Bir düştü insan bir zaman hurafesiyle yaşıyoruz ondan arta kalan.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Şiir
İnsan tarihi karıştırır, saçma gibi görünen hadiselerin altındaki gizleneni anlamaya çalışırsa saçma birşeyin olmadığı hakikatine varabilir. Hatta mitolojilerin altında abartılmış veya küçültülmüş hakikatlerin olduğunu anlamak güçtür. Bunlar şekil değiştirerek hakikatleri gizleyen hurafe kisvesi altındaki hakikatlerdir.
Sayfa 60 - İnsan meziyet sahibi olmadığı üstünlükleri kutsallaştırmayı çok sever. Halbuki mana bu gidişata mana nedir, nereye varır? ..·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Namahremin elini mahremiyetimize değdirdiler.”
Sayfa 68·Kitabı okudu
1000Kitap
Her gün, düzenli olarak odaya konan bir ibrik suyun bitmesi, takunyaların ıslanması, büyükler için büyülü bir anlam taşımaktan öteye gitmemişti hiçbir zaman. Bunu başkasından duysa, hurafe, cahil insanların hayatlarına heyecan katmak için uydurdukları masal der geçerdi. Ama tüm bunları bizzat yaşamıştı.
Hurafelere inanmıyorum dedikten sonraki düşüncelerim gibi :)
“Uzaklarda küçük yıldızlar parlıyor, bir, iki, üç, dört, beş… Melekler küçük parlak evlerinin penceresini açıp oradan bize bakıyorlar, öyle değil mi, Levko? Yeryüzünü seyrediyorlar. İnsanlarında kuşlar gibi kanadı olsaydı yükseklere uçabilirdik. Bizim meşe ağaçlarımız bile göklere uzanamıyor! Dediklerine göre uzak diyarların birinde ağacın teki gökyüzüne kadar uzanıyormuş ve Tanrı da Paskalya gecesi ondan tutunarak yeryüzüne iniyormuş.” “Hayır, Galya. Tanrı’nın gökyüzünden yeryüzüne uzanan bir merdiveni varmış. Paskalya’dan önceki son pazar günü kutsal melekleri o merdiveni kurarmış. Tanrı daha ilk basamağa adımını atar atmaz kötü ruhlar sürü halinde havalanıp cehennemin dibini boylarmış. İşte bu yüzden Paskalya günü yeryüzünde tek bir kötü ruh bile bulunmaz.”
Sayfa 102 - Marsis Yayınları
Alıntı
Sanırım kırık kalplerimizi başka kalpler kırarak, hatta onları parçalayıp çiğ çiğ yiyerek onaran cadılar olduğumuz filan sanılıyordu. Külliyen yalan, hurafe, vesvese! Bir kere, kırılmış kalbin öcü zinhar alınamıyordu. Çünkü başka bir kalbi kırmak, öbürünü tamire yaramıyordu
Sayfa 69 - Everest Roman·Kitabı okuyor