İbrahim Koç

İbrahim Koç
@iamibrhmkoc
Dünya herkesin göremediği şeylerle doludur.
369 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
10/10
·850 syf.··
2018 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2018 02:05
Taht oyunları oynadığında ya yaşarsın, ya da ölürsün. İncelemeyi uzun tutmaya gerek yok. Hepiniz az çok bilgi sahibisinizdir zaten diziden dolayı, sadece kısa bir özet geçmek yeter. Bizim nam-ı değer Martin abimiz iyi ki yaşıyor çünkü diziyi izledikten ve kitabı okuduktan sonra çok değerli ve muhteşem bir hayal gücüne sahip bu insanı kaybetmek kendi dünyası ve bizim dünyamız için çok büyük bir trajedi olurdu. Eğer kitap serisini okuyamıyorsanız, diziye kesinlikle tavsiye ediyorum. Yaşadığımız bu teknoloji bağımlılığının hat safhada olduğu, delikanlılığın kalmadığı, günümüzde ki bu lüks ve rahatlık çağından alıp kendi oluşturduğu bir dünyaya sürüklüyor. Ayrıca kitabı okudukça gözlerinizi sayfadan sayfaya sürüklenerek hayal gücünüze tertemiz bir dokunuş yapıyor. İlk kitap olan Taht Oyunları tabi ki diğer kitapların temeli. Entrikalar, Taht Oyunları, Savaş, ölüm, yaşam, gerilim, komedi, dram kısaca hayatta yaşanılan ve yaşanılacak her temayı ele alan bir fantastik romandır. Tekdüzelikten olan bu romanı okuyun, okutturun derim. Haaa okuyamıyorsanız o elimizden düşmeyen telefonlarımız ile izleyebiliriz diziyi. Winter is coming. (Kış geliyor)
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·160 syf.··
2018 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2018 10:03
Tolstoy'un 7 öyküden oluşan bu eseri diğer eserleri kadar ön planda olmasada niçin ön planda olmadığı sorusunu akıllara kazıyor, kitap okunulduktan sonra. Eser günümüzün iki eksik ya da olduğu halde yitirilmeye yüz tutmuş iki temel sorununu ele almış bulunmakta; Sevgi ve Din. İnsanı insan yapan en temel yapı taşının sevgi olduğunu hepimiz biliyoruz. Bizlere kısa da olsa sevginin yüceliğini tekrardan hatırlatan Tolstoy bu hikayelerini değil, aslında kendimizi okumakla yükümlendiriyor. Tabi dikkat ettiğim bir şey de var, Sevginin ve iyiliğin temelinide sürekli dine bağlayan Tolstoy bu ikiliyi bir çok hikayede karakterlere yükleyerek biz okurlara tekrardan hatırlatıyor, diyerekten incelememi bitiririp tavsiyemide hatırlatıyorum.
Edebiyat
Sevgi Neredeyse Tanrı OradadırLev Tolstoy · Antik Yayınları · 20154,992 okunma
9/10
·382 syf.··
2018 2. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2018 02:02
"Ahmet Hamdi Tanpınar, daha kitabın ilk sayfalarında “hürriyet” kelimesinin ve o dönemdeki anlayışının eleştirisiyle karşımıza çıkar. Hürriyet dönemin üst tabakası tarafından kişisel çıkarlar için kullanılmakta, belki de sırf bu yüzden istenilmektedir yani bir nevi snobizm ürünüdür. Hürriyet adı altında modernleşmeyi ve modernleşmenin getirdiği imkanları kendi çıkarları adına kullananların karnı doyarken, etrafta bunun için kullanılanlar aç kalmaktadırlar. Aslında üst tabaka dışındaki kimse “hürriyet”i tam manasıyla anlamadığı ve üst tabakanın etkisiyle döneme belki de zorlama bir “hürriyet” getirildiği için devrin insanları “hürriyet geldi!” diye neye sevindiklerini bilmeden sevinirler, kaybettiklerinin ve kazandıklarının ayırdına bile varamazlar. ve yorum tabii ki açıktır: “hürriyet aşkı snobizmdir, bu kadar iyi bir şey olsa sık sık gelip gitmez." Hayri irdal’ın Dr. ramiz tarafından uygulanan tedavisi sırasında hastalığı “Baba kompleksi” olarak teşhis edilir. Dr. Ramiz’e göre Hayri irdal kendi öz babasını beğenmemiş, hep kendisine Nuri efendi, Abdüsselam bey ve Seyit Lütfullah gibi yeni bir baba aramıştır. Baba kompleksi de sembolik olarak aslında değişime açık, kabuğundan sıyrılmaya çalışan, kendisine adeta yeni bir “baba” arayan toplumdur. Yeniliği doğuda ve batıda sürekli aramış fakat kendi özüyle bir türlü iki tarafı da bağdaştıramamış toplum... Eskiden beri kökenlerini sorgulamaya alışagelmiş, kitapta bunu şu cümleyle somutlaşırken bulabiliriz: “...bakın etrafa, hep maziden şikayet ediyoruz, hepimiz onunla meşguluz. onu içinden değiştirmek istiyoruz. bunun manası nedir. Bir baba kompleksi değil mi?.. büyük, küçük hepimiz onunla uğraşmıyor muyuz... Şu Etilere, Frigyalılara bilmem ne kavimlerine muhabbetimiz nedir? Baba kompleksinden başka bir şey mi?..”
