Ebû Mûsâ el-Eş'arî (r.a.) tarafından rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir." (Buhârî, Deavât, 66)
Asr-1 Saadet'ten
Bütün varlıklarını Mekke'de bırakıp Hz. Peygamber'le beraber Medine'ye hicret eden bazı fakir Müslümanlar Hz. Peygamber'in yanına gelip ona dertlerini anlatmaya başladılar: "Ya Resulallah! Zenginler cennetin en yüksek derecelerini ve ebedi nimetleri alıp götürdüler! Çünkü bizim namaz kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyor, bizim oruç tuttuğumuz gibi onlar da oruç tutuyorlar. Fazla malları olduğu için bir de onlar hac ve umre yapıyor, cihad ediyor ve sadaka veriyorlar; bizim ise sadaka verebileceğimiz malımız yok." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Size bir şey haber vereyim mi?" dedi ve ekledi: "Dediğimi yaptığınız takdirde sizi sevapta geçenlere yetişirsiniz, sizden sonrakilerden kimse de size yetişemez ve içinde bulunduğunuz toplulukta en hayırlı topluluk olursunuz. Ancak onlar da sizin yaptığınız bu tesbihleri yaparlarsa size yetişebilirler. Her namazın peşinden otuz üç kez tesbih (sübhânellah), otuz üç kez tahmîd (elhamdulillah) ve otuz üç kere tekbir (Allâhüekber) getirirsiniz." (Buhârî, Ezân, 155) Bir başka hadisinde ise Resûlullah (s.a.s.) bu tesbihleri saydıktan sonra, “Kim (sayıları) doksan dokuz eden bu tesbihleri, 'La ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir.' diyerek yüze tamamlarsa, günahları denizin köpükleri kadar da olsa bağışlanır." (Müslim, Mesâcid, 146) diyerek bütün müminleri müjdelemiştir.