İbni Kayyım (rh) şöyle der: "Hilelere cevaz vermek, sedd-i zerâi ile açıkça çelişir. Zira Şari, mümkün olan her yöntem ile kötülüklere giden yolları kapamaktadır. Hileci ise kötülüklere giden her türlü yolu açar. Buna göre harama düşme korkusuyla caiz olan şeylerden bile kaçınan ile haramlara ulaşabilmek için her türlü hileye tevessül eden hiç bir olur mu?
Buraya kadar zikrettiğimiz gerekçeler ve bunların kat kat fazlası, hilenin, hileyle amel etmenin ve Allah'ın dini konusunda hileyle fetva vermenin haram oldu-ğunu göstermektedir. Lanetten söz eden hadisleri inceleyenler, bu hadislerin genelinin, hilelere başvurarak Allah'ın haramlarını helal kılmaya ve farzlarını ortadan kaldırmaya çalışanlarla ilgili olduğunu görecektir. Nitekim, 'Allah hulle yaptırana ve yapana lanet etmiştir. "Allah Yahudilere lanet etmiştir, iç yağı onlara haram kılındığı hâlde, onu erittiler, sattılar, parasını da yediler.' 'Allah rüşvet alana da verene de lanet etsin.' 'Allah faiz yiyene, yazana ve şahitlik edene lanet etsin. hadisleri bunlardan birkaçıdır.
Bilindiği gibi, yazan ve şahitlik eden kişi, hile yoluyla elde edilen faize şahitlik edip yazışmasını yapmıştır. Bununla da açık ve görünür bir faizcilikten farklı bir işleme şahitlik edip yazışmasını yapmış olmaktadır. İçki konusunda on kişi lanetlenmiştir. Bunlardan ikisi de sıkan ve sıktırandır. Bilindiği gibi, şıra yapan kişi yalnızca üzüm sıkmaktadır. Yüce Allah saçına saç ekleyen ve ekleten kadına, dövme yapan ve yaptıran kadına lanet etmiştir. İbni Mesud hadisinde bunlar faiz yiyen ve yediren, hulle yapan ve yaptıranlarla birlikte zikredilmiştir. Bunun sebebi de bu grupların, aldatma ve karmaşık işlem yaparak ortak bir şeyi varmış gibi göstermekte, hulleci evlenme niyeti olmadığı hâlde evlenecekmiş gibi davranmakta, faiz yiyen ise