Siyaset
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202352,9bin okunma
9/10
·300 syf.··
2017 56. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2017 02:09
Bir FBI ajanı olan Joe Navarro'nun kaleme aldığı bu Kişisel Gelişim türü adı altında bizlere anlattığı; deneyimlerini, bu yola nasıl başladığını, suçluların bizlere verdiği bedenen mesajları, karşımızdakinin bir ayak hareketinden bile o an ne hissettiğini, bedenin hareketler ve mimikler ile bizlere ne mesajlar verdiğini, beynimizin ve duygularımızın bir biri ile etkileşimi ve bu etkileşimin, dışa ne şekilde yansıyor olcağını ve ayrıca bu durumları da, yazılarının yanında en iyi anlayabileceğimiz resim tekniğiyle de örneklendirmesi bizler için daha anlaşılır kılıyor okuduğumuz metinleri, bir de yazdığı bir konu hakkında mesela bir omuz hareketi diyelim, bu hareketin bize verdigi mesajın yanında omuz ile ilgili yaşadığı bir olayı ya da omuz hareketi sayesinde yakaladığı bir suçlusunu yani kısaca kendi anılarını da bizler ile hemen hemen her başlıkta paylaşması bizler de hem bir ön-savunma, hem de bir ön-bilgi oluşmasını sağlıyor ve kitabı da hem daha zevkli ve hem de daha faydalı kılıyor. Bir de çevirmeni gerçekten tebrik ediyorum. İşini layıkıyla yerine getirmiş. Yani eğer kitabı bulabilirseniz, okuyun tavsiye ederim. Emin olun çok şey kapacaksınız ve çok şey göreceksiniz karşınızda ki kişide.
İlişkiler
Beden DiliJoe Navarro · Alfa Yayıncılık · 20086,2bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2017 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2017 04:08
Hayatımız; sorgusuz, sualsiz ve amaçsız ilerleyen biricik davamız. Kitabı bitirip derin bir nefes soluduktan, sonra gelde bu kitaba layık bir inceleme yaz yazabilirsen, dedirten bir eser. Yazmak zorunda değilm elbette ama ne demişler; "okuyun, elinizden geldiğince de okutun" ee bende belki de bu olaya bir elçi, bir vesile olmak ister ve incelememe de bu sebeple başlarım. Öncelikle Franz Kafka tarafından bizlere yol gösterme amaçlı gönderilen Josef K. isimli baş kahramanımız, her gün evinden işine, işinden evine tam da sistemin istediği şekilde bir birey olarak yaşar ve gidip gelir. Ama bir gün hayat ona iki tane adamını gönderir ve " O K' ya söyleyin, beni arasın bulsun, ben ona o tohumu boşuna vermedim. Beni aramaz ya da bir çaba sarfetmezse eğer beni bulmak için, ömür boyu tutsak kalır, kendi kafesinde. O çobanının istediği yoldan değil, çobanı onun istediği yoldan ilerlesin." der ve adamlarına da K'ya iletmesine söyler. İşte davamız böyle başlar. K ilk başlarda önemsemez tabi. Ama merak işte, ne geliyorsa insanın başına ya meraktan gelir ya da dayaktan. Kafes insanın kendisidir. Ama özgürlüğü de yine kendisidir. K da kafesinden kurtulmak için düşer özgürlüğünün ve hayatın peşine. K'nın davası kısa zamanda herkesin diline düşer. Çünkü K'nın davası diğer davalar gibi değil onun ki bir Varoluş davasıdır. Kaçımız K gibi avukattan vekaletimizi çekip kendi Varoluşumuzu kendimiz belirliyoruz. Onu geçtim kaçımız Varoluşumuzu sorguluyoruz ya da niye sorgulayalım ki. Çünkü sorgulamak, düşünmek demektir, akıl demektir. Biz kullanmıyoruz, düşünmüyoruz ama çok iyi televizyon izleriz bak, sosyal medya hesaplarımıza yediğimiz yemeklerin fotoğraflarını ya da yapmacık portlerimizi çok güzel ekleriz mesela, hele çevreyi ohh çok güzel kirletiriz çünkü belediye çalışanları ne
Felsefe
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma