Kıssaların en güzelidir, kendisi gibi Yusuf kıssası. Kur'an'da Hz. Yusuf anlatılır da kuyusuna dair bilgi verilmez. Ya Hz. Yunus? Balığın karnında kendisini suçlamasını huşu ile okuruz da balığın nasıl olduğunu bilmeyiz. Belki de onun için balığa takılmayız da balığın karnında "Ben kendime zulmedenlerden oldum," diyen Hz. Yunus'un duygularında zikrederiz. Bundandır ki onun duygusu bizim için zikir olur, fikir olur da her birimiz Yunus oluruz nefis balığımızın karnında, Yusuf oluruz dünya kuyusunda, İbrahim oluruz günah ateşlerinde ...
Hatırlanmak için Meziyetin olmalı
Hz. Yusuf, rüya tabir etmedeki yeteneğiyle ön plana çıkmayıp sadece haksızlığa uğramış, çok iyi ahlaklı, vb. biri olsaydı o kimse Yusuf'u hatırlayacak mıydı? Hayır. Bir meziyetiniz yoksa herkesin en iyi tahminle sadece "Çok iyi biridir" dediği biri olursunuz okadar.
Sayfa 140·Kitabı okuyacak
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hz. Yusuf zindandan çıkacak kişiye efendinin yanında beni an der fakat o kişi bunu unutur ve birkaç sene daha Hz. Yusf zindanda kalır. Bazı yorumcular Hz. Yusuf'un kendi meselesini Allah'a havale etmeyip kuldan medet umduğu için o kişinin unutuluyla cezalandırıldığını ve bu nedenle hapiste birkaç yıl daha geçirdiğini söyler.
Sayfa 136·Kitabı okuyacak
Beşerî-sosyal ilişkilerde veya ticarî-idarî-dinî sahalarda insanları aldatmak, hele de bunları güya Allah'ın ve/veya Hz. Peygamberin (sav) adıyla yapmak; bireysel ve sosyal sev-gi-güven ilişkilerini bozmakla kalmaz, böylesi işlerin ilk elden aracısı olan dili -afet veya belâ olmanın da ötesinde-apaçık bir fitne haline getirir..
Sayfa 39 - Kapı Yayınları·Kitabı okuyor
Deneme
Yeni Bir Yurt
"...Resulûllah'ın yanına herkesten önce varanlar son derece sevinçliydiler, fakat aynı zamanda da şaşırmış bir hâldeydiler. Yolcuların yanma varınca soru soran gözlerle birbirlerine bakıştılar. Ağacın altında iki kişi oturuyordu ve bunlardan hangisinin Resulûllah olduğunu bilmiyorlardı. İçlerinden hiçbirisi daha önce Resulûllah'ı görmemişti. Acaba bu iki kişiden hangisi Resulûllah idi? Bunu soramadılar. 'Resulûllah hanginiz?' diyemediler. Sevinç içerisinde, ağacın altında dinlenen yolculara yaklaşırlarken, 'Ey Allah'ın Resulü! Hoş geldin. Safalar getirdin!' demekten başka bir şey yapamadılar."
Ebû Mûsâ el-Eş'arî (r.a.) tarafından rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir." (Buhârî, Deavât, 66) Asr-1 Saadet'ten Bütün varlıklarını Mekke'de bırakıp Hz. Peygamber'le beraber Medine'ye hicret eden bazı fakir Müslümanlar Hz. Peygamber'in yanına gelip ona dertlerini anlatmaya başladılar: "Ya Resulallah! Zenginler cennetin en yüksek derecelerini ve ebedi nimetleri alıp götürdüler! Çünkü bizim namaz kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyor, bizim oruç tuttuğumuz gibi onlar da oruç tutuyorlar. Fazla malları olduğu için bir de onlar hac ve umre yapıyor, cihad ediyor ve sadaka veriyorlar; bizim ise sadaka verebileceğimiz malımız yok." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Size bir şey haber vereyim mi?" dedi ve ekledi: "Dediğimi yaptığınız takdirde sizi sevapta geçenlere yetişirsiniz, sizden sonrakilerden kimse de size yetişemez ve içinde bulunduğunuz toplulukta en hayırlı topluluk olursunuz. Ancak onlar da sizin yaptığınız bu tesbihleri yaparlarsa size yetişebilirler. Her namazın peşinden otuz üç kez tesbih (sübhânellah), otuz üç kez tahmîd (elhamdulillah) ve otuz üç kere tekbir (Allâhüekber) getirirsiniz." (Buhârî, Ezân, 155) Bir başka hadisinde ise Resûlullah (s.a.s.) bu tesbihleri saydıktan sonra, “Kim (sayıları) doksan dokuz eden bu tesbihleri, 'La ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir.' diyerek yüze tamamlarsa, günahları denizin köpükleri kadar da olsa bağışlanır." (Müslim, Mesâcid, 146) diyerek bütün müminleri müjdelemiştir.
Din