büyük Ses Zeki Müren'in parçasını şuraya bırakmak istiyorum. youtube.com/watch?v=Qo-GdG6... Benim gibi polisiye seviyor iseniz (Ki ben hastalık derecesinde polisiye seviyorum.) Ahmet Ümit ve onun güçlü kalemini bilirsizniz. Ülkemizde polisiye dendiği zaman ilk aklan gelen kişiler Ahmet Ümit ve onun saygıdeğer karakteri Başkomser Nevzat. İşte kitapta Başkomser Nevzat ve yardımcıları Ali ile Zeynep'in çözmeye çalıştıkları 3 cinayeti konu alıyor. 3 farklı hikayeden oluşan bu kitapda bütün hikayeleri teker teker elimden geldikce spoilersız özetlemek isterim: 1)*Aşkımız Eski Bir Roman♥* Olay edebiyat aşıgı zengin bir kişiliğin Pera Palas'ta işlenen bir cinayete kurban gitmesi ile başlıyor. Okurken bi anda kendinizi olayların içinde hızlı bir tempoda buluyorsunuz. Ahmet Ümit'in çogu kitabındada oldugu gibi sanki olayları yaşayan cinayeti çözen Başkomser Nevzat değilde sizmişsiniz gibi gelmeye başlıyor. Katil kesinlikle bulunası değildi. Katili araken sizi oldukca zorlayacak. 2)*Overlokcu kız♥" Adından da anlaşıldıgı gibi overlokcu bir kızın 3 katlı bir tekstil atölyesinde gece vakti cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Bu hikayeyi okurken bir çok kez "Fakirliğin gözü kör olsun" demişimdir. İlginç bir aşk ortamına düşürüyor sizi o arada kaçırdıgınız ayrıntılar katili bulmanızı zorlaştırıyor. Ama 'sen katili buldun mu?' derseniz Evet buldum 3)*Sergey Nikolayeviç Jerkovski'ye Ne Oldu?♥* Okerken cidden 'Sergey Nikolayeviç Jerkovski'ye Ne Oldu?' dedirten bir hikaye idi. Kendisi benim bu kitapdaki favori hikayem olmakla beraber yarı cinayet yarıda kayıp bulma gibi bişeydi. Herşey Beykoz sırtlarında bir villada bir kadın cesedi bulunmasıyla başlıyor. Ama her polisiyede de oldugu gibi ince ayrıntı isteyen ve
1000Kitap
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·263 syf.··
2020 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 08:40
Okuduğumuz bazı kitaplar bizleri etkiler kuşkusuz. Ancak Kafka’nın dediği gibi kafamıza bir balyozla vurulmuş gibi sarsar mı, hiç sanmıyorum. Öyle olsaydı bu kitabı okuduktan sonra birçok kişi sırf geliri iyi diye yaptığı ve yaparken de mutlu olduğu işinden bir solukta istifa eder, otoriter ailelerde yetişmiş insanlar ailelerine baş kaldırır, güvenli sınırlardan uzaklaşmayı aklına dahi getiremeyen iyi aile çocuklarına bir cesaret gelir, içinde bir boşlukla yaşayan ve bu yaşadığım hayat gerçekten yaşamak istediğim hayat mı diyenler satmışım dünyanın ... diyerek kitaptaki tabirle ‘’hayatı dibine kadar yaşamaya’’ başlarlardı. Bu durumda ya Ayfer Tunç bir Kafka değil tepemize bir balyoz indiremedi ya da Kafka laf olsun diye söyledi o sözü. Bilemiyorum. Kitap bize balyozu indirmemiş olsa da Kapak Kızı kitaptaki karakterlere balyozu indirdi. Hepsi teker teker kendilerinin, hayatlarının, korkularının farkına vardılar. Kapak Kızı Şebnem.. Ayın Kızı Şebnem mi demeli ya da? Müstehcen bir erkek dergisine açık saçık pozlar veren Şebnem... Onun asıl hikayesini Yeşil Peri Gecesi 'nde okuyacaksınız. Burada sadece dergi kapağında bir resim, Kapak Kızı yani. Burada adı var hikayesi yok, orda ise hikayesi var adı yok. Güzellik suç mudur diye soruluyor kitapta. Buna kitabın cevabı şüphesiz ki evet. Şebnem’in annesi Hülya’nın güzelliği suç ilkin, güzel olduğu için her yerden sürülüyor bu kadın, önce kendi ailesinden sonra eşinin ailesinden, sonra da birçok yerden. Onun güzelliği ile başa çıkamayınca -niye başa çıkmak gerekiyor güzellikle o ayrı bir tartışma konusu gerçi- ona düşman olmaya karar veriyor herkes. İkinci olarak da annesinden Şebnem’e geçen güzellik suç. Sanki annnenin kaderi kızına yazılmış
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2020 19:45
Yine Ayfer Tunç, yine keyifli bir okuma dönemi. Bazı yazarlar sizi hiç şaşırtmaz ya, işte Ayfer Tunç öyle bir yazar benim için. Kitap ile ilgili inceleme yazıma geçmeden önce size bir önerim olacak; bu kitabı okumadan önce yazarın Kapak Kızı isimli kitabını mutlaka okuyun. ( #53828383 ) Evet Kapak Kızı'nı büyük bir keyifle okuduğumda tanımıştım ilk olarak Şebnem'i ve bu kitapla sarıp sarmalamak istedim.. Bazen sevdiklerimizin yaralarını göremez, göremediğimiz için de onları iyileştirmek için çaba harcamayız. Şebnem'i yaralı olarak değil, niyeyse hep yara açan olarak gördü sevdikleri. O yüzdendir ki her biri ayrı yaralar açtı onda. Ve Şebnem hiç durmadan kanadı, kanadıkça çevresinden öç alma isteği ile yeni yaralar açtı kendinde. Yalnızca bir roman olmaktan çok öte bir şey Yeşil Peri Gecesi ; o, bir dönemin eğitim sistemi, bir dönemin sağlık sistemi, bir dönemin makam mevki işleyişi, şiiri, şarkısı daha bir çok şeyi oldu benim için. Üstelik bu dönem öyle çok da eski bir dönem değil. Kitap içerisine ustaca serpiştirilmiş şiir ve şarkılar ayrı bir lezzet katacaktır okuma döneminize.. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum...
