Annem görseydi tabii ki çok memnun olurdu. Uzaklarda benim için hastalığından daha çok endişe ediyordu. Her zaman buna inandım. Bununla beraber üzgün zamanlarımda kendimi hep unutulmuş hissederdim. Beni düşündüğü falan yoktu. Bu dünyada var oluşum artık bir anlam ifade etmiyordu. Anne kelimesini yavaş yavaş yüz kere tekrar ediyordum, ta ki artık anlamını yitirip sadece bir ağız jimnastiği haline gelene dek. Yaşayan iki annenin biricik yetim kızıydım. Biri beni daha ağzımda sütü kurumamışken evlatlık vermişti, diğeri de beni on üç yaşımda ilk anneme iade etmişti. Ayrılıkların, yalancı ya da gerçeği söylemeyi reddeden akrabaların, mesafelerin kızıydım. Kimin kızı olduğumu artık bilmiyordum. Aslında şimdi bile bildiğim söylenemez.
Sayfa 124 - Domingo yayınları