Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Uyku, niçin böyle bir oyun oynuyor, niçin eli kanlı katillerle masumları, suçlularla mazlumların yüzünü aynı biçime sokuyor, hepsini sakinleştiriyor hepsine dingin bir ifade akıyor?
Şu sözlere inanmadığımı baştan ifade edeyim: İyiler
kazanacak. Haklı olanlar için adalet gerçekleşecek, Hesap sorulur. Devran dönecek...
Bütün bunları eşyanın tabiatı gereği sayan, tarihin
öyle ya da böyle bir yöne doğru gideceğini sananlar ancak “ilahî adalet” kavramıyla açıklanabilir. Ve kerelerce gördüğümüz üzere ilahî adalet diye bir şey yok. İnsanlar, insanların kurduğu düzen ve dünya var. (En azından, ilahî olanı, insanların bu türden pis işlerine karıştırmamak gerek.) Et dönerin bile kendi başına dönmediği bir dünyada devran denen devasa felek çemberinin kendi kendine dönen bir şey olduğunu düşünmek çocukça devran döndürünce dönen bir şey
Yaşlanmak, önlemini erken almazsan, kibir sahibi ya-
pıyor insanı. Unutabiliyor insan şu soruları sormayı:
“Sen kimsin ki gencin hevesini kırıyorsun? Sen kim-
sin ki dünyaya yeni gelen bu insanın bu dünyadan senden daha iyi geçemeyeceğini sanıyorsun? Sen kimsin... ''