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201611,7bin okunma
Havva'nın Üç Kızı Elif Şafak inceleme yazısı
Puan vermedi·424 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
Arada kalmışlığın romanı diyebilirim. Nazperi karakteri üzerinden inanç inançsızlık, dogu batı, bilim bağnazlık arasında kalmışlık anlatılıyor. 3 kadın;biri günahkâr,biri inanan ve şaşkın.Böyle 3 farklı kadın üzerinden Oxford'da Prof Azer eşliğinde önyargilar, inançlar ve tanrı üzerine yapılan dersler. Bir yanda Peri'nin 2016 yılında İstanbul'da 35'li yaşlardaki yaşamı bir yanda çocukluğu ve Oxford'daki üniversite yılları. Yazar zaman kavramı ile çok güzel oynamış. Zaman düzenli şekilde bir ileri bir geri gidiyor ve sonunda çok iyi bağlanıyor. Severek okudum.Akıcı idi.400 sayfa olmasına ragmen okurken bitmese dedim.Bu Elif Şafak'in Aşk'dan sonra okuduğum ikinci kitabı.Elif Şafak'ın üslubunu sevdim.Büyuk bir yazar.Bu heyecanla gidersen bütün kitaplarını okurum.
Edebiyat
Havva'nın Üç KızıElif Şafak · Doğan Kitap · 201619bin okunma
10/10
·416 syf.·
Beğendi
·
2019 44. kitabı
Lacanyen psikanalizin benimsemiş olduğu üç temel tanı kategorisi mevcuttur; psikoz, sapkınlık ve nevroz. <<Psikoz>> Psikozun sebebi Baba-nın Adı[Nom-du-Pére]'nın yokluğudur ve men etme işlemiyle tanımlanır. Baba, annenin arzusunun yöneldiği, annenin, çocukla kurduğu simbiyotik/ortakyaşamsal ilişkinin dışında, gönderme yaptığı şeydir; biyolojik babadan akademik kariyere kadar annenin arzu ettiği, çocuğu simgesel dünyaya çağıran her şey Baba işlevi görür. Bu durumda Baba-nın-Adı'nın men edilmesi, dışta tutulması sebebiyle psikotikte simgeselin imgeseli radikal şekilde yeniden yazımı gerçekleşmez, simgesel imgeselleştirilir, ilişkiler imgesel ilişkiler olarak kalır. Psikotik, Baba-nın Hayır'ına, onun talebine/tehdidine ses vererek nevrotik gibi kesin bir jouissance bedeli ödemez. İlksel, kurucu metaforun (Baba-nın-Adı) yokluğu sebebiyle psikotik dildeki metaforları kullanamaz, ancak taklit edebilir, dil psikotiği ele geçirmiştir, psikotik dil tarafından yaşanır. Dil simgesel hale gelmez nevrotikteki gibi, daima gerçek olarak kalır. Öyle ki Lacan dil bozukluklarını psikoz tanısı koyarken vazgeçilmez görür. Halüsinasyon? Halüsinasyon tüm yapılarda(psikoz, sapkınlık ve nevroz) bulunur, çünkü halüsinatif düşünme birincil süreç düşünme tipidir. Psikotiğe özgü değildir, varlığı psikoz tanısını elzem kılmaz. Ancak psikotik farklı olarak halüsinasyonlarında dışsal bir faile atıfta bulunur, bir kesinlik duygusu taşır. Nevrotik halüsinasyona inanırken psikotik inanç duyar. Lacan, beden gerçektir der. Bu beden, başlangıçta tüm bölgelerini kapsayacak şekilde jouissance/haz ile doludur ancak zamanla toplumsallaşır. Jouissance'ı basit bir örnek üzerinden anlatmak için parmağını emen, burnunu karıştıran ya da cinsel organını elleyen bir çocuğu düşünelim; bu ayıp, kötü, günah ve
Lacancı Psikanalize Bir GirişBruce Fink · Encore Yayınevi · 201652 okunma
Reklam
Reklam